KPSS Pusulası — Ana Sayfa

Çözümlü sorular · okuma modu

Temel Kavramlar — Test 9

KPSS Vatandaşlık dersinin Temel Kavramlar konusundan 15 soru ve her birinin ayrıntılı çözümü. Konudaki 151 soru kitap sırasına göre 11 teste bölünmüştür; bu sayfa 9. testtir. Soruyu önce kendin çöz, ardından Çözümü göster'e dokunup doğru cevabı ve gerekçesini oku. Süre tutarak, şık işaretleyerek ve sonucunu kaydederek çözmek istersen interaktif testi başlat.

Bu testteki sorular şu kavramları ölçüyor: Hak ehliyeti ve fiil ehliyeti (TMK m.8, m.10), Erginlik yolları ve kısıtlama (hacir) sebepleri, Yaptırım türleri: ceza, cebrî icra, tazminat, iptal, hükümsüzlük, Hükümsüzlük türleri: yokluk, kesin hükümsüzlük, iptal edilebilirlik, askıda hükümsüzlük, Zamanaşımı ve hak düşürücü süre, Hukukun kaynakları, örf ve âdet hukuku, hâkimin izleyeceği sıra (TMK m.1), Normlar hiyerarşisi (2017 sonrası) ve Anayasa'nın üstünlüğü (m.11), Cumhurbaşkanlığı kararnamesi (Anayasa m.104). Bu kavramların kartları konu anlatımında; her kartın altında bu ve benzeri sorular, karıştırılan noktalar ve sınav ipuçları var.

2 kolay7 orta6 zor

  1. Soru 1

    Zor

    Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesindeki dürüstlük kuralı ile 3. maddesindeki iyiniyet kavramı hakkında aşağıdaki öncüllerden hangisi ya da hangileri doğrudur? I. Dürüstlük kuralı, hakkın kullanılmasında ve borcun yerine getirilmesinde herkes için geçerli objektif bir davranış ölçüsü getirir. II. Kanunun iyiniyete sonuç bağladığı hâllerde asıl olan iyiniyetin varlığıdır; ancak durumun gereğine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz. III. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılması hâlinde hukuk düzeni hak sahibini korumaya devam eder; karşı tarafa yalnızca tazminat isteme imkânı tanınır.

    • A)Yalnız I
    • B)Yalnız III
    • C)I ve II
    • D)II ve III
    • E)I, II ve III
    Çözümü göster

    Doğru cevap: C — I ve II

    I doğrudur: Türk Medeni Kanunu m.2/1, herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda olduğunu söyler; bu objektif bir davranış ölçüsüdür. II de doğrudur: m.3, kanunun iyiniyete sonuç bağladığı durumlarda asıl olanın iyiniyetin varlığı olduğunu, ancak beklenen özeni göstermeyenin iyiniyet iddiasında bulunamayacağını düzenler; yani iyiniyet sübjektif bir bilme-bilmeme hâlidir. III yanlıştır: m.2/2 açıkça 'bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz' der; yaptırım tazminatla sınırlı değildir, hak sahibi hukuki korumadan yoksun kalır. Bu nedenle III'ü içeren D ve E elenir, yalnız I diyen A ise doğru olan II'yi dışarıda bıraktığı için eksiktir. Cevap C.

  2. Soru 2

    Orta

    Hukuk kurallarının zaman bakımından uygulanmasıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

    • A)Kural olarak kanunlar, yürürlüğe girdikten sonraki olay ve ilişkilere uygulanır.
    • B)Ceza hukukunda failin lehine olan kanun, geçmişte işlenmiş fiile de uygulanabilir.
    • C)Fiilden sonra yürürlüğe giren kanun daha ağır sonuç doğuruyorsa fiile uygulanmaz.
    • D)Bir fiil, işlendiği sırada suç sayılmasa bile sonradan çıkan kanunla cezalandırılabilir.
    • E)Usul kuralları, derhal uygulanma ilkesi gereği görülmekte olan davalarda da uygulanır.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: D — Bir fiil, işlendiği sırada suç sayılmasa bile sonradan çıkan kanunla cezalandırılabilir.

