KPSS Pusulası — Ana Sayfa

Çözümlü sorular · okuma modu

İdare Hukuku — Test 9

KPSS Vatandaşlık dersinin İdare Hukuku konusundan 15 soru ve her birinin ayrıntılı çözümü. Konudaki 156 soru kitap sırasına göre 11 teste bölünmüştür; bu sayfa 9. testtir. Soruyu önce kendin çöz, ardından Çözümü göster'e dokunup doğru cevabı ve gerekçesini oku. Süre tutarak, şık işaretleyerek ve sonucunu kaydederek çözmek istersen interaktif testi başlat.

Bu testteki sorular şu kavramları ölçüyor: İdari dava türleri, süreler ve idari başvurular (2577), Kamu hizmeti ilkeleri, görülüş usulleri, kolluk ve kamu malları, İdari işlemin özellikleri ve türleri: icrailik, karine, düzenleyici-birel, İdari yargı denetiminin sınırları ve yürütmenin durdurulması (madde 125), İl ve ilçe yönetimi: vali ve kaymakam (5442), İdari işlemin unsurları, sakatlık ve yokluk, Merkezden yönetim, yetki genişliği ve yerinden yönetim (madde 126), İdari sözleşmeler ve kamu ihale sözleşmeleri. Bu kavramların kartları konu anlatımında; her kartın altında bu ve benzeri sorular, karıştırılan noktalar ve sınav ipuçları var.

3 kolay5 orta7 zor

  1. Soru 1

    Zor

    Aşağıdaki durumlardan hangisi ya da hangilerinde tesis edilen idari işlem yok hükmünde sayılır? I. Bir idari makamın, kanunla yalnızca mahkemelere tanınmış bir işi üstlenerek karar vermesi II. İdareyle hiçbir hukuki bağı bulunmayan bir kişinin, kamu görevlisi sıfatıyla işlem tesis etmesi III. Bir bakanlığın, konusu başka bir bakanlığın görev alanına giren bir konuda işlem tesis etmesi

    • A)I ve II
    • B)Yalnız I
    • C)Yalnız III
    • D)II ve III
    • E)I, II ve III
    Çözümü göster

    Doğru cevap: A — I ve II

    I fonksiyon (görev) gaspıdır: idare, yasama ya da yargı fonksiyonuna giren bir işi üstlendiğinde işlem hiç doğmamış sayılır. II yetki gaspıdır: kamu görevlisi sıfatı bulunmayan kişinin işlemi de yok hükmündedir. Her iki hâlde de yokluk söz konusu olduğundan işlem hiçbir hukuki sonuç doğurmaz, süreye bağlı olmaksızın her zaman ileri sürülebilir ve hukuka uygunluk karinesinden yararlanamaz. III ise yetki tecavüzüdür; idare alanı içinde kalan, yalnızca başka bir idari makamın yetkisine giren bir konuda işlem yapılmıştır. Yetki tecavüzü kural olarak yokluğa değil iptal edilebilirliğe yol açar; bu işlem iptal edilinceye kadar hukuka uygunluk karinesinden yararlanır ve dava açma süresine tabidir. Bu nedenle III'ü içeren D ve E elenir. Cevap A.

  2. Soru 2

    Zor

    Kamu hizmetlerinin görülüş usulleri ile tanımları eşleştirildiğinde aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

    • A)Emanet usulü — hizmetin idarenin kendi personeli, araç ve kaynaklarıyla doğrudan yürütülmesi
    • B)İmtiyaz usulü — hizmetin, kâr ve zararı kendisine ait olmak üzere sözleşmeyle özel kişiye gördürülmesi
    • C)Ruhsat usulü — özel kişinin, idarenin tek yanlı izniyle hizmeti kendi nam ve hesabına yürütmesi
    • D)İltizam usulü — hizmetin idarenin kendi personeli ve araçlarıyla doğrudan yürütülmesi
    • E)Müşterek emanet — hizmetin özel kişice yürütülmesi, kâr ve zararın idareye ait olması
    Çözümü göster

    Doğru cevap: D — İltizam usulü — hizmetin idarenin kendi personeli ve araçlarıyla doğrudan yürütülmesi

