KPSS Pusulası — Ana Sayfa

Çözümlü sorular · okuma modu

Paragraf — Test 8

KPSS Türkçe dersinin Paragraf konusundan 15 soru ve her birinin ayrıntılı çözümü. Konudaki 148 soru kitap sırasına göre 10 teste bölünmüştür; bu sayfa 8. testtir. Soruyu önce kendin çöz, ardından Çözümü göster'e dokunup doğru cevabı ve gerekçesini oku. Süre tutarak, şık işaretleyerek ve sonucunu kaydederek çözmek istersen interaktif testi başlat.

3 kolay8 orta4 zor

  1. Soru 1

    Zor

    Dil öğretiminde iki yol ayrılır. Birincisi kuralı önce verir: Öğrenci çekim tablosunu öğrenir, sonra cümle kurar. İkincisi ise öğrenciyi doğrudan konuşmanın içine bırakır; kural, konuşurken fark edilen bir düzen olarak sonradan belirir. Birinci yolu tutanlar temelin sağlam olacağını söyler; ikincisini savunanlar, konuşmadan öğrenilen kuralın kâğıtta kaldığını. Doğrusu ikisi de tek başına yarım kalır: Kuralsız akıcılık yanlışları kalıcı kılar, akıcılıksız kural ise sınav bittiğinde unutulur. Bu yüzden iyi öğretmen iki yolu sırayla değil, iç içe kullanır. Bu parçada karşılaştırılan iki yaklaşımla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

    • A)Birinin kuralı, ötekinin kullanımı başlangıç noktası saydığı
    • B)Kural ağırlıklı öğretimin öğrenciyi yanlıştan tümüyle koruduğu
    • C)İki yaklaşımın da tek başına yetersiz kaldığı
    • D)Yazarın iki yolu birlikte kullanmayı önerdiği
    • E)Kullanıma dayalı öğretimin kalıcı yanlışlara yol açabildiği
    Çözümü göster

    Doğru cevap: B — Kural ağırlıklı öğretimin öğrenciyi yanlıştan tümüyle koruduğu

    Parçada kural ağırlıklı öğretim için söylenen tek yargı, bu yolla öğrenilenlerin “sınav bittiğinde” unutulduğudur; bu yaklaşımın öğrenciyi yanlışlardan bütünüyle koruduğu hiçbir yerde belirtilmez, dolayısıyla söylenemeyecek yargı B'dir. “Kuralsız akıcılık yanlışları kalıcı kılar.” cümlesi E'yi, son cümle ise D'yi doğrular.

  2. Soru 2

    Orta

    Çocukluğumun geçtiği evi anlatmam istendiğinde hep aynı yerden başlarım: bahçedeki taş merdiven. Beş basamaktı, ikincisi kırıktı. Annem oradan geçerken hep bir uyarı savururdu arkamızdan. O evde on bir yıl yaşadık; babamın işi değişince taşındık. Yıllar sonra o sokağa gittim, ev yerinde duruyordu ama merdiven yoktu. Şimdi bu satırları yazarken anımsadığım şeyin merdiven mi yoksa annemin sesi mi olduğunu bilmiyorum. Belki de anı dediğimiz şey, yitirdiğimiz nesnelerin yerine bıraktığımız sestir. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur?

    • A)Birinci kişili anlatım
    • B)Geçmişe dönüş
    • C)Betimleyici ayrıntı
    • D)Karşıt düşünceleri çürütme
    • E)Genel bir yargıya varma
    Çözümü göster

    Doğru cevap: D — Karşıt düşünceleri çürütme

    Parçada “başlarım, yaşadık, gittim” gibi birinci kişi çekimleri (A), çocukluk evine dönüş (B), “Beş basamaktı, ikincisi kırıktı.” gibi betimleyici ayrıntılar (C) ve son cümledeki genel yargı (E) bulunmaktadır. Buna karşılık yazar hiçbir karşıt düşünceyi ele alıp çürütmediğinden tartışmacı bir tutum yoktur; yanıt D'dir.