    Anayasa m.38/1 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.7/1 uyarınca kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; bu nedenle D'deki ifade suçta ve cezada kanunilik ilkesine açıkça aykırıdır ve yanlıştır. B ve C doğrudur; TCK m.7/2'ye göre suçun işlendiği zamanki kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanun farklıysa failin lehine olan uygulanır, aleyhe kanun geçmişe yürümez. A, kanunların geriye yürümezliği genel kuralının kendisidir. E de doğrudur; usul kuralları kazanılmış hak doğurmadığından yürürlüğe girdiği anda derdest davalarda da uygulanır. Cevap D.

  3. Soru 3

    Zor

    Zamanaşımı ile hak düşürücü süre karşılaştırıldığında aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

    • A)Zamanaşımı hakkın kendisini sona erdirmez, dava yoluyla istenebilmesini engeller.
    • B)Hak düşürücü sürenin dolmasıyla hakkın kendisi kendiliğinden ortadan kalkar.
    • C)Zamanaşımı kanunda sayılan sebeplerle durur ve kesilir, yeniden işlemeye başlar.
    • D)Zamanaşımı bir def'idir; ileri sürülmedikçe hâkim onu kendiliğinden gözetemez.
    • E)Hak düşürücü süreyi hâkim, ancak taraflardan biri ileri sürerse dikkate alabilir.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: E — Hak düşürücü süreyi hâkim, ancak taraflardan biri ileri sürerse dikkate alabilir.

    Hak düşürücü süre, hakkın varlığına ilişkin bir itiraz sebebidir; sürenin geçmesiyle hak kendiliğinden düşer ve hâkim bunu davanın her aşamasında re'sen (kendiliğinden) dikkate alır. Bu nedenle E söylenemez. Buna karşılık zamanaşımı Türk Borçlar Kanunu m.161'e göre bir def'idir ve ileri sürülmedikçe hâkimce göz önünde tutulamaz; D doğrudur. A doğrudur; zamanaşımına uğramış borç eksik borç hâline gelir, borçlu isteyerek öderse ödediğini geri isteyemez. C de doğrudur; TBK m.153 ve 154 zamanaşımının durmasını ve kesilmesini ayrıca düzenler, oysa hak düşürücü süre kural olarak durmaz ve kesilmez. Cevap E.

  4. Soru 4

    Kolay

    5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'na göre, Türk vatandaşı bir anneden veya Türk vatandaşı bir babadan evlilik birliği içinde dünyaya gelen çocuk, hangi ülkede doğduğuna bakılmaksızın doğumla Türk vatandaşlığını kazanır. Bu düzenleme, vatandaşlığın kazanılmasında aşağıdaki esaslardan hangisinin benimsendiğini gösterir?

    • A)Soybağı (kan bağı) esası
    • B)Doğum yeri (toprak) esası
    • C)Yetkili makam kararı esası
    • D)Evlenme yoluyla kazanma esası
    • E)Seçme hakkını kullanma esası
    Çözümü göster

    Doğru cevap: A — Soybağı (kan bağı) esası

    5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu m.7'ye göre Türk vatandaşı ana veya babadan olan çocuk, doğum yerine bakılmaksızın Türk vatandaşıdır; bu, soybağı (kan bağı) esasının benimsendiğini gösterir. Doğum yeri esası aynı Kanun'un 8. maddesinde yalnızca istisnai olarak yer alır: Türkiye'de doğan ve ana babasından dolayı hiçbir devletin vatandaşlığını kazanamayan çocuk Türk vatandaşı olur; soruda ise doğum yeri hiç ölçüt alınmamıştır. Yetkili makam kararı (m.10-11) ile kazanma sonradan kazanma yollarındandır, doğumla kazanmayı açıklamaz. Evlenme de m.16 uyarınca kendiliğinden vatandaşlık kazandırmaz, başvuru ve karar gerektirir. Cevap A.

  5. Soru 5

    Orta

    Bir sürücüye, trafik kuralına aykırı davrandığı gerekçesiyle kolluk görevlilerince idari para cezası uygulanmış; aynı sürücü hakkında ayrıca taksirle yaralama suçundan mahkemece adli para cezasına hükmedilmiştir. Bu iki para cezası karşılaştırıldığında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

    • A)İki ceza da yalnızca hâkim kararıyla verilebilen adli yaptırımlardır.
    • B)İdari para cezası da adli sicile kaydedilir ve tekerrüre esas olur.
    • C)Ödenmeyen adli para cezası hapse çevrilebilir, idari para cezası çevrilemez.
    • D)Adli para cezası, idari makamlarca da doğrudan uygulanabilen bir yaptırımdır.
    • E)İdari para cezasına karşı hiçbir yargı merciine başvurulması mümkün değildir.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: C — Ödenmeyen adli para cezası hapse çevrilebilir, idari para cezası çevrilemez.