    İltizam usulünde hizmetin ya da hizmete ilişkin gelirin toplanması, idareye önceden belirlenmiş bir bedel ödemek karşılığında özel kişiye (mültezime) bırakılır; hizmetin idarenin kendi personel ve araçlarıyla doğrudan görülmesi ise emanet usulünün tanımıdır. D bu iki usulü birbirine karıştırdığı için yanlıştır ve aranan cevaptır. A doğrudur ve emanet usulünü tanımlar. B doğrudur; imtiyazda hizmet, uzun süreli bir idari sözleşmeyle kâr ve zararı kendisine ait olacak biçimde özel kişiye gördürülür. C doğrudur; ruhsat usulünde ilişki sözleşmeyle değil, idarenin tek yanlı izin işlemiyle kurulur. E de doğrudur; müşterek emanette hizmeti özel kişi yürütür ancak kâr ve zarar idarede kalır, özel kişi belirlenen bir pay ya da ücret alır. Cevap D.

  3. Soru 3

    Zor

    İki yıl önce Resmî Gazete'de yayımlanmış bir yönetmeliğe dayanılarak bir kişi hakkında bireysel bir işlem tesis edilmiş ve işlem kendisine tebliğ edilmiştir. İlgili, hem yönetmeliğin hem de kendisine uygulanan işlemin hukuka aykırı olduğunu düşünmektedir. 2577 sayılı Kanun'a göre aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

    • A)Yönetmeliğin yayımından uzun süre geçtiği için ona karşı hiçbir biçimde dava açılamaz.
    • B)Yalnızca yönetmeliğe karşı dava açabilir; uygulama işlemi ayrıca dava konusu yapılamaz.
    • C)Uygulama işleminin tebliğinden itibaren süresinde her ikisine birlikte dava açabilir.
    • D)Yönetmelik iptal edilmedikçe ona dayanılarak tesis edilen işlemin iptali istenemez.
    • E)Yönetmeliğin hukuka aykırılığı ancak Anayasa Mahkemesinde ileri sürülebilir.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: C — Uygulama işleminin tebliğinden itibaren süresinde her ikisine birlikte dava açabilir.

    2577 sayılı Kanun m.7/4'e göre ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi ilan tarihini izleyen günden başlar; ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer düzenleyici işleme, uygulama işlemine ya da her ikisine birden karşı dava açabilir. Bu nedenle yayımdan iki yıl geçmiş olması yönetmeliğe karşı dava yolunu kapatmaz ve A yanlıştır. B yanlıştır; ilgili dilerse yalnız uygulama işlemine de dava açabilir. D yanlıştır; aynı fıkra, düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olmasının bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmayacağını açıkça söyler. E de yanlıştır; yönetmelik bir idari işlemdir ve Anayasa m.125 uyarınca denetimi idari yargıya aittir, Anayasa Mahkemesi kanun ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerini denetler. Cevap C.

  4. Soru 4

    Orta

    Aşağıdaki faaliyetlerden hangisi bir adli kolluk faaliyetidir?

    • A)Bir gösteri yürüyüşünde olay çıkmasını önlemek amacıyla güvenlik önlemi alınması
    • B)Trafik akışının düzenlenmesi amacıyla bir caddenin geçici olarak kapatılması
    • C)Umuma açık bir iş yerinin ruhsat şartlarına uygun işletilip işletilmediğinin denetlenmesi
    • D)İşlenmiş bir hırsızlık suçunun failini yakalamak amacıyla arama yapılması
    • E)Bulaşıcı hastalığın yayılmasını önlemek için karantina tedbirlerinin uygulanması
    Çözümü göster

    Doğru cevap: D — İşlenmiş bir hırsızlık suçunun failini yakalamak amacıyla arama yapılması

    İdari kolluk, kamu düzeninin bozulmasını önlemeye yönelik önleyici nitelikteki faaliyettir; adli kolluk ise işlenmiş bir suçun faillerinin yakalanması ve delillerin toplanmasına yönelik bastırıcı faaliyettir ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.164 uyarınca Cumhuriyet savcısının emri altında yürütülür. D'de suç işlendikten sonra faile ulaşmaya yönelik bir faaliyet bulunduğundan adli kolluktur. A, B, C ve E'deki faaliyetlerin tamamı henüz bir suç işlenmeden kamu düzenini (güvenlik, dirlik-esenlik, genel sağlık) korumaya yönelik olduğundan idari kolluktur. Ayrım sonuç doğurur: idari kolluk işlemlerine karşı idari yargıya, adli kolluk işlemlerine karşı adli yargıya başvurulur. Cevap D.

