KPSS Pusulası — Ana Sayfa

Çözümlü sorular · okuma modu

Paragraf — Test 9

KPSS Türkçe dersinin Paragraf konusundan 15 soru ve her birinin ayrıntılı çözümü. Konudaki 148 soru kitap sırasına göre 10 teste bölünmüştür; bu sayfa 9. testtir. Soruyu önce kendin çöz, ardından Çözümü göster'e dokunup doğru cevabı ve gerekçesini oku. Süre tutarak, şık işaretleyerek ve sonucunu kaydederek çözmek istersen interaktif testi başlat.

1 kolay7 orta7 zor

  1. Soru 1

    Orta

    Kervan yollarının üzerine belirli aralıklarla kurulan kervansaraylar, yalnızca bir konaklama yeri değildi. Yolcu burada parasız kalabilir, hayvanı bakılır, yükü güvence altına alınırdı. Yapının kalın duvarları ve tek girişi, hem soğuğa hem de yol kesenlere karşı korunma sağlardı. İçeride küçük bir mescit, bir hamam, çoğu zaman da bir nalbant bulunurdu. Böylece ticaret yolu boyunca ilerleyen kervan, birkaç günde bir eksiklerini tamamlayıp yoluna kaldığı yerden devam edebilirdi. Bu parçada kervansaraylarla ilgili olarak aşağıdakilerin hangisine değinilmemiştir?

    • A)Yolcuların ücret ödemeden kalabildiğine
    • B)Yapıyı dış tehlikelerden koruyan özelliklerine
    • C)İçinde hangi birimlerin yer aldığına
    • D)Kervanların burada eksiklerini giderebildiğine
    • E)İlk kez hangi dönemde yapıldıklarına
    Çözümü göster

    Doğru cevap: E — İlk kez hangi dönemde yapıldıklarına

    Parçada kervansarayların hangi yüzyılda ya da hangi dönemde yapılmaya başlandığına ilişkin tek bir bilgi yoktur; bu yüzden değinilmeyen yargı E’dir. A, “Yolcu burada parasız kalabilir” cümlesinde; B, “kalın duvarları ve tek girişi… korunma sağlardı” cümlesinde açıkça yer alır. C, mescit, hamam ve nalbandın sayıldığı cümlenin karşılığıdır. D ise son cümledeki “eksiklerini tamamlayıp yoluna… devam edebilirdi” sözüyle doğrulanır. Cevap E.

  2. Soru 2

    Orta

    İlk sikkeler, değeri üzerinde yazmayan küçük metal parçalarıydı; değerlerini yapıldıkları madenden alırdı. Bu yüzden her alışverişte para tartılır, gerektiğinde ayarı sınanırdı. Zamanla üzerlerine basılan damga, o parçanın ağırlığının ve ayarının bir güvence altında olduğunu göstermeye başladı. Böylece alışveriş her seferinde tartıyla değil, sayıyla yapılabilir oldu. Bugün cebimizdeki bozuk paranın madeni değeri, üzerinde yazan sayının çok altındadır; buna karşın kimse onu tartmayı düşünmez. ---- Bu parçanın sonuna düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

    • A)Bu nedenle madeni para basımı dünyanın pek çok ülkesinde azalmaktadır.
    • B)Demek ki paranın değeri, madeninden çok ona duyulan güvenden gelir.
    • C)Sikke basımı, uzun yıllar boyunca elde yürütülen bir işti.
    • D)Bu yüzden eski sikkeler bugün koleksiyoncularca aranmaktadır.
    • E)Alışverişte tartı kullanımı bugün de pek çok yerde sürmektedir.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: B — Demek ki paranın değeri, madeninden çok ona duyulan güvenden gelir.