    5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.52 ve 5275 sayılı Kanun m.106 uyarınca adli para cezası bir suç karşılığı mahkemece hükmedilir ve ödenmemesi hâlinde hapis cezasına çevrilir; 5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.17'ye göre idari para cezası ise idari yaptırımdır, ödenmezse 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsil edilir, hapse çevrilmez. A yanlıştır; idari para cezası tanımı gereği idari makamlarca verilir, hâkim kararı şartı yoktur. B yanlıştır; adli sicile yalnızca mahkemelerce verilen ceza mahkûmiyetleri işlenir, kabahat karşılığı idari para cezaları işlenmez. E de yanlıştır; Anayasa m.125 gereği idarenin her türlü işlemine karşı yargı yolu açıktır, idari para cezalarına karşı kanunda gösterilen mercie başvurulabilir. Cevap C.

  6. Soru 6

    Kolay

    Türk hukukunda hukukun kaynaklarıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

    • A)Örf ve âdet hukuku, yazılı kaynaklar arasında sayılır.
    • B)Yönetmelikler, dayandıkları kanuna aykırı hüküm içerebilir.
    • C)Bilimsel görüşler hukukun yardımcı kaynakları arasındadır.
    • D)Mahkeme kararları her durumda bağlayıcı asli kaynaktır.
    • E)Cumhurbaşkanlığı kararnameleri Anayasa ile eşit değerdedir.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: C — Bilimsel görüşler hukukun yardımcı kaynakları arasındadır.

    Türk Medeni Kanunu m.1, hâkimin karar verirken bilimsel görüşlerden ve yargı kararlarından yararlanacağını söyler; bu nedenle doktrin (bilimsel görüş) ve içtihat yardımcı kaynaktır. Örf ve âdet hukuku ise TMK m.1'de kanundan sonra gelen asli fakat yazısız bir kaynak olduğu için A yanlıştır. Anayasa m.124 yönetmeliklerin kanunlara ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerine aykırı olamayacağını açıkça belirttiğinden B de yanlıştır. Normlar hiyerarşisinde Anayasa en üstte yer aldığından ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin Anayasaya uygunluğu Anayasa Mahkemesince denetlendiğinden E de kabul edilemez. Cevap C.

  7. Soru 7

    Orta

    Aşağıdaki hukuk dallarından hangisi özel hukukun alt dalları arasında yer alır?

    • A)Vergi hukuku
    • B)Devletler özel hukuku
    • C)Ceza usul hukuku
    • D)Devletler genel hukuku
    • E)İdari yargılama hukuku
    Çözümü göster

    Doğru cevap: B — Devletler özel hukuku

    Kamu hukuku, devletin egemen güç olarak taraf olduğu ilişkileri; özel hukuk ise kişiler arasındaki eşitliğe dayanan ilişkileri düzenler. Devletler özel hukuku, adındaki "devletler" sözcüğüne karşın yabancılık unsuru taşıyan kişiler arası ilişkilerde hangi ülke hukukunun uygulanacağını belirlediği için özel hukukun dalıdır. Vergi hukuku devletin vergilendirme yetkisini, idare hukuku idarenin kuruluş ve işleyişini düzenlediğinden A ve D kamu hukukundadır. Ceza usul hukuku devletin cezalandırma yetkisini kullanma biçimini düzenlediği, anayasa hukuku ise devletin temel yapısını kurduğu için C ve E de kamu hukuku dallarıdır. Cevap B.

  8. Soru 8

    Zor

    Miras bırakan (M), eşi altı aylık gebe iken ölmüştür. Çocuk (Ç) daha sonra sağ ve tam olarak doğmuştur. Bu olayla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

    • A)(Ç) kişiliğini ana rahmine düştüğü anda kazandığından, o andan başlayarak fiil ehliyetine de sahip sayılır.
    • B)(Ç) sağ doğsa bile kişilik doğumla başladığı için (M)'nin mirasında pay alamaz.
    • C)(Ç)'nin mirasçı sayılabilmesi için doğumdan sonra en az bir yıl yaşamış olması gerekir.
    • D)(Ç), sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düşme anından itibaren hak ehliyetine sahip olup mirasçıdır.
    • E)(Ç) yalnızca doğumundan sonra açılan miraslarda pay alabilir, (M)’nin mirasında ise payı bulunmaz.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: D — (Ç), sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düşme anından itibaren hak ehliyetine sahip olup mirasçıdır.