  3. Soru 3

    Kolay

    Çarkın başında oturan usta, çamuru avucunda döndürürken hiç acele etmiyordu. Yanındaki genç çırak, aynı işi yarı sürede bitirdiğini söyleyince usta durdu, çırağın yaptığı testiyi eline aldı, ışığa tuttu ve kenarına parmağıyla vurdu. Ses boğuktu. “Çamur, ne kadar bastırdığını söyler.” dedi. Sonra kendi testisine vurdu; ses uzun uzun yankılandı. Çırak bir şey söylemedi. Ertesi gün çarkın başına oturduğunda avucunu daha yavaş çeviriyordu; usta arkasından bakıp gülümsedi. Bu parçada altı çizili sözle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

    • A)Yapıta harcanan emeğin sonuçta kendini belli ettiği
    • B)Kullanılan çamurun niteliğinin ürünün sesini belirlediği
    • C)Deneyimli ustaların kusuru sesten anlayabildiği
    • D)Hızlı çalışmanın her durumda zaman kazandırdığı
    • E)Çırakların ustaya danışmadan iş yapmaması gerektiği
    Çözümü göster

    Doğru cevap: A — Yapıta harcanan emeğin sonuçta kendini belli ettiği

    Çırağın yarı sürede bitirdiği testinin sesinin boğuk, ustanınkinin uzun uzun yankılı çıkması, harcanan emeğin ürüne yansıdığını gösterir; yanıt A'dır. Söz, çamurun cinsiyle değil ona ne kadar emek verildiğiyle ilgili olduğundan B, ustanın söylediği şey bir kusur saptama yöntemi olmadığından C uygun düşmez.

  4. Soru 4

    Orta

    Kent içindeki boş çatılarda arı kovanı kurmak ilk bakışta tuhaf gelebilir; oysa şehirlerde tarım ilacı kullanımı kırsala göre azdır ve parklarda, balkonlarda, refüjlerde birbirinden farklı yüzlerce bitki bulunur. Bu çeşitlilik, arıların ilkbahardan sonbahara kadar kesintisiz beslenmesini sağlar. Üstelik kovanlar çevredeki bitkilerin tozlaşmasını artırdığı için parklardaki meyveli ağaçların verimini de yükseltir. Elbette kovanın uçuş yönü, su kaynağına uzaklığı ve komşulara güvenli mesafesi hesaplanmalıdır. Bu koşullar sağlandığında çatılar, kentin en sessiz üretim alanlarına dönüşür. Bu parça aşağıdaki sorulardan hangisine cevap olarak söylenmiş olabilir?

    • A)Arı ürünleri insan sağlığı için neden önemlidir?
    • B)Dünyada arı sayısı son yıllarda hangi nedenlerle azalmaktadır?
    • C)Kentte arıcılık neden elverişlidir ve nelere dikkat edilmelidir?
    • D)Arı kovanları hangi malzemeden yapılmalıdır?
    • E)Kentlerde park alanları nasıl çoğaltılabilir?
    Çözümü göster

    Doğru cevap: C — Kentte arıcılık neden elverişlidir ve nelere dikkat edilmelidir?

    Parçanın ilk bölümü kentte arıcılığın elverişli yanlarını (ilaç azlığı, bitki çeşitliliği, tozlaşma), son bölümü ise dikkat edilecek koşulları (uçuş yönü, su, güvenli mesafe) sıralar; her iki yanı birden kapsayan soru C'dir. E ise yalnızca parkların geçtiği tek cümleye dayanır ve parçanın bütününü karşılamaz.