    Parça, paranın değerinin madenden damgaya, yani bir güvenceye kayışını adım adım anlatır ve son cümlede bozuk paranın madeni değerinin yazılı değerinin altında olduğunu söyler. Bu gidişin doğal sonucu, değerin madende değil güvende olduğu yargısıdır; bu yüzden B gelmelidir. C ve D, paranın nasıl basıldığı ve koleksiyonculuk gibi yan konulara sapar, önceki cümleden çıkan bir sonuç değildir. E ise parçada geçen “tartıyla değil, sayıyla” karşıtlığına ters düşer ve düşünceyi geriye çeker. A’daki basım miktarına ilişkin bilgi de metinde hiç yer almaz. Cevap B.

  3. Soru 3

    Zor

    Ağaç gövdelerinde, taşların üzerinde gördüğümüz soluk yeşil lekeler çoğu zaman fark edilmez. ---- Bu yapı, suyu ve havadaki maddeleri doğrudan yüzeyinden alır; ne kökü ne de koruyucu bir kabuğu vardır. Havadaki kükürt bileşikleri arttığında ilk etkilenen de o olur. Bu yüzden bir ormanda bu lekelerin seyrelmesi, ölçüm aygıtları kurulmadan önce havanın bozulduğunu haber verir. Sessizce duran bu lekeler, aslında ormanın en erken uyarı düzeneğidir. Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

    • A)Likenler, nemin bol olduğu bölgelerde çok daha hızlı yayılır.
    • B)Oysa liken, bir mantarla bir yosunun birlikte yaşamasından oluşur.
    • C)Bu lekeler, ağacın gövdesine zarar veren yaygın bir hastalığın ilk izidir.
    • D)Ormanlarda hava ölçümü düzenli aralıklarla yinelenmelidir.
    • E)Taşların üzerindeki lekeler zamanla kendiliğinden kaybolur.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: B — Oysa liken, bir mantarla bir yosunun birlikte yaşamasından oluşur.

    Boşluktan sonraki cümle “Bu yapı…” diye başlar ve kökü ile kabuğu bulunmayan bir canlıdan söz eder; boşluğa, o canlıyı tanıtan bir cümle gelmelidir. B hem lekelerin ne olduğunu söyler hem de “Oysa” bağlacıyla ilk cümledeki “fark edilmez” yargısına karşıtlık kurar. C, parçayla çelişir; metnin devamında lekeler hastalık izi değil, havayı haber veren bir gösterge sayılır. E de çelişkilidir: parçada lekelerin kendiliğinden değil, hava bozulduğunda seyreldiği anlatılır. A ve D ise sonraki cümledeki “Bu yapı” sözünün dayanacağı bir tanım vermez. Cevap B.

  4. Soru 4

    Zor

    Okurken kenara not almak, kitabı kirletmek değildir. Altı çizilen bir cümle, o gün neyin önemli göründüğünü kaydeder; yanına yazılan üç sözcük ise okurun metne verdiği ilk karşılığı saklar. Yıllar sonra aynı kitabı açtığınızda orada iki metin bulursunuz: yazarın yazdığı ve sizin bıraktığınız. Bu ikincisi çoğu zaman kitabın kendisi kadar öğreticidir; çünkü size, o kitabı okurken nasıl biri olduğunuzu gösterir. Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

    • A)Kitaplara not almak, kitabın değerini düşüren bir alışkanlıktır.
    • B)Okurken alınan notlar, okurun o günkü hâlini de kaydeder.
    • C)Aynı kitabı ikinci kez okumak her zaman daha verimli olur.
    • D)Bir yazarın anlatmak istediği, ancak not alarak anlaşılabilir.
    • E)Okuma sırasında not almak, okuma hızını belirgin biçimde düşürür.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: B — Okurken alınan notlar, okurun o günkü hâlini de kaydeder.