    TMK m.28'e göre kişilik, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlar; ancak aynı madde çocuğun hak ehliyetini sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan başlayarak elde ettiğini söyler. Cenin böylece miras bırakanın ölümü anında hak ehliyetine sahip sayıldığı için mirasçı olur; bu yüzden B ve E yanlıştır. Hak ehliyeti ile fiil ehliyeti ayrı kavramlardır: fiil ehliyeti TMK m.10 uyarınca ayırt etme gücü, erginlik ve kısıtlı olmama koşullarına bağlıdır, dolayısıyla A yanlıştır. Kanunda doğumdan sonra belirli bir süre yaşama koşulu bulunmadığından C de dayanaksızdır. Cevap D.

  9. Soru 9

    Orta

    (A) ile (B) kardeştir. (C), (A)'nın oğlu; (D) ise (B)'nin kızıdır. Bu kişiler arasındaki kan hısımlığı bakımından aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

    • A)(C) ile (D) arasında dördüncü derecede yansoy kan hısımlığı vardır.
    • B)(C) ile (D) arasında ikinci derecede üstsoy-altsoy kan hısımlığı vardır.
    • C)(A) ile (D) arasında dördüncü derecede yansoy kan hısımlığı vardır.
    • D)(A) ile (C) arasında ikinci derecede üstsoy-altsoy kan hısımlığı vardır.
    • E)(A) ile (B) arasında birinci derecede yansoy kan hısımlığı vardır.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: A — (C) ile (D) arasında dördüncü derecede yansoy kan hısımlığı vardır.

    TMK m.17'ye göre kan hısımlığının derecesi, hısımları birbirine bağlayan doğum sayısıyla belirlenir; biri diğerinden gelenler arasında üstsoy-altsoy, ortak kökten gelenler arasında yansoy hısımlığı bulunur. (C) ile (D) kuzendir: (C)-(A)-ortak kök-(B)-(D) zincirinde dört doğum bulunduğundan dördüncü derecede yansoy hısımıdır. (A) ile (D) arasında üç doğum vardır, dolayısıyla üçüncü derecedir ve C yanlıştır. (A) ile (C) baba-oğul olduğundan aradaki doğum sayısı birdir ve D yanlıştır; kardeşler arasındaki yansoy hısımlığı ise ikinci derece olduğu için E de yanlıştır. Cevap A.

  10. Soru 10

    Zor

    On altı yaşında olan ve ayırt etme gücüne sahip (K), yasal temsilcisinin rızasını almaksızın taksitle bilgisayar satın alma sözleşmesi yapmış; aynı gün dedesinin kendisine bağışladığı bisikleti de kabul etmiştir. Buna göre aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

    • A)İki işlem de ayırt etme gücü bulunmadığı için baştan kesin hükümsüzdür.
    • B)Satım sözleşmesi tek başına geçerli, bağışlamanın kabulü ise geçersizdir.
    • C)Satım sözleşmesi yasal temsilcinin rızasına bağlıdır; bağışlamanın kabulü tek başına geçerlidir.
    • D)(K) on altı yaşını doldurduğundan tam ehliyetli sayılır ve yaptığı her iki işlem de geçerlidir.
    • E)(K)’nın yaptığı bu işlemler ancak sulh hukuk mahkemesinin vereceği izinle geçerlilik kazanabilecektir.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: C — Satım sözleşmesi yasal temsilcinin rızasına bağlıdır; bağışlamanın kabulü tek başına geçerlidir.

    TMK m.11'e göre erginlik on sekiz yaşın doldurulmasıyla başladığından (K) küçüktür; ayırt etme gücü bulunduğu için TMK m.16 anlamında sınırlı ehliyetsizdir. Bu madde, ayırt etme gücüne sahip küçüklerin yasal temsilcinin rızası olmadıkça kendi işlemleriyle borç altına giremeyeceğini, ancak karşılıksız kazanmada ve kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları kullanmada bu rızanın gerekmediğini söyler. Satım borç doğurduğu için rızaya bağlıdır, bağışlamanın kabulü ise karşılıksız kazanma olduğundan tek başına geçerlidir. Ayırt etme gücü bulunduğundan TMK m.15'in kesin hükümsüzlük sonucu doğmayacağı için A, erginliğin yaşla kendiliğinden öne alınamayacağı için D yanlıştır. Cevap C.