  5. Soru 5

    Orta

    Elimdeki sözlük, sıradan bir sözcük listesi değil. Her maddenin altında sözcüğün hangi yörede hangi anlamda kullanıldığı, hangi meslekte hangi karşılığı bulduğu yazılı. Örneğin “kalıp” maddesinde on iki ayrı kullanım sıralanmış; ayakkabıcının kalıbıyla dökümcünün kalıbı ayrı ayrı açıklanmış. Sözlüğü hazırlayanlar on beş yıl boyunca kasaba kasaba dolaşıp konuşmaları kaydetmiş. Bu yüzden kitabı bir başvuru kaynağı gibi değil, bir gezi defteri gibi de okuyabiliyorsunuz. Sözcüklerin ardında insanların işleri, alışkanlıkları, hatta şakaları duruyor. Bu parçada sözü edilen sözlükle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

    • A)Yalnızca yazı dilindeki sözcükleri kapsadığı
    • B)Sözcük sayısı bakımından benzerlerini geride bıraktığı
    • C)Yabancı kökenli sözcükleri dışarıda bıraktığı
    • D)Maddelerini örneklerle desteklemekten kaçındığı
    • E)Sözcükleri kullanıldıkları yaşam alanlarıyla birlikte verdiği
    Çözümü göster

    Doğru cevap: E — Sözcükleri kullanıldıkları yaşam alanlarıyla birlikte verdiği

    “Hangi yörede hangi anlamda”, “hangi meslekte hangi karşılığı” bilgileriyle ayakkabıcı ve dökümcü örneği, sözcüklerin kullanıldıkları yaşam alanlarıyla birlikte verildiğini gösterir; yanıt E'dir. Hazırlayanların kasaba kasaba dolaşıp konuşmaları kaydetmesi, sözlüğün yazı diliyle sınırlı olmadığını gösterdiğinden A söylenemez.

  6. Soru 6

    Kolay

    Otuz yıldır aynı çarşıyı fotoğraflıyorum. Bana “Bıkmadın mı?” diyorlar; bıkmadım, çünkü çarşı her sabah başka bir çarşı. Fotoğraf çekmek benim için beklemektir; kimi gün üç saat aynı köşede durur, tek kare çekmeden dönerim. Karelerimi renkli çekmem, çünkü renk bence bakışı dağıtıyor. Sergi açtığımda insanlar “Burayı biliyorum ama böyle görmemiştim.” diyor; en çok bu cümleye sevinirim. Makinemi değiştirmeyi de sevmem; yirmi yıldır aynı gövdeyle çalışıyorum, artık ağırlığını kolum ezberledi. Bu sözleri söyleyen kişi için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

    • A)Alışkanlıklarına bağlı, sabırla çalışan bir tutum benimsediği
    • B)Fotoğraf alanındaki yeni teknik olanakları yakından izlediği
    • C)Konu seçiminde sürekli bir değişiklik arayışında olduğu
    • D)Sergilerinde izleyicinin beğenisini temel ölçüt olarak aldığı
    • E)Fotoğrafta renk kullanımını zorunlu gördüğü
    Çözümü göster

    Doğru cevap: A — Alışkanlıklarına bağlı, sabırla çalışan bir tutum benimsediği

    Otuz yıldır aynı çarşıyı çekmesi, üç saat bekleyip tek kare çekmeden dönmesi ve yirmi yıldır aynı makineyi kullanması, alışkanlıklarına bağlı ve sabırlı bir tutumu gösterir; yanıt A'dır. “Renk bence bakışı dağıtıyor.” dediği için E, makinesini değiştirmeyi sevmediğini söylediği için B geçersizdir.

