KPSS Pusulası — Ana Sayfa

KPSS Vatandaşlık · 7. konu · konu anlatımı

İdare Hukuku

Sınavda sorulan 25 kavram · havuzdan 156 çözümlü soru · son güncelleme 20 Eylül 2026

Hazırlayan: KPSS Pusulası editör ekibi · yayın 19 Eylül 2026 · nasıl hazırlandı?

İdare Hukuku, Vatandaşlık'ın en geniş konusudur ve sorular üç damardan gelir. Birincisi idarenin kuruluş ilkeleri: bütünlük, kanunilik, merkezden-yerinden yönetim, yetki genişliği ve bütünlüğü sağlayan iki araç olan hiyerarşi ile idari vesayet. Bu damarda sınav neredeyse hep aynı ayrımı ölçer: hiyerarşi aynı tüzel kişilik içinde ve genel bir yetkidir; vesayet ayrı tüzel kişilikler arasında, kanunla verilmiş istisnai bir yetkidir.

İkincisi kanun sayıları ve süreler: 5442 (vali-kaymakam), 5393 (belediye: 5.000 nüfus, 5 gün iade, 10 gün yargı, 20 gün terk), 5302 (il özel idaresi: 7 gün iade), 5216/6360 (büyükşehir: 750.000), 442 (köy), 657 (beş disiplin cezası, 1/30-1/8, 1-3 yıl, 7 gün itiraz, 2 yıl zamanaşımı), 4483 (soruşturma izni, 10 gün itiraz), 2942 (kamulaştırma: 30 gün) ve 2577 (60/30 gün dava süresi, 1 yıl-5 yıl, 30 gün uygulama). Sınav bir sayıyı başka kanunun sayısıyla değiştirip "hangisi yanlıştır?" diye sorar.

Üçüncüsü idari işlem-sözleşme-sorumluluk-yargı zinciri: işlemin beş unsuru ve yokluk hâlleri, icrailik ve hukuka uygunluk karinesi, hizmet kusuru ile kusursuz sorumluluk ilkeleri, iptal ile tam yargı davası farkı ve idari başvuruların dava süresine etkisi. 2017 sonrası değişen noktalar (kamu tüzel kişiliğinin Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle de kurulabilmesi, bakanlıkların kararnameyle kurulması, tüzük ve KHK'nin kalkması, Cumhurbaşkanı işlemlerine yargı yolunun açılması) ile 2024'te 2577'deki zımni ret süresinin 60 günden 30 güne inmesi, eski kitaplarla çalışanların en çok puan kaybettiği yerlerdir.

Sınavda sorulan kavramlar

Her kavramın altında havuzumuzdan o kavramı ölçen gerçek sorular var. Önce kavramı oku, sonra soruyu aç ve çöz.

  1. 1.İdarenin bütünlüğü ve kanuniliği (madde 123)

    Anayasa'ya göre idare kuruluş ve görevleriyle bir bütündür ve kanunla düzenlenir; kuruluş ve görevleri merkezden yönetim ve yerinden yönetim esaslarına dayanır. Kamu tüzel kişiliği 2017 sonrası kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulur (eski metin: ancak kanunla ya da kanunun açıkça verdiği yetkiyle). Kanunilik iki yönlüdür: idare kanuna dayanmadan yetki kullanamaz, işlemleri kanuna aykırı olamaz. Tüzel kişilik ayrı malvarlığı, bütçe, personel ve kendi adına dava ehliyeti demektir.

    Sınav ipucu: Bütünlüğü sağlayan hukuki araçlar hiyerarşi ve idari vesayettir; yetki genişliği bütünlük aracı değil, merkezden yönetimi yumuşatan bir ilkedir.

    Soru 1Anayasa'nın 123. maddesinde yer alan "İdare, kuruluş ve görevleriyle bir bütündür ve kanunla düzenlenir." hükmü hangi ilkeyi ifade eder?
    1. A)Kuvvetler ayrılığı ilkesini
    2. B)Kanun önünde eşitlik ilkesini
    3. C)Yargı bağımsızlığı ilkesini
    4. D)Sosyal devlet ilkesini
    5. E)İdarenin bütünlüğü ilkesini
    Çözümü göster

    Doğru cevap: E. Anayasa'nın 123. maddesi idarenin bütünlüğü ilkesini düzenler; bu bütünlük uygulamada hiyerarşi ve idari vesayet araçlarıyla sağlanır. Kuvvetler ayrılığı Anayasa'nın Başlangıç kısmı ile 7-9. maddelerinde, sosyal devlet ve kanun önünde eşitlik ise 2. ve 10. maddelerde düzenlenmiş olup 123. maddenin konusu değildir.

    Kolay · Test 1

    Soru 13Anayasa'nın 126. maddesine göre kamu hizmetlerinin görülmesinde verim ve uyum sağlamak amacıyla birden çok ili içine alan teşkilat kurulmasına ilişkin olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
    1. A)Böyle bir teşkilat kurulamaz; il en üst mülki birimdir
    2. B)Kurulabilir ve görev ile yetkileri kanunla düzenlenir
    3. C)Kurulabilir; ancak ayrı bir kamu tüzel kişiliği zorunludur
    4. D)Yalnızca mahallî idare birliği biçiminde kurulabilir
    5. E)Kurulması il genel meclisi kararına bağlıdır
    Çözümü göster

    Doğru cevap: B. Anayasa'nın 126. maddesinin son fıkrası, kamu hizmetlerinde verim ve uyum sağlamak amacıyla birden çok ili içine alan merkezî idare teşkilatı kurulabileceğini ve bu teşkilatın görev ve yetkilerinin kanunla düzenleneceğini belirtir. Bu kuruluşlar merkezî idarenin uzantısıdır; ayrı tüzel kişilik şartı yoktur ve mahallî idare birliğiyle ilgisi bulunmaz.

    Orta · Test 1

    Soru 2Anayasa'ya göre kamu tüzel kişiliği hangi işlemle kurulur?
    1. A)Yalnızca kanunla
    2. B)Yalnızca Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle
    3. C)Cumhurbaşkanı kararıyla veya bakanlık yönetmeliğiyle
    4. D)Bakanlık yönetmeliğiyle veya genelgeyle
    5. E)Kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle
    Çözümü göster

    Doğru cevap: E. Anayasa'nın 123. maddesinin son fıkrasına göre kamu tüzelkişiliği kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulur. 2017 değişikliğinden önce yalnızca kanun ya da kanunun açıkça verdiği yetki söz konusu olduğundan "yalnızca kanunla" seçeneği eski düzeni yansıtır; yönetmelik ve genelge gibi ikincil düzenlemelerle ise hiçbir dönemde kamu tüzel kişiliği kurulamaz.

    Kolay · Test 1

  2. 2.Merkezden yönetim, yetki genişliği ve yerinden yönetim (madde 126)

    Merkezden yönetimde karar yetkisi başkenttedir: güçlü, tarafsız ve ekonomik yönetim sağlar; kırtasiyecilik, gecikme, yerel ihtiyaçlara uzaklık ve demokratik olmama sakıncalarıdır. Bu sakıncaları hafifletmek için taşradaki makama merkeze sormadan karar alma yetkisi tanınması yetki genişliğidir; Anayasa illerin idaresinin bu esasa dayandığını söyler, yetki yalnız validedir ve merkezden yönetimin içinde kalır (ayrı tüzel kişilik, bütçe, seçilmiş organ yok). Yerinden yönetimde hizmet ayrı bir kamu tüzel kişisince yürütülür: yer yönünden kuruluşlar il özel idaresi, belediye ve köy; hizmet yönünden kuruluşlar üniversite, TRT, KİT, meslek kuruluşu ve düzenleyici kurumlardır. Yararı demokratiklik ve yerel ihtiyaca uygunluk, sakıncası ülke bütünlüğünün ve mali denetimin zayıflaması, partizanlık ve bölgesel eşitsizliktir.

    Sınav ipucu: "Yetki genişliği bir yerinden yönetim türüdür" ifadesi yanlıştır; kaymakamda yetki genişliği yoktur. Karar organlarının seçimle gelmesi yer yönünden kuruluşlara özgüdür; üniversite ve KİT organları atanır.

    Soru 6Anayasa'nın 126. maddesine göre illerin idaresi hangi esasa dayanır?
    1. A)Yetki genişliği esasına
    2. B)İdari vesayet esasına
    3. C)Yerinden yönetim esasına
    4. D)Hizmet ayrılığı esasına
    5. E)Görevler ayrılığı esasına
    Çözümü göster

    Doğru cevap: A. Anayasa'nın 126. maddesinin ikinci fıkrası "İllerin idaresi yetki genişliği esasına dayanır." hükmünü taşır. Yetki genişliği merkezden yönetimin yumuşatılmış biçimidir ve ayrı bir tüzel kişilik yaratmaz; bu nedenle yerinden yönetim esasıyla karıştırılmamalıdır. İdari vesayet ise merkezî idarenin mahallî idareler üzerindeki denetimini ifade eder.

    Kolay · Test 1

    Soru 141Anayasa'nın 126. maddesine göre illerin idaresi yetki genişliği esasına dayanır. Yetki genişliği ilkesi bakımından aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
    1. A)Vali, il düzeyinde merkezî idare adına merkeze sormaksızın karar alır; bu kararlar Devlet tüzelkişiliği adına doğar.
    2. B)Yetki genişliği, yerinden yönetim ilkesinin il ölçeğindeki görünümü olup ile ayrı ve bağımsız bir kamu tüzelkişiliği kazandırır.
    3. C)Yetki genişliği yalnızca il özel idaresinin seçimle oluşan karar organlarına tanınmış bir yetkidir.
    4. D)Yetki genişliği, ilçe düzeyinde kaymakamlara tanınmış ve Anayasa'da açıkça düzenlenmiş bir yetkidir.
    5. E)Yetki genişliği, belediye başkanlarının merkezî idare adına karar almasını sağlayan bir vesayet aracıdır.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: A. Anayasa'nın 126. maddesi, illerin idaresinin yetki genişliği esasına dayandığını belirtir; bu ilke merkezden yönetimin sakıncalarını yumuşatmak için merkezin taşradaki temsilcisi olan valiye tanınmıştır. Vali, kendisine bırakılan işlerde merkeze sormaksızın karar alır; ancak aldığı karar kendi adına değil Devlet tüzelkişiliği adına hüküm doğurur, çünkü yetki genişliği merkezden yönetim içinde kalan bir tekniktir. Bu nedenle ilkeyi yerinden yönetimin görünümü sayan ve ile ayrı tüzelkişilik kazandırdığını söyleyen seçenek yanlıştır. Anayasa yetki genişliğini illerde valilere bağladığından ilkeyi kaymakamlara, belediye başkanlarına ya da il özel idaresi organlarına bağlayan seçenekler de hatalıdır. Cevap A.

    Orta · Test 10

    Soru 3Anayasa'ya göre idarenin kuruluş ve görevleri hangi iki esasa dayanır?
    1. A)Merkezden yönetim ve yerinden yönetim
    2. B)Hiyerarşi ve kanunilik
    3. C)Yetki genişliği ve idari vesayet denetimi
    4. D)Kamu yararı ve kamu düzeni
    5. E)Sorumluluk ve denetim
    Çözümü göster

    Doğru cevap: A. Anayasa'nın 123. maddesinin ikinci fıkrası idarenin kuruluş ve görevlerinin merkezden yönetim ve yerinden yönetim esaslarına dayandığını belirtir. Hiyerarşi ile vesayet bu esasların işletilmesinde kullanılan denetim araçlarıdır, kuruluş esası değildir; kamu yararı ve kamu düzeni ise idari faaliyetin amacına ilişkin kavramlardır.

    Kolay · Test 1

  3. 3.Hiyerarşi ve idari vesayet

    Hiyerarşi aynı tüzel kişilik içindeki ast-üst ilişkisidir (bakan-il müdürü, vali-kaymakam): üst emir ve talimat verir, atama ve disiplin yetkisi kullanır, astın işlemini hukuka uygunluk ve yerindelik yönünden denetleyip iptal eder ya da değiştirir; yetki geneldir, kanunda ayrıca öngörülmesi gerekmez. İdari vesayet, merkezî idarenin ayrı tüzel kişiliği olan yerinden yönetim kuruluşları üzerindeki denetimidir: istisnaidir, kanunda açıkça öngörülmedikçe kullanılamaz, dar yorumlanır, kural olarak hukuka uygunluk denetimidir; vesayet makamı onama, onamama, erteleme ve yargıya başvurma yetkisi kullanır, emir veremez, kararı değiştiremez, yerine geçemez. Anayasa'ya göre vesayetin amacı mahallî hizmetlerin idarenin bütünlüğüne uygun yürütülmesi, kamu görevlerinde birlik, toplum yararı ve mahallî ihtiyaçların karşılanmasıdır.

    Sınav ipucu: Bakanlığın il müdürlüğü işlemini kaldırıp yenisini yapması hiyerarşi; bir kurumun işleminin bakanlık onayıyla yürürlüğe girmesi, meclisin Danıştay'ca feshi ve İçişleri Bakanı'nın organı geçici uzaklaştırması vesayettir. Belediye başkanının meclis kararını iadesi ikisi de değildir.

    Soru 21Bir bakanlık, taşra teşkilatındaki bir il müdürlüğünün tesis ettiği işlemi hukuka aykırı bularak kaldırmış ve yerine yeni bir işlem tesis etmiştir. Bu durum hangi yetkinin kullanılmasına örnektir?
    1. A)İdari vesayet yetkisinin
    2. B)Hiyerarşi yetkisinin
    3. C)Yetki genişliğinin
    4. D)Kolluk yetkisinin
    5. E)Düzenleme yetkisinin
    Çözümü göster

    Doğru cevap: B. Bakanlık ile onun taşra teşkilatı aynı kamu tüzel kişiliği olan Devlet içinde yer aldığından ilişki hiyerarşiktir; hiyerarşi yetkisi astın işlemini kaldırma ve yerine yenisini koyma imkânı verir. İdari vesayet ise ayrı kamu tüzel kişileri arasında, Anayasa'nın 127. maddesi çerçevesinde kanunla öngörülmüş hâllerde işler; yetki genişliği ise valinin merkez adına karar almasını ifade eder.

    Zor · Test 2

    Soru 29Bir kamu kurumunun tesis ettiği işlemin yürürlüğe girebilmesi için ilgili bakanlığın onayının aranması, idare hukukunda hangi kurumun görünümüdür?
    1. A)Hiyerarşik denetimin
    2. B)İdari vesayetin
    3. C)Yetki genişliğinin
    4. D)Yerindelik denetiminin
    5. E)Fonksiyon gaspının
    Çözümü göster

    Doğru cevap: B. Ayrı kamu tüzel kişiliğine sahip bir kuruluşun işleminin merkezî idarenin onayına bağlanması, Anayasa'nın 127. maddesinde ifadesini bulan idari vesayetin tipik görünümlerinden biridir. Hiyerarşi aynı tüzel kişilik içinde işler; yetki genişliği valinin merkez adına karar almasıdır; fonksiyon gaspı ise idarenin yasama veya yargı alanına girmesini ifade eden ağır bir yetki sakatlığıdır.

