KPSS Pusulası — Ana Sayfa

Çözümlü sorular · okuma modu

Sözcükte Anlam — Test 9

KPSS Türkçe dersinin Sözcükte Anlam konusundan 15 soru ve her birinin ayrıntılı çözümü. Konudaki 143 soru kitap sırasına göre 10 teste bölünmüştür; bu sayfa 9. testtir. Soruyu önce kendin çöz, ardından Çözümü göster'e dokunup doğru cevabı ve gerekçesini oku. Süre tutarak, şık işaretleyerek ve sonucunu kaydederek çözmek istersen interaktif testi başlat.

2 kolay7 orta6 zor

  1. Soru 1

    Zor

    Aşağıda verilen atasözü çiftlerinden hangisinde iki atasözü anlamca birbirine en yakındır?

    • A)Aç tavuk kendini buğday ambarında sanır. / Sabır acıdır, meyvesi tatlıdır.
    • B)Üzüm üzüme baka baka kararır. / Bin bilsen de bir bilene danış.
    • C)İyilik eden iyilik bulur. / Isıracak it dişini göstermez.
    • D)Taşıma su ile değirmen dönmez. / Ödünç ile düğün olmaz.
    • E)Tencere yuvarlanmış, kapağını bulmuş. / El için kuyu kazan kendi düşer.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: D — Taşıma su ile değirmen dönmez. / Ödünç ile düğün olmaz.

    D'deki iki atasözü de geçici ve başkasından sağlanan imkânlarla kalıcı bir işin yürütülemeyeceğini anlatır; her ikisi de sürekli ve kendine ait kaynağın gerekliliğini vurgular. B'de ise "Üzüm üzüme baka baka kararır." kişinin çevresinden etkilendiğini, "Bin bilsen de bir bilene danış." ise danışmanın önemini bildirir; bu iki yargı birbirinden ayrıdır.

  2. Soru 2

    Orta

    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde dolaylama bulunmamaktadır?

    • A)Kara elmas çıkarılan ocaklarda çalışanlar için yeni bir düzenleme yapıldı.
    • B)Yavru vatanı ilk kez o yaz görmüştüm.
    • C)Denizin üzerinde küçük bir balıkçı teknesi süzülüyordu.
    • D)Ormanların kralı, uzun uykusundan yeni uyanmıştı.
    • E)File bekçisi, penaltıyı kurtararak takımını ayakta tuttu.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: C — Denizin üzerinde küçük bir balıkçı teknesi süzülüyordu.

    C'de deniz ve tekne doğrudan kendi adlarıyla anıldığı için dolaylama yoktur. E'deki "file bekçisi" ise tek sözcükle karşılanabilecek "kaleci" kavramının birden çok sözcükle anlatılmasıdır; aynı biçimde A'da "kara elmas" kömür, B'de "yavru vatan" Kıbrıs, D'de "ormanların kralı" aslan yerine kullanılmış dolaylamalardır.

  3. Soru 3

    Zor

    Verilen cümlelerin hangisinde deyim, anlamına uygun kullanılmamıştır?

    • A)Yıllar süren davanın sonunda haklı çıkınca yeniden yüzü güldü.
    • B)Ailesinin ısrarına daha fazla dayanamayıp sonunda boyun eğdi.
    • C)Bütün işleri tek başına yürütmeye kalkınca altından kalkamadı.
    • D)Sınavdan öyle korkuyordu ki salona gözü kara bir hâlde girdi.
    • E)Yardım isteyen kimseyi geri çevirmez, hiç kimseyi eli boş göndermezdi.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: D — Sınavdan öyle korkuyordu ki salona gözü kara bir hâlde girdi.

    "Gözü kara", tehlikeyi hiçe sayan, çok cesur kimse demektir. D'de ise cümlede korku ve çekingenlik anlatıldığı hâlde cesareti bildiren bir deyim kullanıldığı için deyim anlamına uygun kullanılmamıştır. C'deki "altından kalkamamak" ise bir işi başarmaya gücü yetmemek anlamındadır ve bütün işleri tek başına üstlenen kişi için doğru kullanılmıştır.

  4. Soru 4

    Orta

    Verilen deyimlerden hangisinin açıklaması yanlış verilmiştir?

    • A)etekleri tutuşmak: telaşa kapılmak, birden büyük bir korkuya düşmek
    • B)ağzı var dili yok: sessiz, sakin, kimsenin işine karışmayan kimse
    • C)kulağı delik: söyleneni duymayan, hiç kimsenin sözünü dinlemeyen kimse
    • D)gözden düşmek: eskiden gördüğü değeri ve saygınlığı yitirmiş olmak
    • E)tuzu kuru: geçim sıkıntısı çekmeyen, durumu rahat olan kimse
    Çözümü göster

    Doğru cevap: C — kulağı delik: söyleneni duymayan, hiç kimsenin sözünü dinlemeyen kimse

    "Kulağı delik" deyimi, haberleri herkesten önce alan, olup bitenden çabuk haberdar olan kişiyi anlatır; C'de verilen "söz dinlemeyen kimse" açıklaması yanlıştır. B'deki "ağzı var dili yok" ise gerçekten de çok sessiz, uysal ve kimseye karışmayan kişileri nitelemek için kullanılır.