    Parçanın son cümlesi vurguyu açıkça koyar: notlar “size, o kitabı okurken nasıl biri olduğunuzu gösterir”; ikinci cümlede de altı çizilen cümlenin “o gün neyin önemli göründüğünü” kaydettiği söylenir. Yani not, yalnız metni değil okurun o günkü hâlini de kaydeder; “iki metin” benzetmesi de bu düşünceyi hazırlar. A, parçanın ilk cümlesiyle doğrudan çelişir; yazar not almayı kirletmek saymadığını daha baştan belirtir. D ise metnin söylediğinden fazlasını iddia eder: yazarın anlatmak istediğinin ancak notla anlaşılabileceği hiçbir yerde söylenmez. C ve E’deki ikinci okuma verimi ve okuma hızı konularına da parçada hiç değinilmemiştir. Cevap B.

  5. Soru 5

    Zor

    Bir üretici kooperatifinin asıl işi, ürünü toplayıp satmak değildir. Tek başına pazarlık edemeyen küçük üreticiyi, alıcıyla aynı masada oturabilecek büyüklüğe getirmektir. On üreticinin ayrı ayrı sattığı süt, alıcının belirlediği fiyata gider; bir araya geldiklerinde ise fiyat, konuşulabilir bir şeye dönüşür. Üstelik soğutma deposu, taşıma aracı, ölçüm aygıtı gibi tek başına karşılanamayacak masraflar da bölüşülmüş olur. Ortaklık büyüdükçe üreticinin alıcı karşısındaki yeri de değişir. ---- Bu parçanın sonuna düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

    • A)Bu yüzden üretici kooperatiflerinin sayısı son yıllarda hızla artmayı sürdürüyor.
    • B)Süt üretimi, bölgeden bölgeye değişen bir tarım koludur.
    • C)Yani kooperatif üreticiye yeni bir pazar değil, pazarlık gücü kazandırır.
    • D)Kooperatiflerde yönetim, seçimle belirlenen kurullara bırakılır.
    • E)Küçük üreticilerin çoğu, ürününü doğrudan tüketiciye satmayı yeğler.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: C — Yani kooperatif üreticiye yeni bir pazar değil, pazarlık gücü kazandırır.

    Parçanın ilk iki cümlesi kooperatifin işini “ürünü satmak” değil, üreticiyi “aynı masada oturabilecek büyüklüğe getirmek” diye tanımlar; sonraki cümleler de bunu fiyat ve masraf örnekleriyle açar. Sonuç cümlesi bu tanımı özetlemelidir; C bunu yapar ve ilk cümledeki karşıtlığı (“pazar değil, pazarlık gücü”) tamamlar. A ve D, kooperatiflerin sayısına ve yönetim biçimine geçtiği için anlatılan düşüncenin sonucu olamaz. E ise metinle çelişir; parçada üreticinin tek başına satış yaptığında fiyatı belirleyemediği anlatılmaktadır. B de konuyu süt üretiminin coğrafyasına kaydıran, bağlantısız bir bilgidir. Cevap C.

  6. Soru 6

    Orta

    Bir mahallenin sokak adları, o yerin geçmişini çoğu zaman haritadan daha açık anlatır. Değirmen Sokak adını taşıyan bir yerde bugün değirmen yoktur ama bir zamanlar vardı. Bostan, Tabakhane, Mumhane gibi adlar da orada hangi işin yapıldığını, hangi kokunun sindiğini söyler. Bu adlar sırf eski göründükleri için değiştirildiğinde yalnız bir tabela değil, mahallenin kendisi hakkında bildiği şey de silinir. Yeni bir ad, her zaman yeni bir başlangıç anlamına gelmez. Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

    • A)Sokak adları mahallenin geçmişini taşıdığı için korunmalıdır.
    • B)Eski mahallelerde bugün hiçbir zanaat sürdürülmemektedir.
    • C)Haritalar, bir yerin tarihini öğrenmek için her zaman yetersiz kalır.
    • D)Mahalle adları, kent adlarına göre çok daha hızlı değişmektedir.
    • E)Sokaklara verilen yeni adlar halk tarafından hiçbir zaman benimsenmez.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: A — Sokak adları mahallenin geçmişini taşıdığı için korunmalıdır.