    Zor · Test 2

    Soru 30İdarenin bütünlüğünü sağlayan hukuki araçlar bakımından aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
    1. A)Bütünlük yalnızca hiyerarşi yoluyla sağlanır
    2. B)Bütünlük yalnızca idari vesayet yoluyla sağlanır
    3. C)Bütünlüğü sağlayan araçlar hiyerarşi ve idari vesayettir
    4. D)Bütünlük yalnızca yargı organlarının denetimi yoluyla sağlanır
    5. E)Bütünlük yalnızca bütçe birliğiyle sağlanır
    Çözümü göster

    Doğru cevap: C. Anayasa'nın 123. maddesindeki idarenin bütünlüğü ilkesi, merkezî idare içinde hiyerarşi, merkezî idare ile yerinden yönetim kuruluşları arasında ise idari vesayet araçlarıyla hayata geçirilir. Yargısal denetim hukuka uygunluğu sağlar ancak idari bütünlüğün aracı değildir; bütçe birliği ise mali disipline ilişkin bir tekniktir ve tek başına bütünlüğü açıklamaz.

    Zor · Test 2

  4. 4.Başkent teşkilatı ve yardımcı kuruluşlar: Danıştay, Sayıştay, MGK

    Merkezî idarenin başkent teşkilatı Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanı yardımcıları, bakanlar ve bakanlıklardan oluşur; klasik öğretide Danıştay, Sayıştay ve Millî Güvenlik Kurulu yardımcı kuruluş sayılır. Danıştay hem yüksek idare mahkemesi hem danışma organıdır: imtiyaz şartlaşma ve sözleşmeleri hakkında iki ay içinde görüş bildirir; üyelerinin dörtte üçünü HSK, dörtte birini Cumhurbaşkanı seçer. Sayıştay, merkezî yönetim bütçesindeki idareler, sosyal güvenlik kurumları ve mahallî idarelerin gelir, gider ve mallarını TBMM adına denetler, sorumluların hesaplarını kesin hükme bağlar; Başkanı ve üyelerini TBMM seçer, yüksek mahkeme değildir.

    Sınav ipucu: Sayıştay kesin hükmüne karşı idari yargıya gidilemez, 15 gün içinde bir kez karar düzeltme istenir; vergi konusunda Danıştay ile Sayıştay kararı çelişirse Danıştay kararı esas alınır.

    Soru 15Klasik idare hukuku öğretisinde başkent teşkilatı içinde "yardımcı kuruluş" olarak nitelenen kurumlar aşağıdakilerden hangisinde birlikte verilmiştir?
    1. A)Danıştay ve Sayıştay
    2. B)Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay
    3. C)Yargıtay ve Danıştay
    4. D)Sayıştay ve Anayasa Mahkemesi
    5. E)Yüksek Seçim Kurulu ve Yargıtay
    Çözümü göster

    Doğru cevap: A. Başkent teşkilatı Cumhurbaşkanlığı ve bakanlıkların yanında Danıştay ile Sayıştay gibi yardımcı kuruluşları da kapsar; bu kurumlar yargısal görevleri yanında idareye danışma, inceleme ve denetim desteği verir. Yargıtay adli yargının, Anayasa Mahkemesi ise anayasa yargısının yüksek mahkemesidir ve idarenin yardımcı kuruluşu sayılmaz.

    Kolay · Test 1

    Soru 16Danıştay'ın idari teşkilat içindeki konumuyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
    1. A)Hem yüksek mahkeme hem de idarenin danışma ve inceleme merciidir
    2. B)Yalnızca danışma organı olup yargısal yetkisi yoktur
    3. C)Yalnızca bir yüksek mahkeme olup idari görevi bulunmaz
    4. D)Mahallî idareler üzerinde genel nitelikli bir hiyerarşi yetkisi kullanır
    5. E)Kamu hesaplarını Meclis adına denetleyen kuruluştur
    Çözümü göster

    Doğru cevap: A. Anayasa'nın 155. maddesi Danıştay'ı hem idari yargının yüksek mahkemesi hem de idari uyuşmazlıkları çözen, kendisine gönderilen metinler ile imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerini inceleyen bir merci olarak düzenler. Kamu hesaplarını TBMM adına denetleme görevi 160. maddede Sayıştay'a aittir; Danıştay'ın mahallî idareler üzerinde hiyerarşi yetkisi ise bulunmaz.

    Orta · Test 2

    Soru 17Sayıştay ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
    1. A)Kamu idarelerinin gelir, gider ve mallarını Meclis adına denetler
    2. B)Sorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlar
    3. C)Kesin hükümleri hakkında ilgililer karar düzeltilmesi isteyebilir
    4. D)Kesin hükümlerine karşı idari yargı yoluna başvurulabilir
    5. E)Kuruluşu ve işleyişi Anayasa'nın 160. maddesinde düzenlenmiştir
    Çözümü göster

    Doğru cevap: D. Anayasa'nın 160. maddesine göre Sayıştay'ın kesin hükümleri hakkında ilgililer sınırlı süre içinde ve bir kereye mahsus karar düzeltilmesi isteyebilir; ancak bu kararlar dolayısıyla idari yargı yoluna başvurulamaz. Sayıştay'ın TBMM adına denetim yapması ve sorumluların hesaplarını kesin hükme bağlaması ise aynı maddenin açık gereğidir.

    Orta · Test 2

  5. 5.2017 sonrası düzenleyici işlemler: Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ve yönetmelik (madde 124)

    Tüzük ve kanun hükmünde kararname 2017'de kaldırıldı; idarenin düzenleyici işlemleri artık Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ve yönetmeliktir. Yönetmeliği Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzel kişileri çıkarır (eski metin: Başbakanlık, bakanlıklar, kamu tüzel kişileri); yönetmelik kanun ve kararnamelerin uygulanmasını sağlamak için, bunlara aykırı olmamak şartıyla çıkarılır, hangilerinin Resmî Gazete'de yayımlanacağı kanunda gösterilir. Bakanlıkların kurulması, kaldırılması, görev ve yetkileri, merkez ve taşra teşkilatı, üst kademe yöneticilerinin atanma usulü ve birden çok ili kapsayan bölge teşkilatının görev ve yetkileri Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenir.

    Sınav ipucu: "Bakanlıklar kanunla kurulur" ve "tüzükler Danıştay incelemesinden geçer" ifadeleri eski düzene aittir. Kanunda açıkça düzenlenen konuda kararname çıkarılamaz; çatışırsa kanun uygulanır.

    Soru 182017 Anayasa değişikliğiyle kurulan Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi bakımından aşağıdakilerden hangisi hâlâ yürürlükte olan bir düzenleyici işlem türüdür?
    1. A)Tüzük
    2. B)Kanun hükmünde kararname
    3. C)Müsteşarlık genelgesi
    4. D)Bakanlar Kurulu kararnamesi
    5. E)Yönetmelik
    Çözümü göster

    Doğru cevap: E. Anayasa'nın 124. maddesi uyarınca Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere yönetmelik çıkarabilir. Buna karşılık tüzük ve kanun hükmünde kararname 2017 değişikliğiyle Anayasa'dan çıkarılmış, Bakanlar Kurulu ile müsteşarlıklar da kaldırılmıştır.

    Kolay · Test 2

    Soru 1431982 Anayasası'na göre bir kamu tüzelkişiliği aşağıdakilerin hangisi ya da hangileri ile kurulabilir? I. Kanun II. Cumhurbaşkanlığı kararnamesi III. Yönetmelik
    1. A)Yalnız I
    2. B)Yalnız II
    3. C)I ve II
    4. D)I ve III
    5. E)I, II ve III
    Çözümü göster

    Doğru cevap: C. Anayasa'nın 123. maddesinin son fıkrası, 2017 değişikliğinden sonra "Kamu tüzelkişiliği, kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulur" biçimindedir. Bu nedenle I ve II doğrudur. Yönetmelik, 124. madde uyarınca kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere çıkarılan bir düzenleyici işlem olduğundan onunla tüzelkişilik kurulamaz; bu yüzden III'ü içeren seçenekler yanlıştır. Yalnız I ya da yalnız II diyen seçenekler de maddede yer alan iki yolun birini dışarıda bıraktığı için hatalıdır. Cevap C.

    Kolay · Test 10

    Soru 10Merkezî idarenin taşra kuruluşlarının kurulma usulleriyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
    1. A)İl kanunla, ilçe Cumhurbaşkanı kararıyla kurulur
    2. B)İl ve ilçe kanunla, bucak Cumhurbaşkanı onayıyla kurulur
    3. C)İl, ilçe ve bucak Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulur
    4. D)İl Cumhurbaşkanı kararıyla, ilçe ve bucak kanunla kurulur
    5. E)İl ve ilçe yönetmelikle, bucak vali onayıyla kurulur
    Çözümü göster

    Doğru cevap: B. 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu'nun 2. maddesine göre il ve ilçe kurulması, kaldırılması ve sınırlarının değiştirilmesi kanunla; bucak kurulması ise İçişleri Bakanlığının kararı ve Cumhurbaşkanının onayı ile olur. Bu nedenle ilçenin idari kararla kurulduğunu söyleyen seçenek yanlıştır; taşra birimlerinin yönetmelikle kurulması da hiçbir şekilde mümkün değildir.

    Orta · Test 1

  6. 6.İl ve ilçe yönetimi: vali ve kaymakam (5442)

    İl ve ilçe kurulması, kaldırılması ve adının değiştirilmesi kanunla olur; il, ilçe ve bucak Devlet tüzel kişiliğinin parçasıdır, ayrı tüzel kişilikleri yoktur (bucaklar 6360 sayılı Kanun'la kaldırıldı). Güncel 5442'ye göre vali ilde Cumhurbaşkanı'nın temsilcisi ve idari yürütme vasıtasıdır (eski metin: Devletin ve Hükûmetin temsilcisi, her bakanın mümessili); Cumhurbaşkanı kararıyla atanan istisnai memurdur, il sınırındaki genel ve özel kolluğun amiri, il idare kurulunun başkanı ve il özel idaresinin başıdır. Kaymakam ilçede yalnız idari yürütme vasıtasıdır, Devleti temsil etmez; meslek güvencesi olan kariyer memurudur, valinin emri altındadır, ilçe idare kuruluna başkanlık eder.

    Sınav ipucu: Mülki bölümler büyükten küçüğe il-ilçe (eski üçlü: il-ilçe-bucak). Kaymakama "istisnai memur" ya da "Devletin temsilcisi" diyen seçenek yanlıştır; yetki genişliği yalnız validedir.

    Soru 22İl ve ilçe idare kurullarının başkanları bakımından aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
    1. A)İl idare kuruluna vali, ilçe idare kuruluna kaymakam başkanlık eder
    2. B)Her ikisine de İçişleri Bakanlığı müfettişi başkanlık eder
    3. C)İl idare kuruluna il genel meclisi başkanı başkanlık eder
    4. D)İlçe idare kuruluna belediye başkanı başkanlık eder
    5. E)Her iki kurula da yetkili idare mahkemesinin başkanı başkanlık eder
    Çözümü göster

    Doğru cevap: A. 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu'na göre il idare kurulu valinin, ilçe idare kurulu ise kaymakamın başkanlığında toplanır ve ilgili birim amirlerinden oluşur. İl genel meclisi başkanı 5302 sayılı Kanun kapsamında il özel idaresi organına ilişkindir; belediye başkanı ise mahallî idare organı olup mülki idare kurullarına başkanlık etmez.

    Orta · Test 2

    Soru 235442 sayılı İl İdaresi Kanunu'na göre il sınırları içinde bulunan genel ve özel kolluk kuvvetlerinin amiri kimdir?
    1. A)İl emniyet müdürü
    2. B)İl jandarma komutanı
    3. C)Vali
    4. D)Cumhuriyet başsavcısı
    5. E)İl genel meclisi başkanı
    Çözümü göster

    Doğru cevap: C. 5442 sayılı Kanun'un 11. maddesi valiyi il sınırları içindeki kolluk kuvvetlerinin amiri sayar; kamu düzeni ve güvenliğinin sağlanmasından vali sorumludur. İl emniyet müdürü ve il jandarma komutanı valinin emrinde görev yapan birim amirleridir; Cumhuriyet başsavcısı ise adli kolluk bakımından yetkili olup mülki idare amiri değildir.

    Kolay · Test 2

    Soru 28Merkezî idarenin taşra teşkilatındaki mülki bölümlerin büyükten küçüğe sıralanışı aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?
    1. A)İl - bucak - ilçe
    2. B)İlçe - il - bucak
    3. C)Bucak - il - ilçe
    4. D)İl - ilçe - bucak
    5. E)İlçe - bucak - il
    Çözümü göster

    Doğru cevap: D. 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu'nun 1. maddesine göre Türkiye merkezî idare kuruluşu bakımından illere, iller ilçelere, ilçeler de bucaklara bölünmüştür. Dolayısıyla sıralama il, ilçe ve bucak biçimindedir; bucağı ilçenin üstünde ya da ilçeyi ilin üstünde gösteren seçenekler kanunun kademeli yapısına aykırıdır.

    Orta · Test 2

  7. 7.Mahallî idarelerin anayasal esasları (madde 127)

    Mahallî idareler il, belediye veya köy halkının mahallî müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan, karar organları seçmenlerce seçilen kamu tüzel kişileridir: il özel idaresi, belediye ve köy. Seçimleri beş yılda bir yapılır; milletvekili seçiminden önceki veya sonraki bir yıl içine düşen mahallî seçim genel seçimle birlikte yapılır. Organlık sıfatının kaybına ilişkin denetim yargı yoluyla olur; görevleriyle ilgili suçtan soruşturma veya kovuşturma açılan organ ya da üyelerini İçişleri Bakanı kesin hükme kadar geçici tedbir olarak uzaklaştırabilir. Mahallî idareler Cumhurbaşkanı'nın izniyle kendi aralarında birlik kurar; görevleriyle orantılı gelir kaynağı sağlanır; büyük yerleşim merkezleri için özel yönetim biçimi getirilebilir.

    Sınav ipucu: Mahalle muhtarlığı Anayasa'daki mahallî idarelerden değildir; organı uzaklaştıran vali değil İçişleri Bakanı, organlık sıfatını düşüren ise mahkemedir.

    Soru 58Anayasa'nın 127. maddesine göre mahallî idarelere gelir kaynakları bakımından getirilen ölçüt aşağıdakilerden hangisidir?
    1. A)Bu idarelere görevleriyle orantılı gelir kaynakları sağlanır
    2. B)Bu idarelerin tek gelir kaynağı merkezî bütçe yardımıdır
    3. C)Bu idareler hiçbir şekilde borçlanma yapamaz
    4. D)Bu idarelerin gelirleri her yıl Cumhurbaşkanınca yeniden belirlenir
    5. E)Bu idareler yalnızca bağış ve yardımla finanse edilir
    Çözümü göster

    Doğru cevap: A. Anayasa'nın 127. maddesinin son fıkrası mahallî idarelere görevleri ile orantılı gelir kaynakları sağlanacağını açıkça öngörür; bu, mali özerkliğin anayasal güvencesidir. Gelirlerin tek kaynağının merkezî bütçe olması veya her yıl Cumhurbaşkanınca belirlenmesi bu güvenceyle bağdaşmaz; borçlanma da kanunda gösterilen usullerle mümkündür.

    Kolay · Test 4

    Soru 32Anayasa'ya göre mahallî idarelerin seçimleri kaç yılda bir yapılır?
    1. A)Üç
    2. B)Dört
    3. C)Yedi
    4. D)Altı
    5. E)Beş
    Çözümü göster

    Doğru cevap: E. Anayasa'nın 127. maddesinin üçüncü fıkrası mahallî idare seçimlerinin, 67. maddedeki esaslara göre beş yılda bir yapılacağını belirtir. Dört yıl, mahallî seçimler bakımından geçerliliği bulunmayan bir süredir; üç ve yedi yıl ise Anayasa'da hiçbir seçim için öngörülmemiştir.