  5. Soru 5

    Orta

    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcükler arasında zıt anlam ilişkisi yoktur?

    • A)Sınavı kazanan da kaybeden de aynı sıraya oturup sonucu bekledi.
    • B)Uzun yolu değil, kısa yolu seçtik.
    • C)Toplantıya katılanlar değil, katılmayanlar eleştirildi.
    • D)Ağır çantayı bırakıp hafif olanı sırtladı.
    • E)Genç öğretmenle yaşlı müdür uzun uzun konuştu.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: C — Toplantıya katılanlar değil, katılmayanlar eleştirildi.

    C'deki "katılanlar – katılmayanlar" ikilisi arasında zıt anlam değil olumsuzluk ilişkisi vardır; bir sözcüğün olumsuz biçimi, o sözcüğün karşıt anlamlısı sayılmaz. A'daki "kazanan – kaybeden" ise ayrı köklerden gelen ve birbirinin karşıtı olan sözcükler olduğu için gerçek bir zıtlık kurar.

  6. Soru 6

    Zor

    Kasabanın tek sineması yıllar önce kapanmıştı. (I) Beyaz perdenin ışığı sönünce gençler akşamlarını meydanda geçirmeye başladı. Yaşlılar ise (II) çay ocağının önünde toplanır, eski günleri anardı. Salonun yeniden açılacağı duyulduğu sabah (III) sevinçli bir telaş vardı; (IV) bütün kasaba, bu haberi birbirine yetiştirdi. Koltuklar onarıldı, perde yenilendi. Gösterim gecesi salon (V) tıklım tıklım doldu. Bu parçada numaralanmış sözlerden hangisinde ad aktarması vardır?

    • A)I
    • B)II
    • C)III
    • D)IV
    • E)V
    Çözümü göster

    Doğru cevap: D — IV

    IV numaralı sözde "kasaba" yer adı, orada yaşayan insanlar yerine kullanılmıştır; bu, yer-insan ilişkisine dayalı bir ad aktarmasıdır. I numaralı "beyaz perde" ise sinema yerine kullanılmış bir dolaylamadır; dolaylama ile ad aktarması karıştırılmamalıdır. V'teki "tıklım tıklım" ise yalnızca bir pekiştirme ikilemesidir.

  7. Soru 7

    Orta

    Aşağıdaki cümlelerden hangisinde altı çizili sözcüğün yerine ayraç içindeki sözcük getirilirse cümlenin anlamı bozulur?

    • A)Bu konuda kimseden yardım istemedi. (destek)
    • B)Duvardaki tabloyu uzun uzun inceledi. (gözetledi)
    • C)Anlattıkları hepimizi son derece şaşırttı. (hayrete düşürdü)
    • D)Öğretmen, ödevin eksiksiz olmasını istedi. (tam)
    • E)Sorunun çözümünü günlerce düşündü. (tarttı)
    Çözümü göster

    Doğru cevap: B — Duvardaki tabloyu uzun uzun inceledi. (gözetledi)

    "İncelemek" bir şeyi ayrıntılarıyla ve açıkça araştırmaktır; "gözetlemek" ise gizlice bakmayı bildirdiği için B'de cümlenin anlamı bozulur. A'da "yardım" ile "destek" aynı anlam alanında bulunduğundan değişim cümleyi bozmaz.

  8. Soru 8

    Zor

    Bu roman, savaşın açtığı yaraları (I) yalın bir dille anlatıyor. Yazarın (II) sade cümleleri okuru hiç yormuyor. Anlatımdaki bu (III) duruluk, kitabın en güçlü yanı. Satırlarda (IV) özentisiz bir ustalık var; (V) tumturaklı sözlere hiç yer verilmemiş. Bu parçada numaralanmış sözcüklerden hangisi anlamca diğerlerinden farklıdır?

    • A)I
    • B)II
    • C)III
    • D)IV
    • E)V
    Çözümü göster

    Doğru cevap: E — V

    "Tumturaklı" sözcüğü gösterişli ve süslü bir anlatımı niteler. I, II, III ve IV'teki "yalın", "sade", "duruluk" ve "özentisiz" ise gösterişten uzak anlatımı bildirdiği için aynı anlam alanında toplanan yakın anlamlı sözcüklerdir; bu nedenle V, anlamca onların karşısında yer alır.