    Yazar, sokak adlarının geçmişi anlattığını söyledikten sonra bunların değiştirilmesiyle “mahallenin kendisi hakkında bildiği şey”in silineceğini belirtir; bu da adların korunması gerektiği düşüncesini doğurur. C, metnin söylediğinden fazlasını iddia eder: parçada haritanın her zaman yetersiz olduğu değil, sokak adlarının çoğu zaman daha açık anlattığı söylenmiştir. E’deki “hiçbir zaman benimsenmez” yargısı da metinde yoktur; yazar benimsenme değil, bellek yitimi üzerinde durur. B ve D’deki zanaat ve değişim hızı bilgileri ise parçada hiç geçmez. Cevap A.

  7. Soru 7

    Orta

    Telefonun ekranında beliren her bildirim, yapmakta olduğumuz işten küçük bir parça koparır. Asıl kayıp, bildirime ayrılan birkaç saniye değildir; dikkatin bölündükten sonra eski derinliğine dönmesi çoğu zaman dakikalar alır. Gün içinde onlarca kez bölünen biri, çalıştığı sürenin önemli bir bölümünü yeniden toparlanmakla geçirir. Bu yüzden bildirimleri kapatmak, iletişimden kopmak anlamına gelmez; yalnızca ne zaman bakılacağına kişinin kendisinin karar vermesi demektir. Bu parçada aşağıdakilerden hangisi vurgulanmaktadır?

    • A)Telefon kullanımı, gün geçtikçe her yaş grubunda yaygınlaşmaktadır.
    • B)İletişim araçlarından bütünüyle uzak durmak gerekmektedir.
    • C)Çalışma saatlerinin kısaltılması iş verimini artırmaktadır.
    • D)Asıl kayıp, dikkatin yeniden toplanması için geçen süredir.
    • E)Dikkat dağınıklığı, yalnızca telefon kullanımıyla ilgili bir sorundur.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: D — Asıl kayıp, dikkatin yeniden toplanması için geçen süredir.

    Parçanın ikinci cümlesi vurguyu doğrudan belirtir: “Asıl kayıp, bildirime ayrılan birkaç saniye değildir; dikkatin… eski derinliğine dönmesi çoğu zaman dakikalar alır.” Üçüncü cümle de bu yargıyı somutlaştırır. B, metinle çelişir; son cümlede bildirimleri kapatmanın “iletişimden kopmak anlamına gelmediği” açıkça söylenmiştir. E’deki genelleme de parçada yer almaz; yazar dikkat dağınıklığının tek kaynağını göstermez, yalnızca bildirimlerin etkisini anlatır. A ve C’deki yaygınlık ve çalışma saati konuları ise metinde hiç geçmez. Cevap D.

  8. Soru 8

    Zor

    Bir meydana heykel koymak, boş kalmış bir yeri doldurmak değildir. Heykel oraya girdiği anda meydanın nasıl kullanıldığı da değişir: İnsanlar ona göre yürür, ona göre buluşur, çocuklar kaidesinin çevresinde oyun kurar. Bu yüzden iyi bir meydan heykeli, uzaktan bakılan bir nesne olmaktan çıkıp bir buluşma noktasına dönüşür. Yanından her gün geçen kimsenin fark etmediği bir heykelin kusuru ise biçiminde değil, durduğu yerde aranmalıdır. Bu parçada heykelle ilgili olarak asıl vurgulanan aşağıdakilerden hangisidir?

    • A)Meydanlardaki heykellerin sayısı artırılmalıdır.
    • B)Heykeller, yapıldıkları malzemeye göre değerlendirilmelidir.
    • C)Meydan heykelleri çocuklar düşünülerek tasarlanmalıdır.
    • D)Bir heykelin biçimi, onu yapan sanatçının üslubunu doğrudan yansıtır.
    • E)Heykelin başarısı, bulunduğu yerle kurduğu ilişkiye bağlıdır.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: E — Heykelin başarısı, bulunduğu yerle kurduğu ilişkiye bağlıdır.