  5. Soru 5

    Kolay

    Kamu hizmetlerinin kesintiye uğramadan yürütülmesini gerektiren ve kamu görevlilerinin grev yapmasının yasaklanmasının da dayanaklarından biri sayılan ilke aşağıdakilerden hangisidir?

    • A)Değişkenlik (uyarlama) ilkesi
    • B)Eşitlik ilkesi
    • C)Süreklilik (devamlılık) ilkesi
    • D)Bedelsizlik (meccanilik) ilkesi
    • E)Tarafsızlık ilkesi
    Çözümü göster

    Doğru cevap: C — Süreklilik (devamlılık) ilkesi

    Kamu hizmetinin süreklilik ilkesi, hizmetin düzenli ve kesintisiz biçimde görülmesini gerektirir; memurların grev yasağı, istifa eden memurun yerine atanan kişi gelinceye kadar görevine devam etmesi ve zorunlu hâllerde hizmetin başka usullerle sürdürülmesi bu ilkenin sonuçlarıdır. Değişkenlik ilkesi hizmetin değişen ihtiyaçlara göre yeniden düzenlenebilmesini ifade eder ve süreklilikle karıştırılmamalıdır. Eşitlik ilkesi hizmetten yararlananlar arasında ayrım yapılmamasını, tarafsızlık ilkesi hizmetin siyasi ve kişisel etkilerden uzak yürütülmesini anlatır. Bedelsizlik ise yalnızca bazı hizmetler bakımından geçerli olup grev yasağıyla ilgisi yoktur. Cevap C.

  6. Soru 6

    Zor

    Kendisine 1 Mart'ta tebliğ edilen bir idari işlemin kaldırılmasını isteyen ilgili, tebliğden 15 gün sonra 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 11. maddesi uyarınca üst makama başvurmuş; idare bu başvuruya süresi içinde hiçbir cevap vermemiştir. Özel kanunda ayrı bir süre öngörülmediğine göre dava açma süresi bakımından aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

    • A)Başvuru süreyi keser; isteğin reddedilmiş sayılmasından sonra yeniden tam 60 günlük süre işler.
    • B)Başvurunun dava açma süresine hiçbir etkisi olmaz; süre tebliğden itibaren kesintisiz işler.
    • C)İdarenin cevap vermemesi hâlinde istek kabul edilmiş sayılacağından dava açılmasına gerek kalmaz.
    • D)Cevap verilmemesi hâlinde dava açma hakkı tümüyle düşer; yalnızca yeni bir başvuru yapılabilir.
    • E)Başvuru süreyi durdurur; isteğin reddedilmiş sayılmasından sonra kalan 45 gün içinde dava açılabilir.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: E — Başvuru süreyi durdurur; isteğin reddedilmiş sayılmasından sonra kalan 45 gün içinde dava açılabilir.

    2577 sayılı Kanun m.11'e göre idari dava açma süresi içinde işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi ya da yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapan makamdan istenebilir; bu başvuru işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurur ve otuz gün içinde cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İsteğin reddedilmiş sayılmasıyla süre yeniden işlemeye başlar, ancak başvuru tarihine kadar geçen süre hesaba katılır; genel dava açma süresi 60 gün ve başvuruya kadar 15 gün geçtiğine göre geriye 45 gün kalır. Bu nedenle süreyi kestiğini ve baştan 60 gün işleyeceğini söyleyen A yanlıştır; durma ile kesilme farklı sonuçlar doğurur. C yanlıştır; idari başvuruda süresinde cevap verilmemesi zımni ret sayılır, zımni kabul değil. D de yanlıştır; zımni ret üzerine dava yolu açıktır. Cevap E.