    Kolay · Test 3

    Soru 33Anayasa'ya göre mahallî idarelerin seçilmiş organlarının organlık sıfatını kaybetmeleri konusundaki denetim nasıl yapılır?
    1. A)İçişleri Bakanlığının kesin kararıyla
    2. B)Cumhurbaşkanı kararıyla
    3. C)Valinin onayı alınmak suretiyle
    4. D)Yargı yolu ile
    5. E)İlgili meclisin salt çoğunluk kararıyla
    Çözümü göster

    Doğru cevap: D. Anayasa'nın 127. maddesinin dördüncü fıkrasına göre mahallî idarelerin seçilmiş organlarının organlık sıfatını kazanmalarına ilişkin itirazların çözümü ve kaybetmeleri konusundaki denetim yargı yolu ile olur. İçişleri Bakanına tanınan yetki yalnızca kesin hükme kadar geçici uzaklaştırmadır; Cumhurbaşkanı kararı veya valinin onayı ise organlık sıfatını sona erdiremez.

    Orta · Test 3

  8. 8.İl özel idaresi ve büyükşehir düzeni (5302, 5216, 6360)

    İl özel idaresinin organları il genel meclisi, il encümeni ve validir: meclisi kendi üyeleri arasından seçtiği başkan yönetir, encümene vali başkanlık eder, vali idarenin başı ve tüzel kişiliğin temsilcisidir; vali hukuka aykırı gördüğü meclis kararını yedi gün içinde iade edebilir, meclisi İçişleri Bakanlığı'nın bildirimi üzerine Danıştay fesheder. Toplam nüfusu 750.000'i aşan illerin il belediyeleri kanunla büyükşehir belediyesine dönüştürülebilir; 6360 sayılı Kanun'la büyükşehir sayısı 30 oldu, sınırı il mülki sınırına eşitlendi, bu illerde il özel idareleri ve belde belediyeleri kaldırıldı, köyler mahalleye dönüştürüldü, valiliğe bağlı Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı kuruldu. Büyükşehir belediye meclisi büyükşehir belediye başkanının başkanlığında, doğal üye olan ilçe belediye başkanları ile her ilçe belediye meclisi üye sayısının beşte birinden oluşur.

    Sınav ipucu: İade süresi belediyede 5, il özel idaresinde 7 gündür; büyükşehir kanunla, sıradan belediye Cumhurbaşkanı kararıyla kurulur.

    Soru 455302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu'na göre il özel idaresinin organları aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?
    1. A)İl genel meclisi, il idare kurulu ve vali
    2. B)İl genel meclisi, il encümeni ve vali
    3. C)İl encümeni, il idare kurulu ve genel sekreter
    4. D)İl genel meclisi, il encümeni ve genel sekreter
    5. E)İl idare kurulu, il encümeni ve belediye başkanı
    Çözümü göster

    Doğru cevap: B. 5302 sayılı Kanun'un 3. maddesindeki tanımlara göre il özel idaresinin organları il genel meclisi, il encümeni ve validir; Kanun'un 9. maddesi ise il genel meclisini il özel idaresinin karar organı olarak düzenler. İl idare kurulu 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu kapsamında merkezî idareye ait bir kuruldur, il özel idaresinin organı değildir; genel sekreter de organ değil, idarenin üst düzey yöneticisidir.

    Orta · Test 3

    Soru 485216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'na göre bir il belediyesinin büyükşehir belediyesine dönüştürülebilmesi için aranan asgari nüfus kaçtır?
    1. A)250.000
    2. B)500.000
    3. C)750.000
    4. D)1.000.000
    5. E)1.500.000
    Çözümü göster

    Doğru cevap: C. 5216 sayılı Kanun'un 6360 sayılı Kanun'la değişik 4. maddesine göre, toplam nüfusu 750.000'den fazla olan illerin il belediyeleri kanunla büyükşehir belediyesine dönüştürülebilir; yürürlükteki metinde tek ölçüt il toplam nüfusudur. (Maddenin 2012 öncesi metninde yer alan fiziki yerleşim ve ekonomik gelişmişlik ölçütleri 6360 sayılı Kanun'la kaldırılmıştır.) 5.000 ve 2.000 gibi eşikler 5393 sayılı Belediye Kanunu'na aittir; 500.000 veya 1.000.000 rakamları ise mevzuatta bu amaçla kullanılmamaktadır.

    Orta · Test 4

    Soru 24Aşağıdakilerden hangisi valinin görevleri arasında yer almaz?
    1. A)İl idare kuruluna başkanlık etmek
    2. B)İl encümenine başkanlık etmek
    3. C)İl genel meclisine başkanlık etmek
    4. D)İlde Devletin genel idaresini yürütmek
    5. E)Kanunların ilanını ve uygulanmasını sağlamak
    Çözümü göster

    Doğru cevap: C. 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu'na göre il genel meclisine, meclisin kendi üyeleri arasından seçtiği meclis başkanı başkanlık eder; vali ise il özel idaresinin başı ve il encümeninin başkanıdır. Vali ayrıca 5442 sayılı Kanun uyarınca il idare kuruluna başkanlık eder ve ilin genel idaresini yürütür, bu nedenle diğer seçenekler doğrudur.

    Orta · Test 2

  9. 9.Belediye: kuruluş ve organlar (5393)

    Nüfusu 5.000 ve üzerindeki yerleşim birimlerinde belediye kurulabilir; il ve ilçe merkezlerinde kurulması zorunludur. Kuruluş Danıştay'ın görüşü alınarak Cumhurbaşkanı kararıyla olur (eski: müşterek kararname); nüfusu 2.000'in altına düşen belediye aynı usulle köye dönüştürülür. Organları belediye meclisi (karar organı, tamamı seçilmiş), belediye encümeni (kısmen seçilmiş üye, kısmen birim amiri) ve belediye başkanıdır (yürütme organı); başkan hem meclisin hem encümenin başkanıdır. Meclis her ayın ilk haftası önceden kararlaştırdığı günde toplanır, yılda bir ay tatil yapabilir. Dış denetim Sayıştay'a aittir; mali olmayan idari işlemleri hukuka uygunluk yönünden İçişleri Bakanlığı da denetler.

    Sınav ipucu: Encümen tamamen seçilmiş bir organ değildir; il genel meclisinden farklı olarak belediye meclisine kendi seçtiği başkan değil, belediye başkanı başkanlık eder.

    Soru 365393 sayılı Belediye Kanunu'na göre bir yerleşim biriminde belediye kurulabilmesi için aranan asgari nüfus kaçtır?
    1. A)2.000
    2. B)5.000
    3. C)10.000
    4. D)20.000
    5. E)50.000
    Çözümü göster

    Doğru cevap: B. 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 4. maddesi, nüfusu 5.000 ve üzerinde olan yerleşim birimlerinde belediye kurulabileceğini; il ve ilçe merkezlerinde ise belediye kurulmasının zorunlu olduğunu belirtir. 2.000 rakamı aynı Kanun'un 11. maddesinde belediyenin köye dönüştürülmesi eşiğidir; 50.000 ise katılma hükümlerinde geçen farklı bir ölçüttür.

    Kolay · Test 3

    Soru 385393 sayılı Belediye Kanunu'na göre belediyenin organları aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?
    1. A)Belediye meclisi, belediye encümeni ve belediye başkanı
    2. B)Belediye meclisi, belediye başkanı ve mahalle muhtarı
    3. C)Belediye encümeni, belediye başkanı ve kent konseyi
    4. D)Belediye meclisi, kent konseyi ve belediye encümen üyeleri
    5. E)Belediye başkanı, belediye meclisi ve ihtiyar heyeti
    Çözümü göster

    Doğru cevap: A. 5393 sayılı Kanun'un 3. maddesinin (b) bendine göre belediyenin organları belediye meclisi, belediye encümeni ve belediye başkanıdır; bu organlar Kanun'un ikinci kısmında (madde 17 ve devamı) ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Kent konseyi Kanun'un 76. maddesinde düzenlenen katılım platformudur, organ değildir; mahalle muhtarı ve ihtiyar heyeti ise mahalle yönetimine ilişkin olup belediyenin organı sayılmaz.

    Kolay · Test 3

    Soru 535393 sayılı Belediye Kanunu'na göre belediye meclisi olağan toplantılarını ne zaman yapar?
    1. A)Her ayın ilk haftası önceden kararlaştırdığı günde
    2. B)Yılda iki kez, ocak ve temmuz aylarında
    3. C)Üç ayda bir, valinin çağrısı üzerine
    4. D)Yalnızca belediye başkanının çağrısıyla ve yılda bir kez
    5. E)Haftada bir gün, encümen toplantısıyla birlikte
    Çözümü göster

    Doğru cevap: A. 5393 sayılı Kanun'un 20. maddesine göre belediye meclisi her ayın ilk haftası, önceden kararlaştırdığı günde toplanır ve her yıl bir aylık tatil kararı alabilir. Toplantının valinin çağrısına bağlanması mahallî idarelerin özerkliğiyle bağdaşmaz; meclisin yılda bir veya iki kez toplanması ise Kanun'un öngördüğü düzenli çalışma esasına aykırıdır.

    Orta · Test 4

  10. 10.Belediye meclisi kararları, fesih ve başkanlığın sona ermesi

    Belediye başkanı hukuka aykırı gördüğü meclis kararını gerekçesiyle beş gün içinde iade edebilir; meclis üye tam sayısının salt çoğunluğuyla ısrar ederse karar kesinleşir, başkan bu karara karşı on gün içinde idari yargıya başvurabilir. Kesinleşen kararlar yedi gün içinde mülki amire gönderilir, gönderilmeyen karar yürürlüğe girmez. Görevlerini ihmal edip işleri aksatan ya da görevle ilgisiz siyasi konularda karar alan meclis, İçişleri Bakanlığı'nın bildirimi üzerine Danıştay kararıyla feshedilir. Başkanlık ölüm ve istifada kendiliğinden; mazeretsiz ve kesintisiz yirmi günden fazla görevi terk, seçilme yeterliğini kaybetme, sağlık raporu ve feshe yol açan eylemlere katılma hâllerinde İçişleri Bakanlığı'nın başvurusu üzerine Danıştay kararıyla sona erer.

    Sınav ipucu: Başkanlık boşalınca vali on gün içinde meclisi toplar, meclis kendi üyeleri arasından gizli oyla yeni başkan seçer; görevden uzaklaştırma veya tutuklamada ise başkan vekili seçilir.

    Soru 41Bir belediye meclisi, başkanın iade ettiği kararda üye tam sayısının salt çoğunluğuyla ısrar etmiş ve karar kesinleşmiştir. Bu durumda belediye başkanının izleyebileceği yol hangisidir?
    1. A)Kararı hiçbir şekilde uygulamama yetkisini kullanmak
    2. B)Kararı ikinci kez meclise iade ederek yeniden görüştürmek
    3. C)Kararın iptali için on gün içinde idari yargıya başvurmak
    4. D)Kararı doğrudan İçişleri Bakanlığının onayına sunmak
    5. E)Meclisin feshi için doğrudan Danıştaya başvuruda bulunmak
    Çözümü göster

    Doğru cevap: C. 5393 sayılı Kanun'un 23. maddesi, meclisin ısrarı ile kesinleşen kararlar aleyhine belediye başkanının on gün içinde idari yargıya başvurabileceğini öngörür. Aynı kararın ikinci kez iadesi mümkün değildir; meclisin feshi ise 30. madde uyarınca ancak İçişleri Bakanlığının bildirimi üzerine Danıştay kararıyla ve sınırlı sebeplerle gerçekleşir.

    Zor · Test 3

    Soru 435393 sayılı Belediye Kanunu'na göre mazeretsiz ve kesintisiz olarak yirmi günden fazla görevini terk eden belediye başkanının başkanlık sıfatı nasıl sona erer?
    1. A)Belediye meclisinin salt çoğunluk kararıyla
    2. B)Valinin onayı ve İçişleri Bakanının kararıyla
    3. C)İçişleri Bakanlığının başvurusu üzerine Danıştay kararıyla
    4. D)Yetkili idare mahkemesinin re'sen ve doğrudan vereceği kararla
    5. E)Cumhurbaşkanı kararıyla ve doğrudan hüküm gereğince
    Çözümü göster

    Doğru cevap: C. 5393 sayılı Kanun'un 44. maddesi, mazeretsiz ve kesintisiz yirmi günden fazla görevi terk hâlinde İçişleri Bakanlığının başvurusu üzerine Danıştay kararıyla başkanlık sıfatının sona ereceğini öngörür. Ölüm ve istifada sıfat kendiliğinden sona erer. Belediye meclisi başkanı düşürme yetkisine sahip değildir; Cumhurbaşkanı kararıyla düşürme de Kanun'da yer almaz.

    Orta · Test 3

    Soru 405393 sayılı Belediye Kanunu'na göre belediye başkanı, hukuka aykırı gördüğü meclis kararlarını yeniden görüşülmek üzere kaç gün içinde meclise iade edebilir?
    1. A)Üç
    2. B)Beş
    3. C)Yedi
    4. D)On
    5. E)On beş
    Çözümü göster

    Doğru cevap: B. 5393 sayılı Kanun'un 23. maddesine göre belediye başkanı hukuka aykırı gördüğü meclis kararlarını gerekçesini belirterek beş gün içinde meclise iade edebilir. Yedi gün, aynı maddede kesinleşen kararların mülki idare amirine gönderilmesi için; on gün ise başkanın idari yargıya başvurma süresi için öngörülmüştür.

    Orta · Test 3

  11. 11.Köy ve mahalle (442, 5393)

    Köy kamu tüzel kişiliğine sahip mahallî idaredir; organları köy derneği (bütün seçmenler), köy ihtiyar meclisi ve muhtardır. Muhtar köy derneğince seçilir, ihtiyar meclisine başkanlık eder, hem köyün yürütme organı hem Devletin köydeki temsilcisidir; Devlet memuru değildir. Köy imamı ve köy öğretmeni ihtiyar meclisinin tabii üyesidir. Köy kurulması ve adının değiştirilmesi için kanun gerekmez, İçişleri Bakanlığı'nın onayı yeter. Mahalle ise tüzel kişiliği olmayan, belediye sınırı içinde muhtar ve ihtiyar heyetince yönetilen birimdir; belediye meclisi kararı ve kaymakam görüşü üzerine vali onayıyla kurulur.

    Sınav ipucu: Köy tüzel kişidir, mahalle değildir; büyükşehir illerindeki köyler 6360 ile mahalleye dönüştüğünden bu illerde köy tüzel kişiliği kalmamıştır.

    Soru 50442 sayılı Köy Kanunu'na göre köyün organları aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?
    1. A)Köy derneği, köy ihtiyar meclisi ve muhtar
    2. B)Köy meclisi, köy encümeni ve muhtar
    3. C)Köy derneği, köy encümeni ve azalar
    4. D)Köy ihtiyar meclisi, köy imamı ve öğretmen
    5. E)Köy derneği, muhtar ve bucak müdürü
    Çözümü göster

    Doğru cevap: A. 442 sayılı Köy Kanunu'na göre köyün organları köy derneği, köy ihtiyar meclisi ve muhtardır. Köy derneği köydeki seçmenlerden oluşan genel kurul, ihtiyar meclisi karar organı, muhtar ise yürütme organıdır. Encümen belediye ve il özel idaresine özgü bir organdır; bucak müdürü ise merkezî idarenin taşra görevlisidir.