    Parçanın son cümlesi belirleyicidir: fark edilmeyen bir heykelin kusuru “biçiminde değil, durduğu yerde aranmalıdır”. Bu yargı, başarıyı doğrudan yerle kurulan ilişkiye bağlar; ikinci cümledeki kullanım değişikliği örnekleri de aynı düşünceyi destekler. D, metnin söylediğinin tam karşısındadır; yazar biçimi değil, konumu öne çıkarmaktadır. C ise parçada yalnızca bir örnek olarak geçen çocuk oyununu genel bir tasarım ilkesine dönüştürür; böyle bir öneri metinde yoktur. A ve B’deki sayı artışı ve malzeme ölçütü de parçada hiç anılmaz. Cevap E.

  9. Soru 9

    Orta

    Anadolu kentlerinde esnafın örgütlendiği loncalar, üretimi belli kurallara bağlardı. Bir ustanın kaç çırak çalıştıracağı, malın hangi ölçüde ve hangi fiyattan satılacağı bu kurullarda kararlaştırılırdı. Kurala uymayan esnaf önce uyarılır, uymamayı sürdürürse dükkânı kapatılırdı. Bu düzen, ucuz ve kötü malın çarşıya girmesini güçleştirdiği gibi esnaf arasında sert bir rekabetin doğmasını da önlerdi. Buna karşılık yeni bir üretim biçimi denemek isteyen için lonca, çoğu zaman aşılması güç bir sınır oluştururdu. Bu parçadan loncalarla ilgili olarak aşağıdakilerin hangisi çıkarılamaz?

    • A)Üretimin niteliğini korumaya yönelik kuralları vardır.
    • B)Esnaf arasındaki rekabeti sınırlayan bir işlev görmüştür.
    • C)Kurallara uymayan esnafa yaptırım uygulayabilmiştir.
    • D)Yeni bir yol denemek isteyenler için engelleyici olabilmiştir.
    • E)Üyelerinin gelirlerini eşit düzeyde tutmayı amaçlamıştır.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: E — Üyelerinin gelirlerini eşit düzeyde tutmayı amaçlamıştır.

    Parçada fiyatın ve ölçünün ortak kararla belirlendiği söylenir; ancak esnafın gelirlerinin eşitlenmesi gibi bir amaçtan hiç söz edilmez. Fiyatın ortak belirlenmesi, herkesin aynı kazancı elde etmesi anlamına gelmez; bu yüzden E çıkarılamaz. A, “ucuz ve kötü malın çarşıya girmesini güçleştirdiği” bilgisinden; B, “sert bir rekabetin doğmasını da önlerdi” cümlesinden çıkar. C, uyarı ve dükkân kapatma yaptırımlarının anlatıldığı cümlenin karşılığıdır; D ise son cümlede “aşılması güç bir sınır” sözüyle açıkça verilmiştir. Cevap E.

  10. Soru 10

    Orta

    Deniz ticaretini değiştiren şey daha büyük gemiler değil, hepsi aynı ölçüde yapılmış çelik kutular oldu. Konteynerden önce yük limanda tek tek elden geçirilir, bir geminin boşaltılması günler alırdı. Kutular standartlaşınca vinç, kamyon ve tren aynı yükü hiç açmadan birbirine devredebildi. Böylece limanda geçen süre saatlere indi, taşıma maliyeti hızla düştü. Bugün dünyanın öbür ucundaki bir ürünün ucuza gelmesinin arkasında, çoğu zaman bu sıradan görünen kutu vardır. Bu parçaya göre konteynerin deniz ticaretine sağladığı temel katkı aşağıdakilerden hangisidir?