  7. Soru 7

    Orta

    Kamu malları ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

    • A)Kamu malları kural olarak haczedilemez ve rehne konu olamaz.
    • B)Kamu malları özel mülkiyete konu olur ve zamanaşımıyla kazanılabilir.
    • C)Kamu malları kural olarak devir ve ferağ edilemez, satılamaz.
    • D)Orta malları, doğrudan doğruya halkın ortak kullanımına ayrılmış mallardır.
    • E)Hizmet malları, bir kamu hizmetine tahsis edilmiş mallardır.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: B — Kamu malları özel mülkiyete konu olur ve zamanaşımıyla kazanılabilir.

    Kamu malları kamu yararına tahsis edildikleri için özel bir hukuki rejime tabidir; devredilemez, haczedilemez, zamanaşımıyla kazanılamaz ve kural olarak özel mülkiyete konu olamazlar. Bu nedenle B söylenemez ve aranan cevaptır; nitekim Türk Medeni Kanunu m.715 sahipsiz yerler ile yararı kamuya ait malların Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğunu belirtir. A ve C bu rejimin doğrudan sonuçlarıdır. D doğrudur; yol, meydan, köprü, mera gibi orta malları doğrudan halkın ortak yararlanmasına ayrılmıştır. E de doğrudur; okul binası, hastane, adliye gibi hizmet malları belirli bir kamu hizmetinin görülmesine tahsis edilmiştir. Cevap B.

  8. Soru 8

    Kolay

    1982 Anayasası'nın 123. maddesine göre idarenin kuruluş ve görevleri merkezden yönetim ve yerinden yönetim esaslarına dayanır. Buna göre aşağıdaki kuruluşlardan hangisi hizmet yönünden yerinden yönetim kuruluşudur?

    • A)İl özel idaresi
    • B)Büyükşehir belediyesi tüzelkişiliği
    • C)Köy tüzelkişiliği
    • D)Devlet üniversitesi
    • E)İl idare kurulu
    Çözümü göster

    Doğru cevap: D — Devlet üniversitesi

    Anayasa'nın 123. maddesinde öngörülen yerinden yönetim, yer yönünden (mahallî idareler) ve hizmet yönünden (kamu kurumları) olmak üzere ikiye ayrılır. Belirli bir kamu hizmetini yürütmek üzere kurulan ve ayrı tüzelkişiliği bulunan devlet üniversiteleri hizmet yönünden yerinden yönetim kuruluşudur. İl özel idaresi, büyükşehir belediyesi ve köy, karar organları seçimle oluşan yer yönünden yerinden yönetim kuruluşlarıdır; bu nedenle hizmet ölçütüne uymazlar. İl idare kurulu ise ayrı bir tüzelkişiliği olmayan, merkezî idarenin taşra teşkilatı içinde yer alan bir organdır. Cevap D.

  9. Soru 9

    Kolay

    2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesine göre iptal davasında idari işlem beş unsur yönünden hukuka uygunluk denetimine tabi tutulur. Aşağıdakilerden hangisi bu unsurlar arasında yer almaz?

    • A)Yetki unsuru
    • B)Şekil unsuru
    • C)Sebep unsuru
    • D)Maksat unsuru
    • E)Yerindelik
    Çözümü göster

    Doğru cevap: E — Yerindelik

    2577 sayılı Kanun'un 2. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, idari işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden denetlenebileceğini sayar. Aynı maddenin ikinci fıkrası, idari yargı yetkisinin idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğunu, yerindelik denetimi yapılamayacağını açıkça belirtir. Bu nedenle yerindelik bir hukuka aykırılık sebebi değildir. Yetki ve maksat ise maddede sayılan unsurlardır; maksat unsurundaki sakatlık amaç saptırması olarak adlandırılır. Cevap E.