  7. Soru 7

    Zor

    Eski yapılara yaklaşırken iki tutum çarpışır. Birincisi, yapıyı ilk günkü hâline döndürmeyi amaçlar; eksik taşı tamamlar, solmuş boyayı yeniler, zamanın izini siler. İkincisi ise yapının yaşadığı her dönemi bir katman sayar; onarır ama eklediğini gizlemez, yeni taşı eskisinden ayırt edilecek biçimde koyar. Birinci tutum seyirciye bütünlüklü bir görüntü sunar, ancak hangi bölümün gerçekten eski olduğunu bilmemizi zorlaştırır. İkincisi gözü rahatsız edebilir, buna karşılık yapının tarihini okunur kılar. Asıl ayrım, onarımın kime karşı dürüst olacağındadır. Bu parçada karşılaştırılan iki tutumla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

    • A)Birinin yapıyı özgün görünümüne kavuşturmayı amaçladığı
    • B)Ötekinin onarımda yapılan ekleri belirgin bıraktığı
    • C)İlk tutumun eskiyle yeniyi ayırt etmeyi güçleştirdiği
    • D)İkinci tutumun yapıyı onarmayı gereksiz saydığı
    • E)İki tutumun da olumlu ve olumsuz yanları bulunduğu
    Çözümü göster

    Doğru cevap: D — İkinci tutumun yapıyı onarmayı gereksiz saydığı

    İkinci tutum için parçada “onarır ama eklediğini gizlemez” denmektedir; yani onarımı reddetmez, yalnızca eklediğini görünür bırakır. Bu nedenle D parçadan çıkarılamaz. “Hangi bölümün gerçekten eski olduğunu bilmemizi zorlaştırır.” cümlesi C'yi, her iki tutuma hem olumlu hem olumsuz yan atfeden cümleler ise E'yi doğrular.

  8. Soru 8

    Zor

    Son yıllarda çıkan ilk kitapların çoğunda aynı hastalığı görüyorum: cümleyi süslemek uğruna anlamı feda etmek. Genç yazar, sıfatları bir mücevherci gibi diziyor arka arkaya; oysa okur, o dizinin altında kalan olayı arıyor. Bir örnek vereyim: Geçen ay okuduğum bir öyküde tek bir kahvaltı sahnesi altı sayfa sürüyordu. Sorarım: Peynirin rengini üç ayrı benzetmeyle anlatmak kahvaltıyı daha canlı mı kılar? Kılmaz. Sadeliği yoksulluk sanan bir kuşak yetişiyor; oysa en zor iş, fazlalığı atmaktır. Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

    • A)Örnek vermeye başvurulmuştur.
    • B)Tanık göstermeden yararlanılmıştır.
    • C)Benzetmeye yer verilmiştir.
    • D)Soru sorup yanıtlama yoluna gidilmiştir.
    • E)Eleştirel bir tutum benimsenmiştir.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: B — Tanık göstermeden yararlanılmıştır.

    Parçada “Bir örnek vereyim.” sözüyle örnekleme (A), “bir mücevherci gibi” ifadesiyle benzetme (C), “Sorarım… Kılmaz.” bölümüyle soru sorup yanıtlama (D) ve baştan sona sürdürülen eleştirel bir tutum (E) vardır. Ancak yazar görüşünü desteklemek için hiçbir yetkili kişinin sözüne başvurmadığından tanık gösterme yoktur; yanıt B'dir.

  9. Soru 9

    Orta

    Ormanda yürürken patikaların nasıl oluştuğunu düşündüm. Kimse oturup çizmemiş bunları; yıllarca aynı yerden geçen ayaklar otu ezmiş, toprağı sıkıştırmış, sonunda bir çizgi belirmiş. Rehberimiz, en kısa yolun her zaman patika olmadığını, patikanın en kolay yol olduğunu söyledi. Sonra ekledi: “Bu izler, buradan geçenlerin ortak kararıdır; ama kimse oy vermemiştir.” Gerçekten de kimse bir araya gelip “Şuradan geçelim.” dememiş. Yine de herkesin tek tek verdiği küçük kararlar birikmiş ve ormanın içinde herkesi bağlayan bir yol çıkmış ortaya. Bu parçada altı çizili sözle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

    • A)Doğadaki yolların insan eliyle önceden planlandığı
    • B)Ortak kararların ancak açık bir tartışma sonucunda alınabildiği
    • C)Patikaların her koşulda en kısa yolu göstermiş olduğu
    • D)Yürüyüşçülerin yol seçerken rehberin yönlendirmesine uyduğu
    • E)Bireysel tercihlerin birikerek herkesi bağlayan bir düzen oluşturduğu
    Çözümü göster