    • A)Gemilerin taşıma kapasitesini büyütmesi
    • B)Limanlarda çalışan işçi sayısını artırması
    • C)Gemilerin daha hızlı yol almasını sağlaması
    • D)Yükün limanda açılmadan aktarılabilmesi
    • E)Ürünlerin dayanıklı biçimde paketlenmesi
    Çözümü göster

    Doğru cevap: D — Yükün limanda açılmadan aktarılabilmesi

    Parçanın üçüncü cümlesi katkıyı açıkça söyler: “Kutular standartlaşınca vinç, kamyon ve tren aynı yükü hiç açmadan birbirine devredebildi.” Bunun sonucu olarak limanda geçen süre ve maliyet düşmüştür. A, metnin ilk cümlesiyle doğrudan çelişir; değişimi sağlayan şeyin “daha büyük gemiler” olmadığı belirtilmiştir. C de yanlıştır, çünkü parçada geminin hızından değil, limanda geçen süreden söz edilir. B ve E’deki işçi sayısı ve paketleme dayanıklılığı konuları metinde hiç geçmez. Cevap D.

  11. Soru 11

    Kolay

    Bir kentte yürümenin kolay olup olmadığı, çoğu zaman kaldırımların genişliğinden anlaşılır. Dar bırakılmış bir kaldırımda iki kişi yan yana yürüyemez; bebek arabası süren biri ya da tekerlekli sandalye kullanan bir yaya, birkaç adımda bir taşıtların arasına inmek zorunda kalır. Üstelik bu kaldırımlara direk, tabela, saksı ve sokak masası da yerleştirilince yürünecek yer büsbütün daralır. Oysa yürümeyi kolaylaştırmak her zaman pahalı yatırımlar gerektirmez; çoğu kez var olan yerin yeniden ve doğru paylaştırılması yeter de artar bile. Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

    • A)Kentlerde taşıt sayısı her geçen yıl hızla artmaktadır.
    • B)Kentte yürümenin kolaylığı, kaldırıma ayrılan yere bağlıdır.
    • C)Tekerlekli sandalye kullananlar için ayrı yollar yapılmalıdır.
    • D)Kaldırımlara tabela yerleştirilmesi bütünüyle yasaklanmalıdır.
    • E)Kentlerde yürüyüş yapan kişi sayısı her yıl azalmaktadır.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: B — Kentte yürümenin kolaylığı, kaldırıma ayrılan yere bağlıdır.

    Parçanın ilk cümlesi (“yürümenin kolay olup olmadığı… kaldırımların genişliğinden anlaşılır”) ile son cümlesi (“var olan yerin yeniden ve doğru paylaştırılması yeter”) birlikte okunduğunda yazarın vurguladığı düşünce açıkça ortaya çıkar: yürüme kolaylığı, kaldırıma ayrılan yerle doğrudan ilgilidir. C’de sözü edilen “ayrı yol” önerisi parçada hiç geçmez; yazar ayrı bir yol değil, var olan yerin doğru paylaştırılmasını savunur. D de metinle bağdaşmaz; tabelalar yalnızca daralmaya örnek olarak anılmıştır, yasaklanması gerektiği söylenmemiştir. A ve E’deki taşıt ve yaya sayılarına ilişkin bilgiler ise parçada bulunmamaktadır. Cevap B.

  12. Soru 12

    Zor

    Bir türküyü notaya almak, onu dondurmak gibi bir şeydir. Derlemeci, köyde duyduğu ezgiyi kâğıda geçirirken sesin uzatıldığı yeri, söyleyenin araya kattığı iç çekişi, hatta o gün orada bulunan kalabalığı dışarıda bırakmak zorunda kalır. Elde kalan, türkünün iskeletidir. Yine de bu iskelet olmasaydı pek çok ezgi son söyleyicisiyle birlikte yok olup gidecekti. Derleme, türküyü eksilterek koruyan tuhaf bir iştir. Bu parçada savunulan görüşle çelişen yargı aşağıdakilerden hangisidir?