  9. Soru 9

    Zor

    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde tırnak içindeki sözcüğün yerine ayraç içinde verilen sözcük getirilirse cümlenin anlamı değişir?

    • A)Bu kitabı beklediğimden “kolayca” okuyup bitirdim. (rahatça)
    • B)Yolun sonunda “küçük” bir dağ köyü görünüyordu. (ufak)
    • C)Hava, öğleden sonra “birden” kararıverdi. (aniden)
    • D)Öğrenciler sınav sonucunu “sabırsızlıkla” bekliyordu. (umutla)
    • E)Sorularımıza her zamanki gibi “içtenlikle” karşılık verdi. (samimiyetle)
    Çözümü göster

    Doğru cevap: D — Öğrenciler sınav sonucunu “sabırsızlıkla” bekliyordu. (umutla)

    Yakın anlamlı görünen sözcükler her zaman birbirinin yerine kullanılamaz; aralarındaki ince fark cümlenin anlamını değiştirir. D’de “sabırsızlıkla beklemek”, beklemeye katlanamamayı, tedirgin bir aceleyi bildirir; “umutla beklemek” ise sonucun olumlu çıkacağına inanmayı anlatır. Bu ikisi farklı duyguları karşıladığı için değişiklik cümlenin anlamını başkalaştırır. A’daki “kolayca” ile “rahatça”, C’deki “birden” ile “aniden” bu bağlamlarda eş değerdir; B’deki “küçük” ile “ufak”, E’deki “içtenlikle” ile “samimiyetle” de aynı kavramı karşılar ve yer değiştirdiklerinde anlam korunur. Cevap D.

  10. Soru 10

    Zor

    Aşağıdaki cümlelerde tırnak içinde gösterilen sözcüklerden hangisi, bir bilim ya da sanat dalına özgü anlamıyla kullanılmamıştır?

    • A)Ressam, tablonun ön “planına” iki küçük figür yerleştirmiş.
    • B)Öğretmen, tahtaya çizdiği üçgenin “alanını” hesaplattı.
    • C)Şair, şiirin son bölümünde “ölçüyü” bozmamak için çabalamış.
    • D)Çocuk, elindeki ipi makasla tam ortadan ikiye “böldü”.
    • E)Hemşire, hastanın “nabzını” bir dakika boyunca saydı.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: D — Çocuk, elindeki ipi makasla tam ortadan ikiye “böldü”.

    Terim anlam, bir sözcüğün belli bir bilim, sanat ya da meslek dalına özgü kavramı karşılamasıdır. A’daki “plan” resim ve sinemanın, B’deki “alan” matematiğin, C’deki “ölçü” şiirin, E’deki “nabız” tıbbın terimidir. D’de geçen “bölmek” sözcüğü matematikte terim değeri taşısa da bu cümlede bir ipin makasla ikiye ayrılması anlatılmaktadır; yani sözcük günlük dildeki gerçek anlamıyla kullanılmıştır. Terim değeri taşımayan tek kullanım bu nedenle D’dedir. Cevap D.

  11. Soru 11

    Orta

    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “göz” sözcüğü yan anlamıyla kullanılmıştır?

    • A)Doktor, hastanın gözlerini uzun uzun inceledi.
    • B)Kışlık giysileri dolabın alt gözüne yerleştirdi.
    • C)Bu konuda kimsenin gözünün yaşına bakmaz.
    • D)Yeni gelen öğretmen kısa sürede herkesin gözünde büyüdü.
    • E)Karanlık odada gözleri hiçbir şeyi seçemiyordu.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: B — Kışlık giysileri dolabın alt gözüne yerleştirdi.

    Yan anlam, sözcüğün temel anlamıyla bağını koruyarak başka bir varlığa ad olmasıdır. B’de dolabın bölmesine, biçim benzerliği nedeniyle “göz” denmiştir; sözcük organ adı olmaktan çıkmış, ama benzerlik bağını korumuştur. A ve E’de “göz” doğrudan görme organını karşılar; bu, sözcüğün temel anlamıdır. C ve D’deki “gözünün yaşına bakmamak” ile “gözünde büyümek” ise kalıplaşmış deyimlerdir; bunlarda sözcük tek başına bir varlığa ad olmaz, söz öbeğinin tamamı mecaz değer taşır. Cevap B.

  12. Soru 12

    Orta

    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “basmak” sözcüğü “bir yazıyı ya da resmi makineyle kâğıda geçirerek çoğaltmak” anlamında kullanılmıştır?

    • A)Yayınevi, şairin ilk kitabını bu ay yeniden bastı.
    • B)Çocuk, ıslak zemine basar basmaz dengesini yitirdi.
    • C)Vadiyi basan sis yüzünden yolu güçlükle seçtik.
    • D)Ütüyü gömleğin yakasına birkaç saniye bastı.
    • E)Dereyi basan sular bütün bahçeleri götürdü.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: A — Yayınevi, şairin ilk kitabını bu ay yeniden bastı.