    Kolay · Test 4

    Soru 51442 sayılı Köy Kanunu'na göre köy yönetimiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
    1. A)Köy kamu tüzel kişiliğine sahip bir mahallî idaredir
    2. B)Köyün işleri mecburi ve isteğe bağlı işler olarak ayrılmıştır
    3. C)Köy ihtiyar meclisi kararıyla salma toplanabilir
    4. D)Muhtar aynı zamanda devletin köydeki görevlisi konumundadır
    5. E)Köy bütçesi il genel meclisinin onayıyla yürürlüğe girer
    Çözümü göster

    Doğru cevap: E. 442 sayılı Köy Kanunu köy bütçesinin il genel meclisince onaylanmasını öngörmez; bütçe köy ihtiyar meclisince karara bağlanır ve mülki idare amirinin denetimine tabidir. Köyün tüzel kişiliği, mecburi ve isteğe bağlı işler ayrımı, salma alınması ve muhtarın çifte statüsü ise Kanun'un açık düzenlemeleri gereği doğrudur.

    Orta · Test 4

    Soru 385393 sayılı Belediye Kanunu'na göre belediyenin organları aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?
    1. A)Belediye meclisi, belediye encümeni ve belediye başkanı
    2. B)Belediye meclisi, belediye başkanı ve mahalle muhtarı
    3. C)Belediye encümeni, belediye başkanı ve kent konseyi
    4. D)Belediye meclisi, kent konseyi ve belediye encümen üyeleri
    5. E)Belediye başkanı, belediye meclisi ve ihtiyar heyeti
    Çözümü göster

    Doğru cevap: A. 5393 sayılı Kanun'un 3. maddesinin (b) bendine göre belediyenin organları belediye meclisi, belediye encümeni ve belediye başkanıdır; bu organlar Kanun'un ikinci kısmında (madde 17 ve devamı) ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Kent konseyi Kanun'un 76. maddesinde düzenlenen katılım platformudur, organ değildir; mahalle muhtarı ve ihtiyar heyeti ise mahalle yönetimine ilişkin olup belediyenin organı sayılmaz.

    Kolay · Test 3

  12. 12.Hizmet yerinden yönetim kuruluşları: üniversite, YÖK, TRT, RTÜK, AKDTYK

    Üniversiteler kamu tüzel kişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahiptir, Devlet tarafından kanunla kurulur; vakıflar da kazanç amacı gütmeden, Devletin gözetim ve denetimine tabi yükseköğretim kurumu kurabilir. Rektörleri Cumhurbaşkanı, dekanları YÖK seçer ve atar; YÖK üyeleri üniversitelerin ve Cumhurbaşkanı'nın seçtiği adaylar arasından ya da doğrudan Cumhurbaşkanı'nca atanır. TRT Devletçe kamu tüzel kişiliği olarak kurulan tek radyo-televizyon kurumudur, özerkliği ve tarafsızlığı esastır; RTÜK'ün dokuz üyesi siyasi parti gruplarının üye sayısı oranında gösterdikleri iki kat aday arasından TBMM Genel Kurulunca seçilir. Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Cumhurbaşkanı'nın gözetiminde Atatürk Araştırma Merkezi, Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu ve Atatürk Kültür Merkezi'nden oluşur.

    Sınav ipucu: RTÜK üyelerini Cumhurbaşkanı değil TBMM seçer; TÜBİTAK ya da Türk Standartları Enstitüsü, Yüksek Kurum'un dört kurumundan değildir.

    Soru 60Aşağıdakilerden hangisi hizmet yönünden yerinden yönetim kuruluşu değildir?
    1. A)Devlet üniversiteleri
    2. B)Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu
    3. C)Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu
    4. D)Rekabet Kurumu
    5. E)Diyanet İşleri Başkanlığı
    Çözümü göster

    Doğru cevap: E. Anayasa'nın 136. maddesi Diyanet İşleri Başkanlığını "genel idare içinde" yer alan bir kuruluş olarak düzenler; dolayısıyla merkezî idarenin parçasıdır, hizmet yerinden yönetim kuruluşu değildir. Üniversiteler 130, TRT 133, Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 134. maddede düzenlenen ve kamu tüzel kişiliğine sahip hizmet kuruluşlarıdır; Rekabet Kurumu da özerk bir düzenleyici kurumdur.

    Kolay · Test 4

    Soru 61Anayasa'nın 130. maddesine göre üniversitelerin kurulmasıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
    1. A)Devlet üniversiteleri yönetmelikle kurulur
    2. B)Devlet üniversiteleri valilik onayı ile kurulur
    3. C)Devlet üniversiteleri il genel meclisi kararıyla kurulur
    4. D)Devlet üniversiteleri Yükseköğretim Kurulu kararıyla kurulur
    5. E)Devlet üniversiteleri kanunla kurulur
    Çözümü göster

    Doğru cevap: E. Anayasa'nın 130. maddesi üniversitelerin Devlet tarafından ve kanunla kurulacağını, ayrıca kazanç amacına yönelik olmamak şartıyla vakıflar tarafından da yükseköğretim kurumu kurulabileceğini öngörür. Yönetmelik ve kurul kararı gibi ikincil işlemlerle üniversite kurulamaz; il genel meclisi ise mahallî idare organı olup böyle bir yetkiye sahip değildir.

    Kolay · Test 5

    Soru 64Radyo ve Televizyon Üst Kurulu üyelerinin seçilme usulü bakımından aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
    1. A)Üyeler Cumhurbaşkanınca doğrudan atanır
    2. B)Üyeler Yükseköğretim Kurulu Genel Kurulu tarafından atanır
    3. C)Üyeler Danıştay Genel Kurulunca belirlenir
    4. D)Üyeler basın meslek kuruluşlarınca seçilir
    5. E)Üyeler Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilir
    Çözümü göster

    Doğru cevap: E. Anayasa'nın 133. maddesi, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu üyelerinin TBMM'de temsil edilen siyasi partilerin üye sayısı oranında belirlenecek sayıda ve parti gruplarınca gösterilecek adaylar arasından seçileceğini öngörür; seçim yetkisi TBMM'dedir. Bu nedenle Cumhurbaşkanınca doğrudan atama veya meslek kuruluşlarınca seçim yönündeki seçenekler yanlıştır.

    Orta · Test 5

  13. 13.Meslek kuruluşları, KİT'ler ve bağımsız idari otoriteler

    Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları (barolar, TTB, TMMOB, TOBB, ziraat ve esnaf odaları, noterler birliği) kanunla kurulur; organları üyelerce yargı gözetiminde gizli oyla seçilir, siyasi partiler aday gösteremez, kamu kesiminde asli ve sürekli görevde çalışanlara üyelik zorunluluğu yoktur. Amaç dışı faaliyet gösteren organların görevine mahkeme kararıyla son verilir; gecikmede sakınca varsa kanunun yetkilendirdiği merci faaliyetten men eder, karar 24 saat içinde hâkim onayına sunulur, hâkim 48 saat içinde açıklamazsa karar kendiliğinden kalkar. KİT'ler Cumhurbaşkanı kararıyla kurulan, özel hukuka tabi kamu tüzel kişileridir; sermayesinin yarısından fazlası Devlete ait kuruluşların denetimi TBMM adına yapılır. Bağımsız idari otoriteler (SPK, BDDK, Rekabet Kurumu, EPDK, BTK) kanunla kurulur, idari ve mali özerktir, bir bakanlıkla "ilişkili"dir, hiyerarşik denetime tabi değildir, kararları yargıya açıktır.

    Sınav ipucu: Sendika, dernek, vakıf ve Kızılay meslek kuruluşu değildir; bağımsız otoriteleri "yargı denetimi dışında" ya da "bakanlığın hiyerarşisinde" gösteren seçenek yanlıştır.

    Soru 68Anayasa'nın 135. maddesine göre, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının faaliyetten men edilmesine ilişkin kararın görevli hâkimin onayına sunulma süresi ile hâkimin kararını açıklama süresi sırasıyla aşağıdakilerden hangisidir?
    1. A)Yirmi dört saat ve kırk sekiz saat
    2. B)Kırk sekiz saat ve yirmi dört saat
    3. C)Yirmi dört saat ve yetmiş iki saat
    4. D)Üç gün ve otuz gün
    5. E)Kırk sekiz saat ve on beş gün
    Çözümü göster

    Doğru cevap: A. Anayasa'nın 135. maddesi, millî güvenliğin, kamu düzeninin, suç işlenmesini veya suçun devamını önlemenin yahut yakalamanın gerektirdiği hâllerde kanunla yetkilendirilen merciin verdiği faaliyetten men kararının yirmi dört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulacağını, hâkimin de kararını kırk sekiz saat içinde açıklayacağını, aksi hâlde bu idari kararın kendiliğinden yürürlükten kalkacağını öngörür. D seçeneğindeki üç gün ve otuz gün gibi sürelerin yürürlükteki madde metninde karşılığı yoktur; 1982 metninde yer alan, mahallin en büyük mülkî amirince organların geçici olarak görevden uzaklaştırılmasına ilişkin eski hüküm 1995 yılında 4121 sayılı Kanun'la kaldırılmıştır. Süreleri birbiriyle değiştiren ya da yetmiş iki saat ve on beş gün gibi süreler öngören diğer seçeneklerin de madde metninde karşılığı yoktur.

    Zor · Test 5

    Soru 66Anayasa'nın 135. maddesine göre kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
    1. A)Kanunla kurulan kamu tüzel kişileridir
    2. B)Organları kendi üyeleri tarafından gizli oyla seçilir
    3. C)Organ seçimleri yargı gözetimi altında yapılır
    4. D)Kuruluş amaçları dışında faaliyette bulunabilirler
    5. E)Kuruluş amaçları kanunda gösterilen hususlarla sınırlıdır
    Çözümü göster

    Doğru cevap: D. Anayasa'nın 135. maddesi kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının kuruluş amaçları dışında faaliyette bulunamayacağını açıkça belirtir. Bu kuruluşlar kanunla kurulur, kamu tüzel kişiliğine sahiptir ve organları üyelerince yargı gözetimi altında gizli oyla seçilir; bu yönleriyle diğer seçenekler maddeye uygundur.

    Orta · Test 5

    Soru 71Bağımsız idari otoriteler (düzenleyici ve denetleyici kurumlar) bakımından aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
    1. A)Kanunla kurulan kamu tüzel kişileridir
    2. B)İdari ve mali özerkliğe sahiptirler
    3. C)Kurul biçiminde örgütlenmiş yapılardır
    4. D)İşlemleri yargı denetimi dışında tutulmuştur
    5. E)Düzenleme ve yaptırım uygulama yetkileri bulunur
    Çözümü göster

    Doğru cevap: D. Anayasa'nın 125. maddesi idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolunun açık olduğunu belirtir; bağımsız idari otoritelerin işlemleri de idari yargı denetimine tabidir. Bu kurumlar kanunla kurulan, idari ve mali özerkliğe sahip, kurul biçiminde örgütlenen ve düzenleme ile yaptırım yetkisi kullanan yapılar olduğundan diğer seçenekler doğrudur.

    Zor · Test 5

  14. 14.Memur kavramı, istihdam şekilleri ve memurluğa giriş (madde 128, 657)

    Devletin, KİT'lerin ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre yürüttüğü kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevler memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür; memurların nitelikleri, atanmaları, hakları ve özlük işleri kanunla düzenlenir. 657'ye göre memur sayılmanın ölçütü genel idare esaslarına göre yürütülen asli ve sürekli görevi ifa etmektir. Güncel istihdam şekilleri memur, sözleşmeli personel ve işçidir; "geçici personel" 2017 sonunda çıkarılan 696 sayılı KHK ile kaldırıldı (eski dörtlü sayım: memur, sözleşmeli personel, geçici personel, işçi). Girişte Türk vatandaşlığı, 18 yaş, en az ortaokul mezuniyeti, kamu haklarından mahrum olmama, kasten işlenen suçtan bir yıl veya daha fazla hapis ya da yüz kızartıcı suçtan mahkûm olmama, askerlikle ilişiği bulunmama ve akıl hastalığı olmama aranır.

    Sınav ipucu: Öğrenim şartı memurda ortaokul, milletvekilinde ilkokuldur; hapis şartı memurda "kasten işlenen suç", milletvekilinde "taksirli suçlar hariç" diye kurulur.

    Soru 73657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na göre memur sayılmanın temel ölçütü aşağıdakilerden hangisidir?
    1. A)Kamu kurumunda herhangi bir işte çalışıyor olmak
    2. B)Toplu iş sözleşmesi kapsamında çalışıyor olmak
    3. C)Yalnızca merkezî idare bünyesindeki kadrolarda görev yapıyor olmak
    4. D)Belirli süreli bir sözleşmeyle görevlendirilmiş olmak
    5. E)Genel idare esaslarına göre asli ve sürekli hizmetleri yürütmek
    Çözümü göster

    Doğru cevap: E. 657 sayılı Kanun'un 4/A maddesi memuru, Devlet ve diğer kamu tüzel kişiliklerince genel idare esaslarına göre yürütülen asli ve sürekli kamu hizmetlerini ifa ile görevlendirilenler olarak tanımlar. Belirli süreli sözleşme sözleşmeli personelin, toplu iş sözleşmesi ise işçilerin ölçütüdür; memurluk mahallî idarelerde de söz konusu olabilir.

    Kolay · Test 5

    Soru 148657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda öngörülen istihdam biçimleri bakımından aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
    1. A)Memur, genel idare esaslarına göre yürütülen asli ve sürekli kamu hizmetlerini ifa etmekle görevlendirilen kişidir.
    2. B)Sözleşmeli personel memur kadrosuna atanmış sayılır ve memurlarla tümüyle aynı özlük haklarından yararlanır.
    3. C)İşçi statüsünde çalışanlar, 657 sayılı Kanun'un memurlara ilişkin bütün hükümlerine tabi olarak istihdam edilir.
    4. D)Genel idare esaslarına göre yürütülen asli ve sürekli görevler, idarenin tercihine göre işçiler eliyle de yürütülebilir.
    5. E)657 sayılı Kanun kapsamındaki personelin disiplin işleri, Türk Ceza Kanunu'ndaki usul ve esaslara göre yürütülür.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: A. 657 sayılı Kanun'un 4. maddesinin (A) bendi memuru, mevcut kuruluş biçimine bakılmaksızın Devlet ve diğer kamu tüzelkişiliklerince genel idare esaslarına göre yürütülen asli ve sürekli kamu hizmetlerini ifa ile görevlendirilenler olarak tanımlar. Anayasa'nın 128. maddesi bu asli ve sürekli görevlerin memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görüleceğini söylediğinden, aynı görevlerin idarenin tercihiyle işçiler eliyle yürütülebileceğini savunan seçenek Anayasa'ya aykırıdır. Sözleşmeli personel kadroya atanmış memur sayılmaz ve özlük hakları farklıdır; işçiler ise iş mevzuatına tabidir, memur hükümlerine değil. Disiplin işleri 657 sayılı Kanun'un 124 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup ceza mevzuatından ayrı bir rejimdir. Cevap A.

    Orta · Test 10

    Soru 72657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na göre kamu hizmetlerinin yürütülmesinde geçerli istihdam şekilleri aşağıdakilerden hangisinde birlikte verilmiştir?
    1. A)Memur, sözleşmeli personel ve işçi
    2. B)Memur, geçici personel ve stajyer
    3. C)Memur, işçi ve gönüllü görevli
    4. D)Sözleşmeli personel, işçi ve vekil
    5. E)Memur, sözleşmeli personel ve müsteşar
    Çözümü göster

    Doğru cevap: A. 657 sayılı Kanun'un 4. maddesi kamu hizmetlerinin memurlar, sözleşmeli personel ve işçiler eliyle gördürüleceğini düzenler; geçici personel kategorisi 2018 yılında yürürlükten kaldırılmıştır. Stajyer ve gönüllü görevli Kanun'da bir istihdam türü değildir; müsteşarlık kadrosu ise Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle birlikte kaldırılmıştır.