    • A)Notaya alınan bir türkü, söylenişindeki kimi özelliklerini yitirmektedir.
    • B)Derleme çalışmaları, unutulmaya yüz tutmuş ezgileri yaşatabilir.
    • C)Bir türkünün kâğıda geçirilmiş biçimi, söylenmişinin tamamını verir.
    • D)Derlemeci, kaydettiği ezgiyi zorunlu olarak eksilterek aktarır.
    • E)Türküler, söylendiği ortamdan ayrı düşünüldüğünde bir şey yitirir.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: C — Bir türkünün kâğıda geçirilmiş biçimi, söylenmişinin tamamını verir.

    Yazar, notaya alınan türküden geriye yalnızca “türkünün iskeleti”nin kaldığını, sesin uzatıldığı yerin ve söyleyenin kattıklarının dışarıda bırakıldığını söyler. C ise kâğıda geçirilmiş biçimin söylenmiş biçimin tamamını verdiğini ileri sürerek bu yargının tam tersini savunur; çelişen yargı budur. A ile D, aynı cümlelerin doğrudan karşılığıdır ve metinle uyuşur. B, “bu iskelet olmasaydı pek çok ezgi… yok olup gidecekti” cümlesiyle desteklenir; E de ortamın dışarıda kalmasından söz eden ikinci cümleyle örtüşür. Cevap C.

  13. Soru 13

    Zor

    I. Bir çocuk dili, kendisine anlatılan kurallarla öğrenmez. Çevresinde konuşulanı duyar, dener, yanlış yapar, düzeltilir. Bu deneme yanılma olmadan hiçbir kural yerine oturmaz. Nitekim dil bilgisi kitabını ezberleyen bir yetişkin bile konuşmaya başladığında aynı süreçten geçmek zorunda kalır. Kural, konuşmanın önünde değil arkasında yürür; söylenmiş binlerce cümleden sonra kendini gösterir. II. Yüzmeyi anlatan bir kitabı baştan sona okumak kimseyi yüzücü yapmaz. Suya girildiğinde beden, kitapta yazmayan yüzlerce küçük ayarı kendi başına bulur: nefesin ne zaman alınacağını, kolun hangi açıyla çıkacağını. Antrenörün sözleri ancak bu denemelerin üstüne konduğunda işe yarar. Havuz kenarında beklenen sürenin uzunluğu öğrenmeyi hızlandırmaz, yalnız suya girmeyi zorlaştırır. Bu iki parçada ortak olarak vurgulanan düşünce aşağıdakilerden hangisidir?

    • A)Bir beceri uygulanarak edinilir; kuralı bilmek tek başına yetmez.
    • B)Yetişkinler, yeni bir beceriyi çocuklara göre çok daha yavaş öğrenir.
    • C)Bir öğretmenin yönlendirmesi olmadan hiçbir beceri kazanılamaz.
    • D)Kitaplardan öğrenilen bilgiler zamanla bütünüyle unutulur.
    • E)Yanlış yapmaktan kaçınmak, öğrenmeyi kolaylaştıran bir tutumdur.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: A — Bir beceri uygulanarak edinilir; kuralı bilmek tek başına yetmez.

    Birinci parçada “Bu deneme yanılma olmadan hiçbir kural yerine oturmaz”, ikinci parçada ise “Yüzmeyi anlatan bir kitabı baştan sona okumak kimseyi yüzücü yapmaz” denmektedir. İki parça da bilgiyi değil, uygulamayı öğrenmenin koşulu sayar; ortak düşünce A’dır. C, ikinci parçayla çelişir: antrenörün sözlerinin “ancak bu denemelerin üstüne konduğunda” işe yaradığı söylenir, yani yönlendirme tek başına belirleyici değildir. E de birinci parçaya terstir; orada yanlış yapmak öğrenmenin zorunlu bir aşaması olarak anlatılır. B’deki hız karşılaştırması ve D’deki unutma yargısı ise iki parçada da yer almaz. Cevap A.