    “Basmak” çok anlamlı bir eylemdir; soruda istenen, matbaacılıkla ilgili olan “çoğaltmak için kâğıda geçirmek” anlamıdır. A’da yayınevinin kitabı “yeniden basması” tam olarak bu anlamı karşılar. B’de sözcük “ayağını bir yere koymak” anlamındaki temel anlamıyla kullanılmıştır. C ve E’de ise “bir yeri kaplamak, su altında bırakmak” anlamı vardır; sisin ya da suyun bir yeri basmasının çoğaltmayla ilgisi yoktur. D’deki kullanım da “üzerine kuvvet uygulamak” anlamındadır. Cevap A.

  13. Soru 13

    Orta

    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “soğuk” sözcüğü mecaz anlamıyla kullanılmıştır?

    • A)Sabah kalkar kalkmaz soğuk suyla yüzünü yıkadı.
    • B)Odadaki soğuk yüzünden sobayı yeniden yaktık.
    • C)Selamına verdiği soğuk karşılık hepimizi şaşırttı.
    • D)Dolaptan çıkardığı soğuk şişeyi masanın ortasına bıraktı.
    • E)Bu kış, son yılların en soğuk günlerini yaşadık.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: C — Selamına verdiği soğuk karşılık hepimizi şaşırttı.

    Mecaz anlam, sözcüğün gerçek anlamından tümüyle uzaklaşarak başka bir kavramı karşılamasıdır. C’de “soğuk karşılık” ısıyla ilgili değildir; ilgisiz, sevimsiz, mesafeli bir davranışı anlatır, yani sözcük gerçek anlamının dışına çıkmıştır. B’de sobanın yeniden yakılması, sözcüğün düşük sıcaklık anlamıyla kullanıldığını kanıtlar. A, D ve E’de de sırasıyla suyun, şişenin ve havanın sıcaklığı söz konusudur; bu kullanımların hiçbirinde anlam kayması yoktur. Cevap C.

  14. Soru 14

    Kolay

    “Ustabaşı, çırağın ilk günlerde yaptığı küçük yanlışlara göz yumdu; ona kendini toparlaması için zaman tanıdı.” Bu cümlede geçen “göz yummak” deyimiyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

    • A)Bir işin sorumluluğunu bütünüyle başkasına bırakmak
    • B)Kusurları görmezlikten gelerek hoşgörüyle karşılamak
    • C)Yapılan bir işi baştan sona ayrıntılı biçimde incelemek
    • D)Bir kimseyi uzun süre gözetim altında tutmak
    • E)Verdiği sözden hiçbir gerekçe göstermeden dönmek
    Çözümü göster

    Doğru cevap: B — Kusurları görmezlikten gelerek hoşgörüyle karşılamak

    “Göz yummak” deyimi “bir kusuru görmezlikten gelmek, hoş görmek” anlamına gelir. Cümlede ustabaşının çırağa “kendini toparlaması için zaman tanıması”, yanlışların üzerine gitmediğini, onları hoşgörüyle karşıladığını gösterir; dayanak budur. A’daki “sorumluluğu başkasına bırakmak” cümlede yoktur; ustabaşı işi devretmemiş, yalnızca hataları görmezden gelmiştir. D ise deyimdeki “göz” sözcüğünden yola çıkılarak kurulmuş bir çeldiricidir; birini gözetim altında tutmak, hoşgörünün tam karşıtı bir tutumdur. Cevap B.

  15. Soru 15

    Kolay

    “Dikensiz gül olmaz.” atasözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

    • A)Doğadaki her varlığın kendine özgü bir güzelliği ve düzeni vardır.
    • B)Elde edilmesi güç olan şeyler insana daha değerli gelir.
    • C)Her güzelliğin ya da iyiliğin yanında bir sıkıntı da bulunur.
    • D)İnsan, beğendiği şeyin kusurunu görmekte zorlanır.
    • E)Görünüşe aldananlar çoğu zaman yanılgıya düşer.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: C — Her güzelliğin ya da iyiliğin yanında bir sıkıntı da bulunur.

    Atasözü, gülün güzelliğiyle dikeninin aynı bitkide bulunmasını örnek göstererek her güzel ya da iyi durumun yanında bir zorluğun, bir sıkıntının da bulunduğunu anlatır. A yalnızca doğadaki çeşitliliğe değinir; oysa atasözünde vurgulanan, güzellikle sıkıntının bir arada bulunmasıdır. E’deki “görünüşe aldanma” uyarısı başka sözlerin anlamıdır; dikenin varlığı bir aldanmayı değil, kaçınılmaz bir olumsuzluğu gösterir. D ise atasözünde hiç bulunmayan, kişinin bakışıyla ilgili bir yargıdır. Cevap C.

Sponsorlu