  10. Soru 10

    Orta

    İdari vesayet ile hiyerarşi karşılaştırıldığında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

    • A)Hiyerarşi yetkisi, ancak kanunun açıkça izin verdiği hâllerde ve gösterdiği sınırlar içinde kullanılabilir.
    • B)Vesayet makamı, denetlediği kuruluşun işlemini yerindelik yönünden serbestçe değiştirip yerine kendi işlemini koyabilir.
    • C)Hiyerarşik amir astına emir ve talimat verebilirken, vesayet makamının kural olarak böyle bir yetkisi yoktur.
    • D)Vesayet, aynı kamu tüzelkişiliği içindeki üst-ast ilişkisini; hiyerarşi ise ayrı tüzelkişilikler arasındaki denetimi anlatır.
    • E)Hiyerarşik denetime tabi işlemlere karşı dava açılamaz; yalnız vesayet denetimine tabi işlemler dava konusu olabilir.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: C — Hiyerarşik amir astına emir ve talimat verebilirken, vesayet makamının kural olarak böyle bir yetkisi yoktur.

    Hiyerarşi aynı kamu tüzelkişiliği içindeki üst-ast ilişkisidir, genel bir yetkidir ve kanunda ayrıca öngörülmesi gerekmez; amir emir ve talimat verebilir, astın işlemini değiştirip kaldırabilir. İdari vesayet ise merkezî idare ile yerinden yönetim kuruluşları arasındaki, ayrı tüzelkişilikler arasında kurulan istisnai bir denetimdir; ancak kanunun öngördüğü hâllerde ve ölçüde kullanılır, vesayet makamı emir-talimat veremez ve kural olarak astın yerine geçip işlem kuramaz. Bu nedenle kanunla sınırlı olma özelliğini hiyerarşiye bağlayan ve iki kurumun tanımını ters yüz eden seçenekler yanlıştır. Her iki denetim türünde de ortaya çıkan idari işlemler, Anayasa'nın 125. maddesi uyarınca yargı denetimine tabidir. Cevap C.

  11. Soru 11

    Zor

    Bir belediyede hiçbir görevi ve yetkisi bulunmayan K, kendisini imar müdürü olarak tanıtarak bir taşınmaz için yapı ruhsatı düzenlemiştir. Aynı ilçede görevli kaymakam L ise iki komşu arasındaki taşınmaz mülkiyeti uyuşmazlığını kesin olarak karara bağlayan bir işlem tesis etmiştir. Buna göre bu iki işlem hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

    • A)Birinci işlem yetki gaspı, ikinci işlem fonksiyon gaspı oluşturur ve her ikisi de yok hükmündedir.
    • B)Birinci işlem yetki tecavüzü oluşturur; ancak süresinde açılan iptal davasıyla ortadan kaldırılabilir.
    • C)Birinci işlem fonksiyon gaspı, ikinci işlem yetki tecavüzüdür; ikisi de iptal edilebilir nitelikte sayılır.
    • D)İki işlem de hukuken geçerli doğmuştur; yalnızca konu unsuru yönünden sakat olduklarından geri alınabilir.
    • E)İkinci işlem yasama fonksiyonunun gaspı niteliğinde olduğundan yok hükmünde kabul edilmelidir.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: A — Birinci işlem yetki gaspı, ikinci işlem fonksiyon gaspı oluşturur ve her ikisi de yok hükmündedir.

    İdare adına işlem yapma yetkisi bulunmayan bir kişinin idari işlem tesis etmesi yetki gaspıdır; idarenin yargı ya da yasama fonksiyonuna giren bir işi karara bağlaması ise fonksiyon gaspıdır. Her iki durumda da ağır ve bariz yetkisizlik bulunduğundan işlem yok hükmündedir; hiçbir hukuki sonuç doğurmaz ve dava açma süresine bağlı olmaksızın yokluğunun tespiti istenebilir. Yetki tecavüzü ise idare içinde yetkili olmayan bir makamın işlem yapmasıdır ve kural olarak yalnızca iptal sebebidir; bu nedenle K'nın işlemini yetki tecavüzü sayan seçenek yanlıştır. Mülkiyet uyuşmazlığını çözmek yargı fonksiyonuna girdiğinden, kaymakamın işlemini yasama fonksiyonunun gaspı sayan seçenek de hatalıdır. Cevap A.