    Kolay · Test 5

  15. 15.Disiplin cezaları, süreler ve itiraz (657 madde 125 ve devamı)

    Beş ceza vardır: uyarma, kınama, aylıktan kesme (brüt aylığın 1/30 ile 1/8'i arası), kademe ilerlemesinin durdurulması (1-3 yıl) ve Devlet memurluğundan çıkarma. İlk üçünü disiplin amiri, kademe cezasını disiplin kurulu kararı üzerine atamaya yetkili amir (il disiplin kurulu kararlarında vali), çıkarmayı amirin isteği üzerine kurumun yüksek disiplin kurulu verir. En az yedi gün süre verilip savunma alınmadan ceza verilemez. Fiilin öğrenilmesinden itibaren ilk dört cezada bir ay, çıkarmada altı ay içinde soruşturmaya başlanmazsa ve her hâlde fiil tarihinden itibaren iki yıl içinde ceza verilmezse yetki zamanaşımına uğrar. İtiraz tebliğden itibaren yedi gündür: uyarma, kınama ve aylıktan kesmede disiplin kuruluna, kademe cezasında yüksek disiplin kuruluna; merci otuz gün içinde karar verir. 2010 değişikliğinden beri bütün disiplin cezaları yargı denetimine tabidir.

    Sınav ipucu: Uyarma ve kınamayı yargı denetimi dışında gösteren seçenek 2010 öncesine aittir. Uyarma-kınama beş, aylıktan kesme ve kademe cezası on yıl sonra özlük dosyasından silinebilir; çıkarma silinmez.

    Soru 76657 sayılı Kanun'un 125. maddesinde sayılan disiplin cezaları aşağıdakilerden hangisinde eksiksiz verilmiştir?
    1. A)Uyarma, kınama, aylıktan kesme, sürgün ve meslekten men
    2. B)Kınama, aylıktan kesme, görevden uzaklaştırma ve emeklilik
    3. C)Uyarma, kınama, para cezası, tenzili rütbe ve ihraç
    4. D)Uyarma, kınama, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ve çıkarma
    5. E)Uyarma, tekdir, aylıktan kesme, derece indirimi ve görevden çekilmeye zorlama
    Çözümü göster

    Doğru cevap: D. 657 sayılı Kanun'un 125. maddesi disiplin cezalarını uyarma, kınama, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ve Devlet memurluğundan çıkarma olarak beş başlıkta sayar. Görevden uzaklaştırma bir disiplin cezası değil, aynı Kanun'un 137. maddesindeki ihtiyati tedbirdir; sürgün, tenzili rütbe ve derece indirimi ise Kanun'da yer almayan yaptırımlardır.

    Kolay · Test 6

    Soru 136Bir devlet memuruna kademe ilerlemesinin durdurulması cezası verilmiştir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na göre aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
    1. A)Ceza doğrudan disiplin amiri tarafından verilir ve buna karşı yalnızca kurumun disiplin kuruluna yedi gün içinde itiraz edilebilir.
    2. B)Ceza yüksek disiplin kurulu kararıyla verilir ve bu karara karşı itiraz süresi tebliğ tarihinden itibaren on beş gündür.
    3. C)Cezaya karşı idari itiraz yoluna başvurulmuş olması, aynı ceza hakkında idari yargıda dava açma hakkını ortadan kaldırır.
    4. D)İtiraz süresi tebliğden itibaren otuz gün olup, bu süre içinde itiraz edilmeyen disiplin cezası hiçbir zaman kesinleşmez.
    5. E)Ceza, kurum disiplin kurulunun kararı alındıktan sonra atamaya yetkili amirce verilir; yüksek disiplin kuruluna itiraz edilir.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: E. 657 sayılı Kanun'un 126. maddesine göre uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezaları disiplin amirleri tarafından; kademe ilerlemesinin durdurulması cezası, memurun bağlı olduğu kurumdaki disiplin kurulunun kararı alındıktan sonra atamaya yetkili amirler tarafından verilir. Aynı Kanun'un 135. maddesi uyarınca disiplin amirlerince verilen uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarına karşı disiplin kuruluna, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına karşı ise yüksek disiplin kuruluna itiraz edilir; itiraz süresi tebliğden itibaren yedi gündür ve süresinde itiraz edilmeyen ceza kesinleşir. Bu nedenle itiraz süresini on beş veya otuz gün gösteren seçenekler yanlıştır. 135. maddenin son fıkrası disiplin cezalarına karşı idari yargı yolunun açık olduğunu belirttiğinden, itirazın dava hakkını ortadan kaldırdığı yönündeki seçenek de hatalıdır. Cevap E.

    Zor · Test 10

    Soru 80657 sayılı Kanun'a göre uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında disiplin soruşturmasına, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren ne kadar süre içinde başlanmalıdır?
    1. A)On beş gün
    2. B)Bir ay
    3. C)Üç ay
    4. D)Altı ay
    5. E)Bir yıl
    Çözümü göster

    Doğru cevap: B. 657 sayılı Kanun'un 127. maddesine göre uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına başlanmazsa ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar; Devlet memurluğundan çıkarma cezasında bu süre altı aydır. On beş günlük süre disiplin amirinin karar verme süresidir; bir yıl ise Kanun'da bu bağlamda kullanılmayan bir süredir.

    Zor · Test 6

  16. 16.Görevden uzaklaştırma, soruşturma izni (4483), tazminat ve kanunsuz emir

    Görevden uzaklaştırma ihtiyati bir tedbirdir; atamaya yetkili amir, bakanlık ve genel müdürlük müfettişleri, illerde vali, ilçelerde kaymakam uygulayabilir. Uzaklaştırılan memura aylığının üçte ikisi ödenir, göreve dönerse kesilen üçte bir iade edilir; soruşturmaya on iş günü içinde başlanır, disiplin kovuşturması sebebiyle uzaklaştırma en çok üç ay sürer, ceza kovuşturmasında durum iki ayda bir gözden geçirilir. Memurun görevi sebebiyle işlediği suçta 4483'e göre soruşturma izni gerekir: ilçede görevliye kaymakam, ilde görevliye vali, belediye başkanlarına İçişleri Bakanı verir; karara on gün içinde itiraz edilir, itirazı bölge idare mahkemesi (üst düzey görevlilerde Danıştay) inceler. Memurların yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davası, memura rücu edilmek kaydıyla ancak idare aleyhine açılır.

    Sınav ipucu: Kanunsuz emir (madde 137): yönetmelik, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi, kanun veya Anayasa'ya aykırı emri memur yerine getirmez ve bildirir; üst yazıyla ısrar ederse yerine getirir ve sorumlu olmaz; konusu suç olan emir hiçbir şekilde yerine getirilmez, getiren sorumluluktan kurtulamaz.

    Soru 85Bir ilçe millî eğitim müdürlüğünde görevli memur hakkında, görevi sebebiyle işlediği iddia edilen bir suçtan dolayı soruşturma izni verme yetkisi, 4483 sayılı Kanun'a göre kime aittir?
    1. A)Cumhuriyet başsavcısına
    2. B)Kaymakama
    3. C)Valiye
    4. D)Millî Eğitim Bakanına
    5. E)Yetkili bölge idare mahkemesine
    Çözümü göster

    Doğru cevap: B. 4483 sayılı Kanun'un 3. maddesi, ilçede görevli memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında soruşturma izni verme yetkisini kaymakama; ilde ve merkez ilçede görevli olanlar bakımından ise valiye tanır. Cumhuriyet savcısı izin makamı değildir, izin verilmesi üzerine soruşturmayı yürütür; bölge idare mahkemesi ise ancak izin kararına itiraz mercii olarak devreye girer.

    Zor · Test 6

    Soru 864483 sayılı Kanun'a göre soruşturma izni verilmesi veya verilmemesine ilişkin karara itiraz süresi kaç gündür?
    1. A)Üç
    2. B)Yedi
    3. C)On
    4. D)On beş
    5. E)Otuz
    Çözümü göster

    Doğru cevap: C. 4483 sayılı Kanun'un 9. maddesi, soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine ilişkin karara karşı itiraz süresini tebliğ tarihinden itibaren on gün olarak belirler; itiraz kural olarak yetkili bölge idare mahkemesine yapılır ve verilen kararlar kesindir. Otuz günlük süre yetkili merciin karar verme süresidir; yedi günlük süre ise disiplin itirazına ilişkindir.

    Orta · Test 6

    Soru 87Anayasa'nın 129. maddesine göre memurların yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları nasıl açılır?
    1. A)Doğrudan ilgili memur aleyhine açılır
    2. B)Memur ve idare aleyhine birlikte açılır
    3. C)Rücu edilmek kaydıyla ancak idare aleyhine açılır
    4. D)Yalnızca Cumhuriyet savcılığına şikâyet yoluyla ileri sürülür
    5. E)Zarar gören kişi tarafından hiçbir şekilde açılamaz
    Çözümü göster

    Doğru cevap: C. Anayasa'nın 129. maddesinin beşinci fıkrası, memurların ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davalarının kendilerine rücu edilmek kaydıyla ancak idare aleyhine açılabileceğini öngörür. Bu nedenle davanın doğrudan memura ya da memurla idareye birlikte yöneltilmesi mümkün değildir; dava yolu tamamen kapalı da değildir.

    Orta · Test 6

  17. 17.İdari işlemin unsurları, sakatlık ve yokluk

    Unsurlar yetki, şekil, sebep, konu ve amaçtır. Yetki kişi, konu, yer ve zaman yönünden incelenir: idare dışından birinin ya da hiç yetkisiz bir görevlinin işlem yapması yetki gaspı, yasama veya yargıya ait bir yetkinin idarece kullanılması fonksiyon gaspıdır; ikisi de işlemi yok hükmünde kılar. İdare içinde başka makamın yetkisini kullanma (yetki tecavüzü) ve görev süresi bitmiş bir kurulun işlem yapması gibi zaman yönünden yetkisizlik kural olarak iptal sebebidir. Şekil yazılılık ve usul kurallarını, sebep dayanılan maddi ya da hukuki olguyu, konu doğan hukuki sonucu, amaç kamu yararını ifade eder; kişisel veya siyasi saikle yapılan işlem amaç unsurundan sakattır (yetki saptırması).

    Sınav ipucu: Yok işlem hukuka uygunluk karinesinden yararlanmaz, süreye bağlı olmadan her zaman ileri sürülür; sakat işlem ise iptal edilene kadar geçerli sayılır.

    Soru 131Bir belediyede hiçbir görevi ve yetkisi bulunmayan K, kendisini imar müdürü olarak tanıtarak bir taşınmaz için yapı ruhsatı düzenlemiştir. Aynı ilçede görevli kaymakam L ise iki komşu arasındaki taşınmaz mülkiyeti uyuşmazlığını kesin olarak karara bağlayan bir işlem tesis etmiştir. Buna göre bu iki işlem hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
    1. A)Birinci işlem yetki gaspı, ikinci işlem fonksiyon gaspı oluşturur ve her ikisi de yok hükmündedir.
    2. B)Birinci işlem yetki tecavüzü oluşturur; ancak süresinde açılan iptal davasıyla ortadan kaldırılabilir.
    3. C)Birinci işlem fonksiyon gaspı, ikinci işlem yetki tecavüzüdür; ikisi de iptal edilebilir nitelikte sayılır.
    4. D)İki işlem de hukuken geçerli doğmuştur; yalnızca konu unsuru yönünden sakat olduklarından geri alınabilir.
    5. E)İkinci işlem yasama fonksiyonunun gaspı niteliğinde olduğundan yok hükmünde kabul edilmelidir.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: A. İdare adına işlem yapma yetkisi bulunmayan bir kişinin idari işlem tesis etmesi yetki gaspıdır; idarenin yargı ya da yasama fonksiyonuna giren bir işi karara bağlaması ise fonksiyon gaspıdır. Her iki durumda da ağır ve bariz yetkisizlik bulunduğundan işlem yok hükmündedir; hiçbir hukuki sonuç doğurmaz ve dava açma süresine bağlı olmaksızın yokluğunun tespiti istenebilir. Yetki tecavüzü ise idare içinde yetkili olmayan bir makamın işlem yapmasıdır ve kural olarak yalnızca iptal sebebidir; bu nedenle K'nın işlemini yetki tecavüzü sayan seçenek yanlıştır. Mülkiyet uyuşmazlığını çözmek yargı fonksiyonuna girdiğinden, kaymakamın işlemini yasama fonksiyonunun gaspı sayan seçenek de hatalıdır. Cevap A.

    Zor · Test 9

    Soru 91İdari işlemlerde yetki unsurundaki sakatlıklardan hangisi işlemin yokluğuna yol açar?
    1. A)Yer bakımından basit yetkisizlik
    2. B)Zaman bakımından basit yetkisizlik
    3. C)Vekâleten görevlendirmedeki şekil eksikliği
    4. D)İmza yetkisinin devrindeki usul eksikliği
    5. E)İdarenin yasama veya yargı alanına girmesi
    Çözümü göster

    Doğru cevap: E. İdarenin yasama ya da yargı işlevi alanına girmesi fonksiyon gaspı olarak adlandırılır ve işlemi yok hükmünde kılar; aynı sonuç, idare adına işlem yapma yetkisi hiç bulunmayan kişinin işlem tesis ettiği yetki gaspında da doğar. Yer veya zaman bakımından basit yetkisizlik ile imza devri ve vekâlet usulündeki eksiklikler ise yokluğa değil, iptal edilebilirliğe yol açar.

    Orta · Test 7

    Soru 92Bir idari işlemin kamu yararı dışında, kişisel ya da siyasal saikle tesis edilmiş olması hangi unsurdaki sakatlığı oluşturur?
    1. A)Yetki unsurundaki
    2. B)Şekil unsurundaki
    3. C)Sebep unsurundaki
    4. D)Konu unsurundaki
    5. E)Amaç unsurundaki
    Çözümü göster

    Doğru cevap: E. İdari işlemin amaç unsuru daima kamu yararıdır; kişisel husumet, siyasal saik veya üçüncü kişiye çıkar sağlama gibi güdülerle işlem tesisi "maksat (amaç) saptırması" adı verilen sakatlığı doğurur. Sebep unsurundaki sakatlık işlemin dayandığı maddi veya hukuki olayla, konu unsurundaki sakatlık ise doğurduğu hukuki sonuçla ilgilidir.

    Orta · Test 7

  18. 18.İdari işlemin özellikleri ve türleri: icrailik, karine, düzenleyici-birel

    İdari işlem tek yanlıdır, ilgilinin rızası aranmadan hukuki sonuç doğurur. İcrailik, işlemin başka bir makamın onayı ya da yargı kararı gerekmeden kendiliğinden uygulanabilir olmasıdır; görüş, öneri, rapor gibi hazırlık işlemleri ve iç düzen işlemleri icrai olmadığından iptal davasına konu olamaz. Hukuka uygunluk karinesi, işlemin iptal edilinceye kadar hukuka uygun sayılıp uygulanmasıdır; dava açmak yürütmeyi kendiliğinden durdurmaz. Re'sen icra idarenin işlemi zor kullanarak uygulamasıdır ve kanuni dayanak ister. Düzenleyici işlemler (yönetmelik, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi) genel, soyut ve kişilik dışıdır, yayımla yürürlüğe girer; birel işlemler (atama, ruhsat, disiplin cezası) belirli kişiyi ilgilendirir, tebliğle sonuç doğurur.

    Sınav ipucu: Düzenleyici işlemin uygulanması üzerine ilgili, uygulama işlemiyle birlikte yıllar önce yayımlanmış düzenleyici işleme de dava açabilir; düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması ona dayanan işlemin iptaline engel değildir.