  11. Soru 11

    Orta

    Türk Medeni Kanunu'na göre yerleşim yeriyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

    • A)Yerleşim yeri, bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir.
    • B)Bir kimsenin aynı zamanda birden çok yerleşim yeri olamaz.
    • C)Yerleşim yerinin değiştirilmesi, yenisinin edinilmesine bağlıdır.
    • D)Vesayet altındaki kişilerin yerleşim yeri, vesayet makamının bulunduğu yerdir.
    • E)Tek yerleşim yeri kuralı ticari ve sınai kuruluşlar için de geçerlidir.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: E — Tek yerleşim yeri kuralı ticari ve sınai kuruluşlar için de geçerlidir.

    TMK m.19 yerleşim yerini sürekli kalma niyetiyle oturulan yer olarak tanımlar ve bir kimsenin aynı zamanda birden çok yerleşim yeri olamayacağını söyler; ancak aynı maddenin son cümlesi bu kuralın ticari ve sınai kuruluşlar hakkında uygulanmayacağı istisnasını getirir. Bu nedenle E yanlıştır. A ve B doğrudan m.19'un, C m.20'nin ifadesidir. Vesayet altındaki kişilerin yerleşim yerinin bağlı oldukları vesayet makamının bulunduğu yer olduğu TMK m.21'de düzenlendiğinden D de doğrudur. Cevap E.

  12. Soru 12

    Zor

    Dernek ile vakıf karşılaştırıldığında aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

    • A)Dernek kişi topluluğu, vakıf ise mal topluluğu niteliğindedir.
    • B)Dernekte genel kurul zorunlu organdır, vakıfta üyelik esaslı böyle bir organ yoktur.
    • C)Dernek kuruluş bildiriminin verilmesiyle, vakıf ise tescille tüzel kişilik kazanır.
    • D)Derneğin kurulması en az yedi kişiyi gerektirir, vakıf tek kişi tarafından da kurulabilir.
    • E)Her ikisinin de tüzel kişilik kazanması mahkemenin vereceği tescil kararına bağlıdır.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: E — Her ikisinin de tüzel kişilik kazanması mahkemenin vereceği tescil kararına bağlıdır.

    TMK m.59'a göre dernekler, kuruluş bildirimi ve eklerini yerleşim yerinin bulunduğu yerin en büyük mülki amirliğine verdikleri anda tüzel kişilik kazanır; vakıflar ise TMK m.102 uyarınca yerleşim yeri mahkemesinin kararı ve tescille tüzel kişilik kazanır. Dolayısıyla mahkeme kararını her iki tüzel kişi için ortak kuruluş koşulu sayan E söylenemez; aynı sebeple C doğrudur. TMK m.56 derneği kazanç paylaşma dışında ortak bir amaç için birleşen en az yedi kişinin oluşturduğu kişi topluluğu, TMK m.101 vakfı malların belirli ve sürekli bir amaca özgülenmesiyle oluşan mal topluluğu olarak tanımladığından A ve D de doğrudur. Dernekte genel kurul TMK m.72'ye göre zorunlu organdır, vakıfta ise üyelik bulunmadığından karşılığı yoktur. Cevap E.

  13. Soru 13

    Orta

    Aşağıdaki durumlardan hangisinde borç ilişkisinin kaynağı sebepsiz zenginleşmedir?

    • A)Bir kimsenin dikkatsizliği sonucu komşusunun aracına zarar vermesi
    • B)İki kişinin karşılıklı irade beyanlarının uyuşmasıyla taşınmaz satış vaadinde bulunması
    • C)Borçlu olmadığı bir parayı yanlışlıkla ödeyen kişinin ödediğini geri istemesi
    • D)İşverenin iş sözleşmesinden doğan ücret ödeme yükümlülüğü altına girmesi
    • E)Kiracının sözleşmede kararlaştırılan kira bedelini ödemekle yükümlü olması
    Çözümü göster

    Doğru cevap: C — Borçlu olmadığı bir parayı yanlışlıkla ödeyen kişinin ödediğini geri istemesi

    Türk Borçlar Kanunu borcun kaynaklarını sözleşme, haksız fiil ve sebepsiz zenginleşme olarak üçe ayırır. TBK m.77 haklı bir sebep olmaksızın başkasının malvarlığından zenginleşen kişinin bunu geri vermekle yükümlü olduğunu, m.78 ise borçlu olmadığı edimi yanlışlıkla yerine getiren kişinin bunu geri isteyebileceğini düzenlediğinden C sebepsiz zenginleşmedir. A'da kusurlu davranışla hukuka aykırı olarak zarar verildiği için kaynak TBK m.49 uyarınca haksız fiildir. B, D ve E ise tarafların irade beyanlarının uyuşmasıyla doğan sözleşmeden kaynaklanan borçlardır. Cevap C.