  12. Soru 12

    Zor

    Adına vergi tarh edilen mükellefe ihbarname 4 Nisan'da tebliğ edilmiştir. Mükellef 20 Nisan'da vergi dairesinin üst makamına başvurarak işlemin kaldırılmasını istemiş, başvurusuna herhangi bir cevap alamamıştır. 2577 sayılı Kanun'a göre bu durumda aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

    • A)Başvuru dava açma süresini durdurur; otuz gün içinde cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır ve kalan süre işler.
    • B)Üst makama başvuru vergi uyuşmazlıklarında dava açma süresini durdurmaz; süre işlemeye devam eder.
    • C)Başvuru dava açma süresini durdurur; ancak idarenin cevap süresi altmış gün olduğundan bu sürenin dolması beklenir.
    • D)Başvuruya cevap verilmemesi istemin kabulü sayılır; bu nedenle mükellefin ayrıca dava açmasına gerek kalmaz.
    • E)Başvuru yapılmış olması dava açma süresini kesin olarak sona erdirir; artık yalnızca düzeltme ve şikâyet yoluna gidilebilir.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: A — Başvuru dava açma süresini durdurur; otuz gün içinde cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır ve kalan süre işler.

    2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 'Üst makamlara başvurma' başlıklı 11. maddesine göre ilgililer, dava açma süresi içinde işlemin kaldırılmasını, geri alınmasını veya değiştirilmesini üst makamdan isteyebilir ve bu başvuru işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurur. 7331 sayılı Kanun'la 2021'de yapılan değişiklikle idarenin cevap süresi altmış günden otuz güne indirilmiştir; otuz gün içinde cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır, dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvuru tarihine kadar geçen süre hesaba katılır. Maddenin bu hükümlerin vergi uyuşmazlıklarında uygulanmayacağını söyleyen dördüncü fıkrası 1994'te 4001 sayılı Kanun'la yürürlükten kaldırıldığından B bugün için yanlıştır; altmış günü esas alan C de eski düzenlemeye dayanır. Cevap verilmemesi zımnî ret sayıldığından D tersinden yanlıştır; başvuru süreyi sona erdirmez, yalnızca durdurur, bu yüzden E de hatalıdır. Cevap A.

  13. Soru 13

    Zor

    Kendisine bir hak tanınmasını isteyen L, 3 Şubat'ta ilgili kamu kurumuna başvurmuştur. Kurum 20 Şubat'ta L'ye "talebiniz incelenmektedir" içerikli bir yazı göndermiştir. 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesine göre aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

    • A)İdare bir yazı gönderdiği için artık zımnî ret oluşmaz; L yalnızca kesin cevabın tebliğini beklemek zorunda olup bu arada dava açamaz.
    • B)L, otuz günlük sürenin dolmasını beklemeksizin bu yazının kendisine tebliğ edildiği günü izleyen günden itibaren altmış gün içinde dava açmak zorundadır.
    • C)Cevap kesin olmadığından L bunu istemin reddi sayıp dava açabilir ya da kesin cevabı bekleyebilir; bekleme başvurudan itibaren altı ayı geçemez.
    • D)L kesin cevabı beklemeyi seçerse dava açma süresi işlemez ve bu bekleme süresi bakımından kanunda herhangi bir üst sınır öngörülmemiştir.
    • E)İdarenin otuz gün içinde cevap vermemesi istemin kabul edildiği anlamına gelir; bu nedenle dava açma gereği doğmaz.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: C — Cevap kesin olmadığından L bunu istemin reddi sayıp dava açabilir ya da kesin cevabı bekleyebilir; bekleme başvurudan itibaren altı ayı geçemez.

    2577 sayılı Kanun'un 10. maddesine göre idari makamlara yapılan başvuruya otuz gün içinde cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır; bu süre 7331 sayılı Kanun'la 2021'de altmış günden otuz güne indirilmiştir. Aynı maddede, otuz günlük süre içinde verilen cevap kesin değilse ilgilinin bunu istemin reddi sayarak dava açabileceği gibi kesin cevabı da bekleyebileceği, bu takdirde dava açma süresinin işlemeyeceği, ancak bekleme süresinin başvuru tarihinden itibaren altı ayı geçemeyeceği düzenlenmiştir. Bu nedenle bekleme için üst sınır bulunmadığını söyleyen seçenek yanlıştır; kesin olmayan cevabın zımnî reddi ortadan kaldırdığını ileri süren seçenek de maddenin açık hükmüne aykırıdır. Cevap vermemenin kabul sayıldığı yönündeki seçenek ise zımnî ret kuralının tersini söylediği için hatalıdır. Cevap C.