  14. Soru 14

    Orta

    Yakın zamana kadar bozulan bir ev aleti tamirciye götürülürdü. Bugün pek çok aygıtın kasası tek parça dökülüyor, vidası bulunmuyor, yedek parçası ayrı satılmıyor. Böyle olunca küçük bir arıza bile aygıtın tümden atılması anlamına geliyor. Oysa bir ürünün açılabilir, parçası değiştirilebilir biçimde tasarlanması, hem kullanıcıyı gereksiz bir harcamadan hem de doğayı yeni bir atık yığınından kurtarır. Onarımı kolaylaştırmak, üretimi yavaşlatmak değil; üretilenin ömrünü uzatmaktır. Bu parçanın ana düşüncesi aşağıdakilerden hangisidir?

    • A)Ev aletleri eskisine göre çok daha kısa sürede bozulmaktadır.
    • B)Tamircilik mesleği yakın bir gelecekte bütünüyle ortadan kalkacaktır.
    • C)Ürünlerin onarılabilir tasarlanması hem kullanıcı hem doğa için yararlıdır.
    • D)Yedek parça fiyatları son yıllarda belirgin biçimde yükselmiştir.
    • E)Tüketiciler, aldıkları aygıtları kullanırken yeterince özenli davranmamaktadır.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: C — Ürünlerin onarılabilir tasarlanması hem kullanıcı hem doğa için yararlıdır.

    Parçanın dördüncü cümlesi ana düşünceyi doğrudan verir: ürünün açılabilir ve parçası değiştirilebilir olması “hem kullanıcıyı gereksiz bir harcamadan hem de doğayı yeni bir atık yığınından kurtarır”. Son cümle de bu yargıyı pekiştirir. A, metnin söylediğinden farklıdır; parçada aygıtların daha çabuk bozulduğu değil, bozulduğunda onarılamadığı anlatılmaktadır. B’deki gibi bir gelecek öngörüsü metinde yoktur; tamirciden yalnızca geçmişteki alışkanlığı anlatmak için söz edilmiştir. D ve E’deki fiyat artışı ve kullanıcı özensizliği de parçada hiç geçmez. Cevap C.

  15. Soru 15

    Zor

    Soğutucudan önce yiyeceği saklamanın yolu, onu mikropların yaşayamayacağı bir duruma getirmekti. Kurutmada meyvenin suyu uçurulur, tuzlamada ise etin içindeki su tuzla dışarı çekilir; her iki yöntemde de mikrobun gereksinim duyduğu nem ortadan kalkar. Turşuda bu işi sirkenin asidi, reçelde şekerin yoğunluğu görür. Yöntemler birbirinden başka görünse de hepsinin dayandığı ilke aynıdır. Üstelik bu yollarla saklanan yiyecekler çoğu zaman kendi tatlarından başka bir tat da kazanır. Bu parçadan aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?

    • A)Kurutma ve tuzlamada nemin azaltılması belirleyicidir.
    • B)Turşu ile reçel, yiyeceğin bozulmasını birbirinden ayrı yollarla önler.
    • C)Saklama yöntemleri yiyeceğin tadını değiştirebilmektedir.
    • D)Sayılan yöntemlerin tümü ortak bir temel ilkeye dayanır.
    • E)Bu yöntemlerle saklanan yiyecekler besin değerini bütünüyle korur.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: E — Bu yöntemlerle saklanan yiyecekler besin değerini bütünüyle korur.

    Parçada yiyeceğin besin değerine ilişkin tek bir bilgi yoktur; anlatılan yalnızca bozulmanın nasıl önlendiği ve tadın değişebildiğidir. Bu yüzden E çıkarılamaz. A, kurutma ve tuzlamanın anlatıldığı cümledeki “mikrobun gereksinim duyduğu nem ortadan kalkar” sözüyle kanıtlanır. B, turşuda sirkenin asidinin, reçelde şekerin yoğunluğunun iş görmesinden çıkar; bu iki yolun farklı olması, dördüncü cümledeki ortak ilkeyle çelişmez. C ise son cümlede “kendi tatlarından başka bir tat da kazanır” denerek açıkça verilmiştir. Cevap E.

Sponsorlu