    Doğru cevap: E — Bireysel tercihlerin birikerek herkesi bağlayan bir düzen oluşturduğu

    Son cümledeki “herkesin tek tek verdiği küçük kararlar birikmiş ve… herkesi bağlayan bir yol çıkmış” ifadesi, sözün anlamını açıkça verir; yanıt E'dir. Rehberin “en kısa yolun her zaman patika olmadığı” sözü C'yi, “Kimse oturup çizmemiş bunları.” cümlesi ise A'yı geçersiz kılar.

  10. Soru 10

    Kolay

    Bir müzede çocuk atölyesi kurmak, bir odaya boya kalemi koymak değildir. Çocuk, camekânın ardındaki nesneyi anlamak için önce onu eline benzeyen bir şeyle karşılaştırmak ister. Bu yüzden iyi atölyelerde çocuğa dokunabileceği kopyalar verilir; kil verilir, çekiç verilir, kırık bir çanağı yapıştırması istenir. Böylece nesne, uzaktan bakılan bir eşya olmaktan çıkar, bir işin sonucu hâline gelir. Atölyeden çıkan çocuk salona döndüğünde vitrine bir daha aynı gözle bakmaz; artık orada bir usta, bir emek, bir zaman görür. Bu parça aşağıdaki sorulardan hangisine cevap olarak söylenmiş olabilir?

    • A)Müzelerdeki çocuk atölyeleri nasıl olmalı ve neyi sağlamalıdır?
    • B)Müzelerde sergilenen eserler hangi yollarla korunmalıdır?
    • C)Çocuklar hangi yaşta müzeye götürülmelidir?
    • D)Müze sayısının artması neden gereklidir?
    • E)Çocuklara el becerisi kazandırmak için neler yapılmalıdır?
    Çözümü göster

    Doğru cevap: A — Müzelerdeki çocuk atölyeleri nasıl olmalı ve neyi sağlamalıdır?

    Parça hem atölyenin nasıl kurulacağını (dokunulabilir kopyalar, kil, çekiç) hem de bunun çocukta yarattığı değişimi anlatır; her iki yanı birden kapsayan soru A'dır. E'deki soru yalnızca malzemelerin sıralandığı cümleye karşılık gelir; oysa parçada amaç el becerisi değil, nesneyi emekle birlikte görebilmektir.

  11. Soru 11

    Orta

    Otuz yıl önce, birkaç öğretmenin kendi parasıyla çıkardığı küçük bir dergiydi. Sayfa sayısı hiç kırkı geçmedi, kapağı hep aynı renkteydi. Ünlü imzalara yer vermek yerine ilk kez yazan gençlerin metinlerini yayımladı; gelen her yazıya, basılmasa bile gerekçeli bir yanıt yazıldı. Bugün adını sık andığımız pek çok yazarın ilk metni bu dergide çıktı. Dergi beş yıl önce kapandı; ama düzenledikleri okuma toplantıları, kurdukları küçük kütüphane hâlâ duruyor. Sayıları raflarda değil, yazanların üslubunda saklı. Bu parçada sözü edilen dergiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

    • A)Geniş bir okur kitlesine ulaşmayı ilke edindiği
    • B)Yeni yazarların yetişmesine katkı sağladığı
    • C)Yazarlarına düzenli ödeme yaptığı
    • D)Kapanırken yerini başka bir dergiye bıraktığı
    • E)Ünlü imzalara yer vererek tanınırlığını artırdığı
    Çözümü göster

    Doğru cevap: B — Yeni yazarların yetişmesine katkı sağladığı

    “İlk kez yazan gençlerin metinlerini yayımladı.” ve “Bugün adını sık andığımız pek çok yazarın ilk metni bu dergide çıktı.” cümleleri, derginin yeni yazarların yetişmesine katkısını gösterir; yanıt B'dir. “Ünlü imzalara yer vermek yerine” ifadesi E'yi doğrudan geçersiz kılar; parçada dergiye bir ardıldan da söz edilmediği için D söylenemez.