  14. Soru 14

    Zor

    Emlak danışmanı (S), bir taşınmazı satın almak isteyen (A)'ya taşınmaz hakkında gerçek dışı bilgiler vermiş; (A) bu bilgilere güvenerek taşınmazı maliki (M)'den satın almıştır. (M), (S)'nin bu davranışını bilmemekte ve bilebilecek durumda da değildir. Buna göre aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

    • A)Üçüncü kişinin aldatması söz konusu olduğundan (A) her hâlde sözleşmeyle bağlı değildir.
    • B)(M) aldatmayı bilmediği ve bilebilecek durumda olmadığı için (A) sözleşmeyle bağlıdır.
    • C)Aldatma bir kesin hükümsüzlük sebebi olduğundan sözleşme baştan itibaren geçersizdir.
    • D)(A), aldatmayı öğrendiği andan başlayarak beş yıl içinde sözleşmeyi iptal edebilir.
    • E)(S)'nin davranışı korkutma sayılacağından sözleşme bu sebeple iptal edilebilir.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: B — (M) aldatmayı bilmediği ve bilebilecek durumda olmadığı için (A) sözleşmeyle bağlıdır.

    TBK m.36/2'ye göre taraflardan biri üçüncü kişinin aldatması sonucu sözleşme yapmışsa, sözleşmeyle bağlı olmaması için karşı tarafın sözleşmenin kurulduğu sırada aldatmayı bilmesi veya bilecek durumda olması gerekir; olayda (M) bilmediği ve bilebilecek durumda olmadığı için (A) bağlı kalır ve A yanlıştır. Bu nokta korkutmadan ayrılır: TBK m.37 uyarınca üçüncü kişinin korkutması hâlinde karşı tarafın bilip bilmemesine bakılmaksızın sözleşmeyle bağlılık ortadan kalkar; ayrıca olayda yanlış bilgi verilmiş, bir tehdit yöneltilmemiştir, bu yüzden E de yanlıştır. İrade bozukluğu kesin hükümsüzlük değil iptal edilebilirlik doğurduğundan C, iptal süresi TBK m.39'da bir yıl olarak belirlendiğinden D yanlıştır. Cevap B.

  15. Soru 15

    Orta

    Türk Medeni Kanunu'nun kişiliğin sona ermesine ilişkin hükümleriyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

    • A)Ölüm tehlikesi içinde kaybolma hâlinde gaiplik kararı verilebilmesi için en az beş yıl geçmesi gerekir.
    • B)Gaiplik kararı, hakları bu ölüme bağlı olanların istemi olmaksızın mahkemece kendiliğinden verilir.
    • C)Birden fazla kişiden hangisinin önce öldüğü ispat edilemezse en yaşlı olan önce ölmüş sayılır.
    • D)Uzun zamandan beri haber alınamayan kişi için son haber tarihinden başlayarak beş yıl geçmelidir.
    • E)Kişilik, çocuğun ana rahmine düştüğü anda başlar ve ancak gaiplik kararıyla sona erer.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: D — Uzun zamandan beri haber alınamayan kişi için son haber tarihinden başlayarak beş yıl geçmelidir.

    TMK m.32, gaiplik kararı için ölüm tehlikesi içinde kaybolmada en az bir yılın, kendisinden uzun zamandan beri haber alınamamada ise son haber tarihinden başlayarak en az beş yılın geçmesini arar; bu nedenle D doğru, A yanlıştır. Aynı madde gaipliğe hakları bu ölüme bağlı olanların başvurusu üzerine karar verileceğini söylediğinden B de yanlıştır. TMK m.29/2 birden fazla kişiden hangisinin önce veya sonra öldüğü ispat edilemezse hepsinin aynı anda ölmüş sayılacağını düzenlediği için C yanlıştır. TMK m.28 uyarınca kişilik sağ ve tam doğumla başlayıp ölümle sona erdiğinden E de kabul edilemez. Cevap D.

Sponsorlu