    Soru 95Düzenleyici idari işlemlerle birel (öznel) idari işlemler arasındaki farkla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
    1. A)Düzenleyici işlemler yalnızca belirli kişileri hedef alır
    2. B)Birel işlemler soyut ve genel kurallar koyar
    3. C)Düzenleyici işlemlere karşı hiçbir şekilde dava açılması mümkün değildir
    4. D)Birel işlemler yalnızca yönetmelik biçiminde yapılır
    5. E)Düzenleyici işlemler genel, soyut ve sürekli kurallar koyar
    Çözümü göster

    Doğru cevap: E. Yönetmelik gibi düzenleyici işlemler genel, soyut ve sürekli kurallar koyar; atama veya ruhsat gibi birel işlemler ise belirli kişi ya da durumlara ilişkindir. Bu ayrım tersine çevrilemez. Ayrıca Anayasa'nın 125. maddesi gereği düzenleyici işlemler de yargı denetimine tabidir; ülke çapında uygulanacak düzenleyici işlemler için Danıştay ilk derece mahkemesi olarak görevlidir.

    Orta · Test 7

    Soru 25Kamu tüzel kişiliğine sahip olmanın sonuçları bakımından aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
    1. A)Kendine ait mal varlığı, bütçesi ve gelir kaynakları bulunur
    2. B)Tek yanlı ve icrai idari işlem yapabilir
    3. C)Kamulaştırma yetkisi kullanabilir
    4. D)Kendi personelini istihdam edebilir
    5. E)Yargı kararlarına uymama ayrıcalığı tanınır
    Çözümü göster

    Doğru cevap: E. Anayasa'nın 138. maddesi yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğunu, bu kararların hiçbir suretle değiştirilemeyeceğini ve yerine getirilmesinin geciktirilemeyeceğini belirtir; hiçbir kamu tüzel kişisine böyle bir ayrıcalık tanınmaz. Buna karşılık ayrı mal varlığı, bütçe, personel ile tek yanlı işlem ve kamulaştırma yetkisi kamu tüzel kişiliğinin klasik sonuçlarındandır.

    Orta · Test 2

    Soru 94İdari işlemin "icrailik" özelliğiyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
    1. A)İşlemin ilgilinin rızasıyla hüküm doğurmasıdır
    2. B)İşlemin yalnızca mahkeme kararıyla sonuç doğurmasıdır
    3. C)İşlemin yalnızca idarenin kendi iç işleyişini ilgilendiriyor olmasıdır
    4. D)İşlemin tek yanlı olarak hukuk düzeninde değişiklik yaratmasıdır
    5. E)İşlemin her hâlde kolluk gücüyle uygulanmasıdır
    Çözümü göster

    Doğru cevap: D. İcrailik, idari işlemin ilgilinin rızasına gerek olmaksızın tek yanlı biçimde hak veya yükümlülük doğurarak hukuk düzeninde değişiklik yaratmasıdır. İşlemin mahkeme kararına bağlı olması icrailikle bağdaşmaz; yalnızca iç işleyişi ilgilendiren görüş ve genelgeler ise icrai sayılmaz. Re'sen icra ise ayrı bir kavram olup ancak kanunun izin verdiği hâllerde mümkündür.

    Orta · Test 7

  19. 19.İdari sözleşmeler ve kamu ihale sözleşmeleri

    Sözleşmenin idari sayılması için taraflardan birinin idare olması, konusunun kamu hizmetinin yürütülmesi olması ve idareye özel hukuku aşan üstün yetkiler tanıması aranır; kanun bir sözleşmeyi doğrudan idari de sayabilir. İmtiyaz, iltizam, idari hizmet (sözleşmeli personel), kamu istikraz, maden ve orman işletme sözleşmeleri idaridir; imtiyaz sözleşmeleri hakkında Danıştay iki ay içinde görüş bildirir, uyuşmazlıkları için millî ya da milletlerarası tahkim öngörülebilir (milletlerarası tahkim yalnız yabancılık unsuru varsa). 4734-4735 kapsamındaki mal-hizmet alımı ve yapım sözleşmeleri ile abonman sözleşmeleri özel hukuk sözleşmesidir: ihale aşamasındaki işlemler (ayrılabilir işlem) idari yargıda, sözleşmenin uygulanmasından doğan uyuşmazlık adli yargıda görülür; yap-işlet-devret sözleşmeleri de kanun gereği özel hukuka tabidir.

    Sınav ipucu: Yazılı olmak ya da Danıştay incelemesinden geçmek idari sözleşme ölçütü değildir; "kamu ihale sözleşmesinden doğan dava idare mahkemesinde görülür" seçeneği yanlıştır.

    Soru 984734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamında yapılan mal ve hizmet alımı sözleşmelerinin niteliği ile bunlardan doğan uyuşmazlıkların çözüm yeri bakımından hangisi doğrudur?
    1. A)İdari sözleşmedir; uyuşmazlıklar idari yargıda görülür
    2. B)Özel hukuk sözleşmesidir; uyuşmazlıklar Sayıştayca çözülür
    3. C)İdari sözleşmedir; uyuşmazlıklar adli yargıda görülür
    4. D)Özel hukuk sözleşmesidir; uyuşmazlıklar adli yargıda görülür
    5. E)Karma nitelikte olup uyuşmazlıklar Uyuşmazlık Mahkemesinde görülür
    Çözümü göster

    Doğru cevap: D. 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu, bu Kanun'a göre düzenlenen sözleşmelerin özel hukuk hükümlerine tabi olduğunu belirtir; bu nedenle sözleşmenin uygulanmasından doğan uyuşmazlıklar adli yargıda çözülür. Buna karşılık ihale sürecindeki tek yanlı işlemler idari işlem olduğundan idari yargıda dava konusu edilir. Sayıştay ise bir yargı mercii olarak sözleşme uyuşmazlığına bakmaz.

    Zor · Test 7

    Soru 135Bir idare, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'na göre yaptığı yapım işi ihalesini X firmasına bırakmış ve firmayla sözleşme imzalamıştır. İhale dışı bırakılan Y firması ihale kararına karşı dava açmak istemekte, ayrıca idare ile X firması arasında sözleşmenin uygulanmasından doğan bir uyuşmazlık bulunmaktadır. Buna göre aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
    1. A)Her iki uyuşmazlık da idari yargıda çözümlenir; çünkü ihale süreci ile sözleşme bir bütün oluşturur.
    2. B)İhale kararına karşı dava idari yargıda, sözleşmeden doğan uyuşmazlık adli yargıda görülür.
    3. C)Her iki uyuşmazlık da adli yargıda çözümlenir; çünkü ihale kararı da özel hukuk işlemi niteliğindedir.
    4. D)İhale kararı yalnızca ihaleye katılanlar arasında sonuç doğurduğundan hiçbir yargı yerinde denetime konu edilemez.
    5. E)Sözleşme bir idari sözleşme sayıldığından uygulanmasından doğan uyuşmazlık da idari yargıda görülür.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: B. İhalenin ilanından sözleşmenin imzalanmasına kadar geçen aşamada idarenin aldığı kararlar tek yanlı, icrai idari işlemlerdir; bu nedenle ihale kararına karşı idari yargıda iptal davası açılır. 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu kapsamında imzalanan sözleşmeler ise özel hukuk sözleşmesi niteliğinde olduğundan, sözleşmenin uygulanmasından doğan uyuşmazlıklar adli yargıda görülür. Bu yüzden iki uyuşmazlığı aynı yargı koluna bırakan seçenekler yanlıştır; ihale kararını yargı denetimi dışında sayan seçenek de Anayasa'nın 125. maddesindeki "idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır" kuralına aykırıdır. Cevap B.

    Orta · Test 9

    Soru 153Kamu hizmeti imtiyaz sözleşmeleri bakımından aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
    1. A)Bu sözleşmeler baştan sona özel hukuk sözleşmesi niteliğinde olduğundan uyuşmazlıkları adli yargıda görülür.
    2. B)İdare, sözleşme yürürlükte olduğu sürece kamu yararı gerekçesiyle dahi tek yanlı hiçbir değişiklik yapamaz.
    3. C)Bu sözleşmelerden doğan uyuşmazlıkların millî veya milletlerarası tahkim yoluyla çözülmesi öngörülebilir.
    4. D)İmtiyaz yöntemiyle yürütülen bir hizmette hizmetin bedeli imtiyaz sahibince değil yalnızca idarece tahsil edilir.
    5. E)İmtiyaz sözleşmesiyle kamu hizmetinin kurulması özel kişiye bırakılamaz; yalnızca işletilmesi devredilebilir.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: C. Anayasa'nın 125. maddesinin birinci fıkrası, kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinde bunlardan doğan uyuşmazlıkların millî veya milletlerarası tahkim yoluyla çözülmesinin öngörülebileceğini düzenler. İmtiyaz sözleşmesi tipik bir idari sözleşme olduğundan uyuşmazlıkları kural olarak idari yargıda görülür; bu nedenle sözleşmeyi özel hukuk sözleşmesi sayan seçenek yanlıştır. İdari sözleşmelerin ayırt edici yanı idareye üstün yetkiler tanınmasıdır: idare kamu yararı gerektirdiğinde tek yanlı değişiklik yapabilir ve sözleşmeyi sona erdirebilir, dolayısıyla bunu tümüyle yasaklayan seçenek de hatalıdır. İmtiyazda hizmetin kurulması ve işletilmesi özel kişiye bırakılır ve bedel kural olarak imtiyaz sahibi tarafından hizmetten yararlananlardan tahsil edilir. Cevap C.

    Zor · Test 11

  20. 20.Kamu hizmeti ilkeleri, görülüş usulleri, kolluk ve kamu malları

    Kamu hizmetinin ilkeleri süreklilik (memurlara grev yasağının dayanağı), değişkenlik-uyarlama, eşitlik ve tarafsızlıktır; bedelsizlik mutlak ilke değildir. Görülüş usulleri: emanet (idare kendi personel ve araçlarıyla), müşterek emanet (özel kişi idare adına işletir, hasılattan pay alır), iltizam (mültezim götürü bedelle işletir), imtiyaz (özel kişi uzun süreli sözleşmeyle kendi kâr ve zararına yürütür), ruhsat (idarenin tek yanlı izniyle özel kişi yürütür) ve yap-işlet-devret. İdari kolluk kamu düzenini (güvenlik, esenlik, sağlık) suç işlenmeden önce korur; adli kolluk işlenmiş suçun failini Cumhuriyet savcısı adına araştırır. Kamu malları (sahipsiz mallar, orta malları, hizmet malları) devredilemez, haczedilemez, zamanaşımıyla kazanılamaz, kamulaştırılamaz ve tapuya tescili zorunlu değildir.

    Sınav ipucu: Trafik düzenlemesi ve ruhsat denetimi idari kolluk; olay yeri inceleme, delil toplama ve şüpheli yakalama adli kolluktur; ayrım kişiye değil faaliyete göredir.

    Soru 125Kamu hizmetlerinin kesintiye uğramadan yürütülmesini gerektiren ve kamu görevlilerinin grev yapmasının yasaklanmasının da dayanaklarından biri sayılan ilke aşağıdakilerden hangisidir?
    1. A)Değişkenlik (uyarlama) ilkesi
    2. B)Eşitlik ilkesi
    3. C)Süreklilik (devamlılık) ilkesi
    4. D)Bedelsizlik (meccanilik) ilkesi
    5. E)Tarafsızlık ilkesi
    Çözümü göster

    Doğru cevap: C. Kamu hizmetinin süreklilik ilkesi, hizmetin düzenli ve kesintisiz biçimde görülmesini gerektirir; memurların grev yasağı, istifa eden memurun yerine atanan kişi gelinceye kadar görevine devam etmesi ve zorunlu hâllerde hizmetin başka usullerle sürdürülmesi bu ilkenin sonuçlarıdır. Değişkenlik ilkesi hizmetin değişen ihtiyaçlara göre yeniden düzenlenebilmesini ifade eder ve süreklilikle karıştırılmamalıdır. Eşitlik ilkesi hizmetten yararlananlar arasında ayrım yapılmamasını, tarafsızlık ilkesi hizmetin siyasi ve kişisel etkilerden uzak yürütülmesini anlatır. Bedelsizlik ise yalnızca bazı hizmetler bakımından geçerli olup grev yasağıyla ilgisi yoktur. Cevap C.

    Kolay · Test 9

    Soru 127Kamu malları ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
    1. A)Kamu malları kural olarak haczedilemez ve rehne konu olamaz.
    2. B)Kamu malları özel mülkiyete konu olur ve zamanaşımıyla kazanılabilir.
    3. C)Kamu malları kural olarak devir ve ferağ edilemez, satılamaz.
    4. D)Orta malları, doğrudan doğruya halkın ortak kullanımına ayrılmış mallardır.
    5. E)Hizmet malları, bir kamu hizmetine tahsis edilmiş mallardır.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: B. Kamu malları kamu yararına tahsis edildikleri için özel bir hukuki rejime tabidir; devredilemez, haczedilemez, zamanaşımıyla kazanılamaz ve kural olarak özel mülkiyete konu olamazlar. Bu nedenle B söylenemez ve aranan cevaptır; nitekim Türk Medeni Kanunu m.715 sahipsiz yerler ile yararı kamuya ait malların Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğunu belirtir. A ve C bu rejimin doğrudan sonuçlarıdır. D doğrudur; yol, meydan, köprü, mera gibi orta malları doğrudan halkın ortak yararlanmasına ayrılmıştır. E de doğrudur; okul binası, hastane, adliye gibi hizmet malları belirli bir kamu hizmetinin görülmesine tahsis edilmiştir. Cevap B.

    Orta · Test 9

    Soru 122Kamu hizmetlerinin görülüş usulleri ile tanımları eşleştirildiğinde aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
    1. A)Emanet usulü — hizmetin idarenin kendi personeli, araç ve kaynaklarıyla doğrudan yürütülmesi
    2. B)İmtiyaz usulü — hizmetin, kâr ve zararı kendisine ait olmak üzere sözleşmeyle özel kişiye gördürülmesi
    3. C)Ruhsat usulü — özel kişinin, idarenin tek yanlı izniyle hizmeti kendi nam ve hesabına yürütmesi
    4. D)İltizam usulü — hizmetin idarenin kendi personeli ve araçlarıyla doğrudan yürütülmesi
    5. E)Müşterek emanet — hizmetin özel kişice yürütülmesi, kâr ve zararın idareye ait olması
    Çözümü göster

    Doğru cevap: D. İltizam usulünde hizmetin ya da hizmete ilişkin gelirin toplanması, idareye önceden belirlenmiş bir bedel ödemek karşılığında özel kişiye (mültezime) bırakılır; hizmetin idarenin kendi personel ve araçlarıyla doğrudan görülmesi ise emanet usulünün tanımıdır. D bu iki usulü birbirine karıştırdığı için yanlıştır ve aranan cevaptır. A doğrudur ve emanet usulünü tanımlar. B doğrudur; imtiyazda hizmet, uzun süreli bir idari sözleşmeyle kâr ve zararı kendisine ait olacak biçimde özel kişiye gördürülür. C doğrudur; ruhsat usulünde ilişki sözleşmeyle değil, idarenin tek yanlı izin işlemiyle kurulur. E de doğrudur; müşterek emanette hizmeti özel kişi yürütür ancak kâr ve zarar idarede kalır, özel kişi belirlenen bir pay ya da ücret alır. Cevap D.