  14. Soru 14

    Orta

    Yok hükmündeki bir idari işlem ile iptal davası sonunda iptal edilen bir idari işlem karşılaştırıldığında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

    • A)Yok hükmündeki bir işlemin yokluğunun ileri sürülmesi de, tıpkı iptal davasında olduğu gibi altmış günlük dava açma süresine tabidir.
    • B)İptal davası açılması, dava konusu idari işlemin yürütülmesini kendiliğinden durdurur.
    • C)Yok hükmündeki bir işlem, ilgili idare tarafından ancak dava açma süresi içinde geri alınabilir.
    • D)İptal kararı işlemi kural olarak tesis edildiği tarihten kaldırırken, yokluk hâlinde işlem hiç doğmamış sayılır.
    • E)İptal kararı yalnızca davayı açan kişi bakımından sonuç doğurur; yokluk ise herkese karşı ileri sürülebilir.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: D — İptal kararı işlemi kural olarak tesis edildiği tarihten kaldırırken, yokluk hâlinde işlem hiç doğmamış sayılır.

    İptal kararı geçmişe etkilidir: işlem, tesis edildiği tarihten itibaren bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar ve iptal kararı objektif etkili olduğundan yalnız davacıyla sınırlı kalmaz. Yokluk hâlinde ise işlem hukuk dünyasında hiç doğmamıştır; bu nedenle yokluğun ileri sürülmesi dava açma süresine bağlı değildir ve idare böyle bir işlemi her zaman geri alabilir. Bu yüzden yokluğu süreye bağlayan ve geri almayı dava açma süresiyle sınırlayan seçenekler yanlıştır. 2577 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca dava açılması işlemin yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz; yürütmenin durdurulması ayrıca ve koşulları varsa karara bağlanır. Cevap D.

  15. Soru 15

    Orta

    Bir idare, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'na göre yaptığı yapım işi ihalesini X firmasına bırakmış ve firmayla sözleşme imzalamıştır. İhale dışı bırakılan Y firması ihale kararına karşı dava açmak istemekte, ayrıca idare ile X firması arasında sözleşmenin uygulanmasından doğan bir uyuşmazlık bulunmaktadır. Buna göre aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

    • A)Her iki uyuşmazlık da idari yargıda çözümlenir; çünkü ihale süreci ile sözleşme bir bütün oluşturur.
    • B)İhale kararına karşı dava idari yargıda, sözleşmeden doğan uyuşmazlık adli yargıda görülür.
    • C)Her iki uyuşmazlık da adli yargıda çözümlenir; çünkü ihale kararı da özel hukuk işlemi niteliğindedir.
    • D)İhale kararı yalnızca ihaleye katılanlar arasında sonuç doğurduğundan hiçbir yargı yerinde denetime konu edilemez.
    • E)Sözleşme bir idari sözleşme sayıldığından uygulanmasından doğan uyuşmazlık da idari yargıda görülür.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: B — İhale kararına karşı dava idari yargıda, sözleşmeden doğan uyuşmazlık adli yargıda görülür.

    İhalenin ilanından sözleşmenin imzalanmasına kadar geçen aşamada idarenin aldığı kararlar tek yanlı, icrai idari işlemlerdir; bu nedenle ihale kararına karşı idari yargıda iptal davası açılır. 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu kapsamında imzalanan sözleşmeler ise özel hukuk sözleşmesi niteliğinde olduğundan, sözleşmenin uygulanmasından doğan uyuşmazlıklar adli yargıda görülür. Bu yüzden iki uyuşmazlığı aynı yargı koluna bırakan seçenekler yanlıştır; ihale kararını yargı denetimi dışında sayan seçenek de Anayasa'nın 125. maddesindeki "idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır" kuralına aykırıdır. Cevap B.

Sponsorlu