  12. Soru 12

    Orta

    Mutfağa girdiğim ilk gün bana bulaşık verdiler, üç ay tencere yıkadım. Şimdi anlıyorum ki o üç ay, tencerenin dilini öğrenmekmiş. Yemek yaparken tarif kâğıdına bakmam; ama malzemeyi tartmadan da işe başlamam. Bana özgün tarifi soranlara hep aynı şeyi söylerim: Ben yeni bir şey icat etmiyorum, unutulmuş bir şeyi anımsıyorum. Büyükannemin defterindeki yemeklerin yarısını bugün kimse yapmıyor. Onları bugünün mutfağında pişirilebilir hâle getiriyorum; bazen bir malzemeyi çıkarıyorum, ama tadın yönünü değiştirmiyorum. Bu sözleri söyleyen kişi için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

    • A)Yemek yaparken ölçüye önem vermediği
    • B)Yeni tatlar bulmayı başlıca amacı saydığı
    • C)Eski yemekleri bugünün koşullarına uyarlamayı benimsediği
    • D)Mutfakta çıraklık döneminin gereksiz olduğunu düşündüğü
    • E)Büyükannesinin tariflerini olduğu gibi uyguladığı
    Çözümü göster

    Doğru cevap: C — Eski yemekleri bugünün koşullarına uyarlamayı benimsediği

    “Unutulmuş bir şeyi anımsıyorum.” ve “Onları bugünün mutfağında pişirilebilir hâle getiriyorum.” sözleri, eski yemeklerin bugünün koşullarına uyarlandığını gösterir; yanıt C'dir. “Bazen bir malzemeyi çıkarıyorum.” ifadesi E'yi, “malzemeyi tartmadan da işe başlamam” ifadesi ise A'yı geçersiz kılar.

  13. Soru 13

    Zor

    Bir yapıtı değerlendirirken kimi eleştirmen ölçütü yapıtın dışında arar: dönemin koşulları, yazarın yaşamı, toplumsal arka plan. Kimi ise ölçütü yapıtın içinde bulmaya çalışır; kurgunun tutarlılığı, dilin işleyişi, biçimin kendi kurallarına bağlılığı yeter ona. Birincisi metni bir tanıklık sayar, ikincisi kendi başına duran bir yapı. Birincisinin tehlikesi yapıtı belgeye indirgemek, ikincisininki ise metni içinde doğduğu dünyadan koparmaktır. İyi eleştiri, sanırım bu iki bakışın birbirini denetlemesiyle doğar; yalnız birine yaslanan okuma er geç kendi ölçüsünü mutlak sayar. Bu parçada yazarın savunduğu görüş aşağıdakilerden hangisidir?

    • A)Yapıtı değerlendirmede yazarın yaşamının belirleyici olduğu
    • B)Biçimsel çözümlemenin öteki yaklaşımlardan üstün olduğu
    • C)Eleştiri ölçütlerinin dönemden döneme değiştiği
    • D)İki bakışın birbirini denetleyerek kullanılması gerektiği
    • E)Metnin toplumsal arka planından koparılamayacağı
    Çözümü göster

    Doğru cevap: D — İki bakışın birbirini denetleyerek kullanılması gerektiği

    “İyi eleştiri, sanırım bu iki bakışın birbirini denetlemesiyle doğar.” cümlesi yazarın savını doğrudan verir; yanıt D'dir. Yazar her iki yaklaşımın da tehlikesini ayrı ayrı belirttiğinden, tek bir yaklaşımı üstün tutan A ve B seçenekleri parçaya aykırıdır.