    Zor · Test 9

  21. 21.İdarenin sorumluluğu: hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk

    İdare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. Kusurlu sorumluluğun adı hizmet kusurudur: hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi ve hiç işlememesi. Memurun görevinden ayrılabilen kişisel kusuru (kin, çıkar, açıkça suç) hizmet kusuru değildir. Kusursuz sorumluluk kusur aranmadan doğar: tehlike (risk) ilkesi (silah, patlayıcı, tehlikeli tesis, mesleki risk) ve kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi (hukuka uygun yürütülen hizmetin belli kişilere yüklediği ağır ve özel zarar, fedakârlığın denkleştirilmesi); terör olaylarında sosyal risk ilkesi uygulanır. Mücbir sebep sorumluluğu kaldırır; zarar görenin ve üçüncü kişinin kusuru azaltır ya da kaldırır; beklenmeyen hâl kusursuz sorumluluğu kaldırmaz.

    Sınav ipucu: Yol yapımı sırasında dükkânı aylarca kapanan esnafın zararı kamu külfetleri karşısında eşitlik, mühimmat deposu patlaması tehlike ilkesidir; ikisinde de kusur aranmaz.

    Soru 155İdarenin sorumluluğu bakımından aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
    1. A)Bir kamu hizmetinin hiç işlememesi, kötü işlemesi veya geç işlemesi hizmet kusuru oluşturur.
    2. B)Kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, rücu edilmek kaydıyla idare aleyhine açılır.
    3. C)Kusursuz sorumlulukta idarenin hukuka aykırı bir davranışı bulunmasa da zararı karşılama yükümlülüğü doğabilir.
    4. D)Kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi, idarenin kusursuz sorumluluğunun dayanaklarından biri olarak kabul edilir.
    5. E)Hizmet kusurunda idarenin sorumluluğu ikincil niteliktedir; zarar gören öncelikle kusurlu kamu görevlisine başvurmalıdır.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: E. Hizmet kusuru, kamu hizmetinin kuruluş ve işleyişindeki bozukluktur ve hizmetin hiç işlememesi, kötü işlemesi ya da geç işlemesi biçiminde ortaya çıkar; bu hâlde idarenin sorumluluğu asli ve doğrudandır, zarar görenin önce kamu görevlisine başvurması gerekmez. Anayasa'nın 129. maddesinin beşinci fıkrası da kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davalarının, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ancak idare aleyhine açılabileceğini söyleyerek bu asli sorumluluğu pekiştirir. Risk ilkesi ve kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi kusursuz sorumluluğun dayanaklarıdır; bu hâllerde idarenin hukuka aykırı bir davranışı olmasa da zararı karşılaması gerekir. Bu nedenle idarenin sorumluluğunu ikincil sayan yargı yanlıştır. Cevap E.

    Zor · Test 11

    Soru 101Usulüne uygun biçimde yürütülen bir kamu hizmeti nedeniyle, kusur bulunmamasına rağmen belirli bir kişinin diğerlerine kıyasla ağır ve özel bir zarara uğraması hâlinde idarenin sorumluluğu hangi ilkeye dayandırılır?
    1. A)Hizmet kusuru ilkesine
    2. B)Risk (tehlike) ilkesine
    3. C)Ağır ve bariz nitelikteki hizmet kusuru ilkesine
    4. D)Kişisel kusur ilkesine
    5. E)Fedakârlığın denkleştirilmesi ilkesine
    Çözümü göster

    Doğru cevap: E. Kamu külfetleri karşısında eşitliğin bozulması nedeniyle bir kişinin olağan dışı, özel ve ağır bir zarara uğraması hâlinde idare, kusuru olmasa dahi fedakârlığın denkleştirilmesi ilkesi uyarınca sorumlu tutulur. Risk ilkesi tehlikeli faaliyet ve araçlardan doğan zararlara ilişkindir; hizmet kusuru ile ağır hizmet kusuru ise kusur sorumluluğunun görünümleridir.

    Zor · Test 7

    Soru 137Bir belediyenin bakımından sorumlu olduğu yolda uzun süredir açık bırakılan ve çevresi işaretlenmeyen bir çukura düşen A yaralanmıştır. Aynı dönemde bir kamu kurumunun tüm teknik kurallara uyarak yürüttüğü patlatmalı kazı çalışması nedeniyle yakındaki B'nin evinin duvarları çatlamıştır. Buna göre aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
    1. A)A'nın zararı kusursuz sorumluluktan, B'nin zararı ise hizmet kusurundan doğar; her iki istem de adli yargıdaki genel mahkemelerde görülür.
    2. B)Her iki olayda idarenin sorumluluğu ancak belirli bir kamu görevlisinin kişisel kusuru kanıtlanırsa doğar.
    3. C)A'nın zararı hizmet kusurundan, B'nin zararı risk ilkesine dayalı kusursuz sorumluluktan doğar; ikisi de idari yargıda istenir.
    4. D)B'nin uğradığı zararda idarenin faaliyeti hukuka uygun olduğundan idareye hiçbir sorumluluk yüklenemez.
    5. E)A idari yargıda tam yargı davası açar; B ise zararını yalnızca adli yargıda kazı işini yapan kurumdan isteyebilir.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: C. Hizmetin hiç işlememesi, kötü işlemesi ya da geç işlemesi hizmet kusurudur; yolda açık bırakılan ve işaretlenmeyen çukur, bakım hizmetinin kötü işlemesine tipik örnektir. İdarenin hukuka uygun yürüttüğü ancak çevresi için özel bir tehlike yaratan faaliyetlerinden doğan zararlar ise risk ilkesine dayalı kusursuz sorumluluk kapsamındadır; bu nedenle idarenin kusuru aranmaz ve faaliyetin hukuka uygunluğu sorumluluğu kaldırmaz. Anayasa'nın 125. maddesi idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğunu belirtir; idari eylemden doğan zararlar 2577 sayılı Kanun'un 12 ve 13. maddeleri uyarınca idari yargıda tam yargı davasıyla istenir. Bu yüzden istemleri adli yargıya götüren seçenekler ve sorumluluğu kişisel kusurun kanıtlanmasına bağlayan seçenek yanlıştır. Cevap C.

    Zor · Test 10

  22. 22.Kamulaştırma ve devletleştirme (madde 46-47, 2942)

    Devlet ve kamu tüzel kişileri kamu yararının gerektirdiği hâllerde, gerçek karşılığını peşin ödemek şartıyla özel mülkiyetteki taşınmazı kamulaştırabilir ve üzerinde idari irtifak kurabilir. Tarım reformu, büyük enerji ve sulama projeleri, iskân, yeni orman yetiştirme, kıyıların korunması ve turizm amaçlı kamulaştırmalarda kanun taksitle ödemeyi öngörebilir; süre beş yılı aşamaz, taksitler eşittir, toprağını doğrudan işleten küçük çiftçiye her hâlde peşin ödenir, gecikmede kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz işler. 2942'ye göre süreç kamu yararı kararı ve onayı, tapuya şerh, kıymet takdiri, önce satın alma (uzlaşma) usulü, uzlaşılamazsa asliye hukuk mahkemesinde bedel tespiti ve tescil davasıdır; malik işleme karşı tebliğden itibaren 30 gün içinde idari yargıda iptal davası açabilir. Devletleştirme, kamu hizmeti niteliği taşıyan özel teşebbüsün kamu yararının zorunlu kıldığı hâllerde gerçek karşılığı üzerinden devletleştirilmesidir.

    Sınav ipucu: Kamulaştırmanın konusu taşınmaz, bedeli peşindir; devletleştirmenin konusu özel teşebbüstür ve Anayasa peşin ödeme şartı koymaz. Bedel tespiti adli, iptal davası idari yargıdadır.

    Soru 102Anayasa'nın 46. maddesine göre kamulaştırmayla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
    1. A)Kamu yararı aranmaksızın her taşınmaz kamulaştırılabilir
    2. B)Kamulaştırılan taşınmaz için bedel ödenmesi gerekmez
    3. C)Kamulaştırma yalnızca özel şirketlerce yapılabilir
    4. D)Kamulaştırma bedeli kural olarak nakden ve peşin ödenir
    5. E)Kamulaştırma yalnızca taşınır mallar için söz konusudur
    Çözümü göster

    Doğru cevap: D. Anayasa'nın 46. maddesi, Devlet ve kamu tüzel kişilerinin kamu yararının gerektirdiği hâllerde gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla özel mülkiyetteki taşınmazları kamulaştırabileceğini öngörür. Kamulaştırma yalnızca taşınmazlara ilişkindir ve özel şirketler kamulaştırma yetkisini kendiliğinden kullanamaz; bedelsiz kamulaştırma ise mülkiyet hakkının güvencesine aykırıdır.

    Kolay · Test 7

    Soru 103Anayasa'nın 46. maddesinde, kanunun taksitle ödemeyi öngörebileceği hâllerde taksitlendirme süresi en çok kaç yıl olabilir?
    1. A)İki
    2. B)Üç
    3. C)Beş
    4. D)Yedi
    5. E)On
    Çözümü göster

    Doğru cevap: C. Anayasa'nın 46. maddesi, tarım reformu, büyük enerji ve sulama projeleri, iskân, yeni ormanların yetiştirilmesi, kıyıların korunması ve turizm amacıyla yapılan kamulaştırmalarda taksitle ödemenin öngörülebileceğini, ancak taksitlendirme süresinin beş yılı aşamayacağını ve taksitlerin eşit ödeneceğini belirtir. On veya yedi yıllık süreler Anayasa'da yer almaz.

    Orta · Test 7

    Soru 106Anayasa'nın 47. maddesine göre devletleştirmeyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
    1. A)Her türlü özel teşebbüs kayıtsız biçimde serbestçe devletleştirilebilir
    2. B)Devletleştirme karşılıksız olarak yapılabilir
    3. C)Kamu hizmeti niteliği taşıyan özel teşebbüsler devletleştirilebilir
    4. D)Devletleştirme yalnızca mahallî idarelerce yapılabilir
    5. E)Devletleştirilen teşebbüsler yeniden özelleştirilemez
    Çözümü göster

    Doğru cevap: C. Anayasa'nın 47. maddesi, kamu hizmeti niteliği taşıyan özel teşebbüslerin kamu yararının zorunlu kıldığı hâllerde devletleştirilebileceğini ve devletleştirmenin gerçek karşılık üzerinden yapılacağını öngörür. Karşılıksız devletleştirme mülkiyet güvencesine aykırıdır; ayrıca aynı madde özelleştirmeye ilişkin esas ve usullerin kanunla gösterileceğini düzenler.

    Kolay · Test 8

  23. 23.İdari yargı denetiminin sınırları ve yürütmenin durdurulması (madde 125)

    İdarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolu açıktır; 2017'de Cumhurbaşkanı'nın tek başına yaptığı işlemleri yargı dışında bırakan hüküm kaldırıldı. Bugün denetim dışı kalanlar HSK'nın meslekten çıkarma dışındaki kararları, Yüksek Askerî Şûra'nın terfi ve kadrosuzluk nedeniyle emekliye ayırma işlemleri (diğer ilişik kesme kararları yargıya açık), YSK kararları ve Sayıştay'ın kesin hükümleridir. Yargı yetkisi hukuka uygunluk denetimiyle sınırlıdır, yerindelik denetimi yapılamaz; idari işlem niteliğinde ya da takdir yetkisini kaldıran karar verilemez. Yürütmenin durdurulması için telafisi güç veya imkânsız zarar doğması ve işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartları birlikte aranır, karar gerekçeli olur. Kanun; olağanüstü hâl, seferberlik ve savaş hâlinde ayrıca millî güvenlik, kamu düzeni ve genel sağlık nedenleriyle yürütmenin durdurulmasını sınırlayabilir.

    Sınav ipucu: YD şartları "veya" değil "ve" ile bağlıdır; tek şartla YD verilebileceğini söyleyen seçenek yanlıştır. Sıkıyönetim 2017'de sınırlama listesinden çıkarıldı.

    Soru 109Yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi için Anayasa ve 2577 sayılı Kanun'un aradığı şartlarla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
    1. A)Yalnızca açıkça hukuka aykırılık şartının bulunması yeterlidir
    2. B)Yalnızca telafisi güç zarar şartının bulunması yeterlidir
    3. C)İki şartın birlikte gerçekleşmesi gerekir ve gerekçe gösterilir
    4. D)Davacının talebi olmasa dahi mahkemece re'sen karar verilmesi zorunludur
    5. E)Karar için idarenin yazılı muvafakati aranır
    Çözümü göster

    Doğru cevap: C. Anayasa'nın 125. maddesi ile 2577 sayılı Kanun'un 27. maddesi, yürütmenin durdurulması için idari işlemin uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesini ve kararın gerekçeli olmasını arar. Tek şartın yeterli sayılması ya da idarenin muvafakatinin aranması mevzuata aykırıdır.

    Orta · Test 8

    Soru 152Anayasa'nın 125. maddesine göre idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolu açıktır; ancak Anayasa bazı işlem ve kararları bu kuralın dışında tutmuştur. Yargı denetimi dışında bırakılan işlem ve kararlarla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
    1. A)Yüksek Askerî Şûranın kadrosuzluk nedeniyle emekliye ayırma dışındaki ilişik kesme kararlarına karşı yargı yolu kapalıdır.
    2. B)Hâkimler ve Savcılar Kurulunun meslekten çıkarma cezasına ilişkin kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamaz.
    3. C)Cumhurbaşkanının tek başına yaptığı işlemler, Anayasa'nın açık hükmü gereği yargı denetimi dışındadır.
    4. D)Yüksek Askerî Şûranın terfi işlemlerine ilişkin kararlarına karşı yargı yoluna başvurulamaz.
    5. E)Sayıştay'ın kesin hükümleri dolayısıyla ilgililer on beş gün içinde idari yargı yoluna başvurabilir.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: D. Anayasa'nın 125. maddesinin 2017'de değiştirilen ikinci fıkrasına göre Yüksek Askerî Şûranın terfi işlemleri ile kadrosuzluk nedeniyle emekliye ayırma hariç her türlü ilişik kesme kararlarına karşı yargı yolu açıktır; dolayısıyla terfi işlemleri ile kadrosuzluk nedeniyle emekliye ayırma kararları yargı denetimi dışında kalır. Bu yüzden D doğru, ilişik kesme kararlarını genel olarak yargıya kapalı sayan A yanlıştır. 'Cumhurbaşkanının tek başına yapacağı işlemler' ibaresi 2017 değişikliğiyle 125. maddeden çıkarıldığından C bugün geçerli değildir. 159. madde Hâkimler ve Savcılar Kurulunun yalnızca meslekten çıkarma cezasına ilişkin kararlarını yargıya açık tuttuğundan B tersinden yanlıştır; 160. madde ise Sayıştay'ın kesin hükümleri dolayısıyla idari yargı yoluna başvurulamayacağını belirtir, on beş günlük süre yalnızca karar düzeltme istemi içindir. Cevap D.

    Orta · Test 11

    Soru 1392577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 27. maddesine göre yürütmenin durdurulması bakımından aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
    1. A)Karar verilebilmesi için işlemin açıkça hukuka aykırı olması yeterlidir; ayrıca bir zarar koşulu aranmaz.
    2. B)Karar, kural olarak davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçeli olarak verilir.
    3. C)Yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilen kararlara karşı hiçbir biçimde itiraz yolu bulunmaz.
    4. D)İdari dava açılması, dava konusu işlemin yürütülmesini kendiliğinden durdurduğu için ayrıca bir karar verilmesine gerek kalmaz.
    5. E)Yürütmenin durdurulması istemi yalnızca tam yargı davalarında ileri sürülebilen bir geçici koruma yoludur.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: B. 2577 sayılı Kanun'un 27. maddesi, yürütmenin durdurulmasına karar verilebilmesi için işlemin uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ile işlemin açıkça hukuka aykırı olması koşullarının birlikte gerçekleşmesini arar; karar, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe gösterilerek verilir. Bu nedenle tek başına açık hukuka aykırılığı yeterli sayan seçenek yanlıştır. Aynı maddeye göre yürütmenin durdurulması istemleri hakkındaki kararlara karşı, kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere itiraz edilebilir; dolayısıyla itiraz yolunun tümüyle kapalı olduğu söylenemez. Dava açılmasının yürütmeyi kendiliğinden durdurmadığı da aynı maddede açıkça belirtilmiştir. Cevap B.