  14. Soru 14

    Orta

    Antibiyotikler, bakterilerin neden olduğu hastalıklarda işe yarar; virüslerin yol açtığı grip ya da nezlede hiçbir etkisi yoktur. Buna karşın pek çok kişi, ateşi çıktığında ilk olarak antibiyotiğe başvurur. Gereksiz kullanım yalnız boşa gitmekle kalmaz; ilaca dayanıklı bakterilerin çoğalmasını da kolaylaştırır. Bu bakteriler zamanla yaygınlaştığında, ilaç gerçekten gerektiği durumda etkisiz kalır. Bu yüzden antibiyotiğin ne zaman kullanılacağına karar vermek, onu kullanmak kadar önemlidir. Bu parçadan aşağıdakilerden hangisi çıkarılabilir?

    • A)Gereksiz kullanım, ilacın gerektiğinde etkisiz kalmasına yol açabilir.
    • B)Antibiyotikler, ateşle seyreden bütün hastalıklarda etkili olabilmektedir.
    • C)Virüslerin yol açtığı hastalıklar, bakteri hastalıklarından daha tehlikelidir.
    • D)Antibiyotik kullanımı son yıllarda belirgin biçimde azalmıştır.
    • E)Dayanıklı bakteriler yalnızca hastane ortamlarında ortaya çıkmaktadır.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: A — Gereksiz kullanım, ilacın gerektiğinde etkisiz kalmasına yol açabilir.

    Parçanın üçüncü ve dördüncü cümleleri bir zincir kurar: gereksiz kullanım dayanıklı bakterilerin çoğalmasını kolaylaştırır, bu bakteriler yaygınlaşınca ilaç “gerçekten gerektiği durumda etkisiz kalır”. A tam olarak bu zincirin sonucudur. B, ilk cümleyle çelişir; virüs kaynaklı grip ve nezlede antibiyotiğin “hiçbir etkisi yoktur” denmektedir. C’deki tehlike karşılaştırması parçada hiç yapılmamıştır. D ve E’deki kullanım azalması ve hastane koşulu da metinde bulunmayan yargılardır. Cevap A.

  15. Soru 15

    Orta

    Koroda güzel sesli olmak tek başına yetmez. Bir koristin asıl becerisi, kendi sesini yanındakinin sesine göre ayarlayabilmesidir. Provalarda üzerinde en çok durulan şey de budur: Kimse öne çıkmayacak, kimse geride kalmayacaktır. Tek bir ses topluluğun üstüne çıktığında dinleyici ezgiyi değil o sesi duyar; bu da korodaki bütünlüğü bozar. Bu yüzden deneyimli şefler işe sesleri tek tek güçlendirmekle değil, onları birbirine yaklaştırmakla başlar. Bu parçaya aşağıdakilerden hangisi başlık olarak getirilebilir?

    • A)“Sesi Güzelleştirmenin Yolları”
    • B)“Bir Koro Şefinin Günlük Çalışması”
    • C)“Solo Söylemenin Güçlükleri”
    • D)“Koroda Uyumun Önemi”
    • E)“Prova Salonunun Düzeni”
    Çözümü göster

    Doğru cevap: D — “Koroda Uyumun Önemi”

    Başlık, parçanın bütününü kapsamalıdır. Metnin her cümlesi tek bir noktaya çıkar: koroda önemli olan sesin tek tek güzelliği değil, seslerin birbirine uymasıdır (“sesleri tek tek güçlendirmekle değil, onları birbirine yaklaştırmakla başlar”). Bu nedenle uygun başlık D’dir. A, parçanın karşı çıktığı bir bakışı başlığa taşır; metin sesi güzelleştirmeyi değil, uyumu öne çıkarır. C’deki solo söyleme, ancak bütünlüğü bozan bir örnek olarak anılır; parçanın konusu değildir. B ve E ise metinde yalnızca bir cümlede geçen provaya ve şefe dayanan, kapsamı dar başlıklardır. Cevap D.

Sponsorlu