    Zor · Test 10

  24. 24.İdari dava türleri, süreler ve idari başvurular (2577)

    İdari davalar iptal, tam yargı ve idari sözleşmelerden doğan davalardır (tahkim öngörülen imtiyaz sözleşmeleri hariç). İptal davasını menfaati ihlal edilen (kişisel, meşru, güncel) açar, iptal kararı işlemi baştan kaldırır ve herkes için hüküm doğurur; tam yargı davasını hakkı ihlal edilen açar, sonucu taraflar arasındadır. Dava süresi Danıştay ve idare mahkemelerinde 60, vergi mahkemelerinde 30 gündür; birel işlemde tebliğden, düzenleyici işlemde yayımdan başlar, son gün adli tatile denk gelirse yedi gün uzar. Bir işlem yapılması için idareye başvuruya 30 gün içinde cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır (2024 değişikliğinden önce 60 gün). Üst makama başvuru dava süresini durdurur (kesmez): 30 günde cevap yoksa ret sayılır, kalan süre işler. İdari eylemden zarar görenler öğrenmeden itibaren bir yıl, her hâlde eylemden itibaren beş yıl içinde önce idareye başvurmak zorundadır. İdare, esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin yargı kararını en geç 30 günde uygular; istinaf (bölge idare mahkemesi) ve temyiz (Danıştay) süresi 30 gündür, karar düzeltme yolu kaldırılmıştır.

    Sınav ipucu: Örnek: 1 Mart'ta tebliğ edilen işlem için 16 Mart'ta üst makama başvuran kişinin kalan 45 günlük süresi durur; 30 gün cevap gelmezse ret sayılır ve 45 gün yeniden işlemeye başlar.

    Soru 140İptal davası ile tam yargı davası karşılaştırıldığında aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
    1. A)İptal davası menfaati ihlal edilenler, tam yargı davası kişisel hakkı doğrudan zarar görenler tarafından açılabilir.
    2. B)İptal davasında mahkeme işlemi hukuka aykırı bulursa iptal etmekle yetinir, idarenin yerine geçip yeni işlem kuramaz.
    3. C)İdari eylemden doğan tam yargı davası açılabilmesi için kural olarak önce ilgili idareye başvurulması gerekir.
    4. D)İptal davası sonunda verilen karar yalnızca davayı açan kişi bakımından hüküm doğurur.
    5. E)Bir işlem nedeniyle uğranılan zarar, iptal davasıyla birlikte veya iptal kararının tebliğinden sonra tam yargı davasıyla istenebilir.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: D. 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesi iptal davasını menfaati ihlal edilenlere, tam yargı davasını kişisel hakkı doğrudan muhtel olanlara tanır; 12. madde ise zararın iptal davasıyla birlikte ya da iptal kararının tebliğinden itibaren dava süresi içinde istenebileceğini düzenler. 13. madde, idari eylemlerden doğan zararlarda dava açmadan önce ilgili idareye başvurmayı zorunlu kılar. Aynı Kanun'un 2. maddesinin ikinci fıkrası gereği idari yargı yerleri yerindelik denetimi yapamaz ve idarenin yerine geçerek işlem kuramaz. İptal kararı ise objektif etkilidir: işlemi baştan itibaren ve herkes bakımından ortadan kaldırır, yalnızca davacıyla sınırlı kalmaz; bu nedenle iptal kararının etkisini davacıya indirgeyen yargı yanlıştır. Cevap D.

    Zor · Test 10

    Soru 132Adına vergi tarh edilen mükellefe ihbarname 4 Nisan'da tebliğ edilmiştir. Mükellef 20 Nisan'da vergi dairesinin üst makamına başvurarak işlemin kaldırılmasını istemiş, başvurusuna herhangi bir cevap alamamıştır. 2577 sayılı Kanun'a göre bu durumda aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
    1. A)Başvuru dava açma süresini durdurur; otuz gün içinde cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır ve kalan süre işler.
    2. B)Üst makama başvuru vergi uyuşmazlıklarında dava açma süresini durdurmaz; süre işlemeye devam eder.
    3. C)Başvuru dava açma süresini durdurur; ancak idarenin cevap süresi altmış gün olduğundan bu sürenin dolması beklenir.
    4. D)Başvuruya cevap verilmemesi istemin kabulü sayılır; bu nedenle mükellefin ayrıca dava açmasına gerek kalmaz.
    5. E)Başvuru yapılmış olması dava açma süresini kesin olarak sona erdirir; artık yalnızca düzeltme ve şikâyet yoluna gidilebilir.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: A. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 'Üst makamlara başvurma' başlıklı 11. maddesine göre ilgililer, dava açma süresi içinde işlemin kaldırılmasını, geri alınmasını veya değiştirilmesini üst makamdan isteyebilir ve bu başvuru işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurur. 7331 sayılı Kanun'la 2021'de yapılan değişiklikle idarenin cevap süresi altmış günden otuz güne indirilmiştir; otuz gün içinde cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır, dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvuru tarihine kadar geçen süre hesaba katılır. Maddenin bu hükümlerin vergi uyuşmazlıklarında uygulanmayacağını söyleyen dördüncü fıkrası 1994'te 4001 sayılı Kanun'la yürürlükten kaldırıldığından B bugün için yanlıştır; altmış günü esas alan C de eski düzenlemeye dayanır. Cevap verilmemesi zımnî ret sayıldığından D tersinden yanlıştır; başvuru süreyi sona erdirmez, yalnızca durdurur, bu yüzden E de hatalıdır. Cevap A.

    Zor · Test 9

    Soru 1142577 sayılı Kanun'un 11. maddesi uyarınca idari işlemin kaldırılması, geri alınması veya değiştirilmesi için üst makama yapılan başvurunun dava açma süresine etkisi nedir?
    1. A)Dava açma süresini bütünüyle ve kesin olarak ortadan kaldırır
    2. B)Dava açma süresini iki katına çıkarır
    3. C)İşlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurur
    4. D)Dava açma süresine hiçbir etkisi bulunmaz
    5. E)Dava açma hakkından feragat sonucunu doğurur
    Çözümü göster

    Doğru cevap: C. 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesine göre ilgililer dava açma süresi içinde üst makama, yoksa işlemi yapan makama başvurabilir ve bu başvuru işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurur; otuz gün içinde cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır (bu süre 6552 sayılı Kanun'la altmış günden otuz güne indirilmiştir). Başvuru dava hakkını ortadan kaldırmaz ve feragat anlamına da gelmez.

    Orta · Test 8

  25. 25.Kamu denetçiliği (madde 74)

    Herkes bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. TBMM Başkanlığına bağlı, kamu tüzel kişiliği olan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler; kendiliğinden değil, şikâyet üzerine çalışır. Kamu Başdenetçisi TBMM tarafından gizli oyla dört yıl için seçilir: ilk iki oylamada üye tam sayısının üçte ikisi, üçüncüde salt çoğunluğu aranır, sağlanamazsa en çok oy alan iki aday arasında dördüncü oylama yapılır. Kararları tavsiye niteliğindedir, idareyi bağlamaz; başvuru ücretsizdir, dava açma süresini durdurur ve kural olarak önce idari başvuru yollarının tüketilmesi gerekir. Cumhurbaşkanı'nın tek başına yaptığı işlemler, yasama ve yargı yetkisi kapsamındaki işlemler ile Türk Silahlı Kuvvetleri'nin sırf askerî nitelikteki faaliyetleri kapsam dışıdır.

    Sınav ipucu: Ombudsman 2010 halkoylamasıyla Anayasa'ya girdi; Başdenetçi seçim sayıları Meclis Başkanı seçimiyle aynı kalıptır (2/3 - 2/3 - salt çoğunluk - en çok oy).

    Soru 1122577 sayılı Kanun'un 2. maddesinde sayılan idari dava türleri aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?
    1. A)İptal davası, tam yargı davası ve idari sözleşme davaları
    2. B)İptal davası, ceza davası ve tespit davası
    3. C)Tam yargı davası, tespit davası, itiraz davası ve şikâyet yolu
    4. D)İptal davası, tam yargı davası ve alacak davası
    5. E)İptal davası, kamulaştırmada düzeltim davası ve istihkak davası
    Çözümü göster

    Doğru cevap: A. 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesi idari dava türlerini iptal davası, tam yargı davası ve kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan idari sözleşmelerden doğan davalar olarak üçe ayırır. Ceza davası adli yargıya, istihkak ve alacak davaları ise özel hukuka aittir; düzeltim davası ise kamulaştırmada maddi hatalara ilişkin adli yargı davasıdır.

    Orta · Test 8

    Soru 1515326 sayılı Kabahatler Kanunu'na göre bir idari yaptırım kararıyla uygulanan idari para cezasına karşı başvurulacak kanun yolu bakımından aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
    1. A)Karara karşı, tebliğ veya tefhim tarihinden itibaren on beş gün içinde sulh ceza hâkimliğine başvurulabilir.
    2. B)Karara karşı, tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde yetkili idare mahkemesinde iptal davası açılması gerekir.
    3. C)Karara karşı yalnızca Cumhuriyet başsavcılığına şikâyette bulunulabilir; ayrı bir yargısal başvuru yolu yoktur.
    4. D)İdari para cezaları niteliği gereği kesin olup, hiçbir idari ya da yargısal kanun yoluna tabi tutulmamıştır.
    5. E)Karara karşı, tebliğ tarihinden itibaren altmış gün içinde ilk derece mahkemesi olarak Danıştay'a başvurulur.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: A. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 27. maddesinin birinci fıkrası, idari yaptırım kararına karşı kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç on beş gün içinde sulh ceza hâkimliğine başvurulabileceğini düzenler. Bu nedenle kabahatlerden doğan idari para cezaları, kural olarak idari yargının değil sulh ceza hâkimliğinin denetimindedir; otuz gün içinde idare mahkemesine ya da altmış gün içinde Danıştay'a başvurulacağını söyleyen seçenekler yanlıştır. Anayasa'nın 125. maddesindeki yargı yolu güvencesi karşısında bu cezaların hiçbir kanun yoluna tabi olmadığı da söylenemez. Başsavcılığa şikâyet ise idari yaptırıma karşı öngörülmüş bir kanun yolu değildir. Cevap A.

    Orta · Test 11

    Soru 87Anayasa'nın 129. maddesine göre memurların yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları nasıl açılır?
    1. A)Doğrudan ilgili memur aleyhine açılır
    2. B)Memur ve idare aleyhine birlikte açılır
    3. C)Rücu edilmek kaydıyla ancak idare aleyhine açılır
    4. D)Yalnızca Cumhuriyet savcılığına şikâyet yoluyla ileri sürülür
    5. E)Zarar gören kişi tarafından hiçbir şekilde açılamaz
    Çözümü göster

    Doğru cevap: C. Anayasa'nın 129. maddesinin beşinci fıkrası, memurların ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davalarının kendilerine rücu edilmek kaydıyla ancak idare aleyhine açılabileceğini öngörür. Bu nedenle davanın doğrudan memura ya da memurla idareye birlikte yöneltilmesi mümkün değildir; dava yolu tamamen kapalı da değildir.

    Orta · Test 6

Karıştırılan noktalar yan yana

Kavram / kurumAyırt edici nokta (güncel düzen)
HiyerarşiAynı tüzel kişilik içinde; genel yetki; hukukilik + yerindelik; emir, atama, disiplin, iptal ve değiştirme
İdari vesayetAyrı tüzel kişilikler arasında; kanunla verilen istisnai yetki; kural olarak hukukilik; onama, erteleme, yargıya başvurma; emir ve değiştirme yok
Valiİlde Cumhurbaşkanı'nın temsilcisi; Cumhurbaşkanı kararıyla atanan istisnai memur; yetki genişliği; kolluğun amiri; il encümeni ve il idare kurulu başkanı
Kaymakamİlçede idari yürütme vasıtası; Devleti temsil etmez; güvenceli kariyer memuru; yetki genişliği yok; ilçe idare kurulu başkanı
Belediye5.000 nüfus; Danıştay görüşü + Cumhurbaşkanı kararı; başkan meclise ve encümene başkanlık eder; iade 5 gün, yargı 10 gün; fesih Danıştay
İl özel idaresiMeclis kendi başkanını seçer; encümene vali başkanlık eder; iade 7 gün; büyükşehir olan 30 ilde kaldırıldı
Büyükşehir belediyesi750.000 nüfus; kanunla kurulur; sınırı il mülki sınırı; ilçe belediye başkanları meclisin doğal üyesi
Disiplin cezalarıUyarma, kınama, aylıktan kesme (1/30-1/8), kademe durdurma (1-3 yıl), çıkarma (yüksek disiplin kurulu); itiraz 7 gün; zamanaşımı 1 ay / 6 ay / 2 yıl
İptal davasıMenfaat ihlali yeter; işlem baştan kalkar, herkes için hüküm; süre 60 gün (vergi 30)
Tam yargı davasıHak ihlali gerekir; tazminat; sonuç taraflar arasında; eylemde önce idareye başvuru (1 yıl / 5 yıl)
Kamulaştırma / devletleştirmeTaşınmaz, gerçek karşılık peşin, taksit en çok 5 yıl, iptal davası 30 gün / özel teşebbüs, gerçek karşılık, peşin şartı yok
Kamu Denetçiliği KurumuTBMM Başkanlığına bağlı; Başdenetçi 4 yıl, gizli oy; kararları tavsiye; başvuru dava süresini durdurur

Sık düşülen tuzaklar

  • Hiyerarşi ile idari vesayet karıştırılır: hiyerarşi aynı tüzel kişilik içinde, kanunla öngörülmesi gerekmeyen genel bir yetkidir ve yerindelik denetimini de kapsar; vesayet ayrı tüzel kişilikler arasında, kanunda açıkça öngörülen, dar yorumlanan ve kural olarak hukuka uygunlukla sınırlı istisnai bir yetkidir.
  • Yetki genişliği bir yerinden yönetim biçimi sanılır; oysa merkezden yönetimin içinde kalan, yalnız valiye tanınan bir karar alma kolaylığıdır ve il özel idaresiyle ilgisi yoktur.
  • İl, ilçe ve bucağın kamu tüzel kişiliği olduğu sanılır; bunlar Devlet tüzel kişiliğinin mülki bölümleridir, tüzel kişilik il özel idaresi, belediye ve köydedir; mahalle ve bucakta yoktur.
  • Belediye meclisi kararının iadesi 5 gün, il genel meclisi kararının iadesi 7 gündür; ısrar kararına karşı yargıya gitme süresi her ikisinde 10 gündür, sınav bu sayıları yer değiştirerek sorar.
  • Belediye başkanlığını Danıştay kararıyla sona erdiren "20 günden fazla görevi terk" ile ölüm ve istifada kendiliğinden sona erme karıştırılır; boşalan başkanlığı vali değil, meclis kendi üyeleri arasından seçer.
  • Memurluğa giriş için ortaokul mezuniyeti yeterlidir, "en az lise" seçeneği yanlıştır; disiplinde 1/30-1/8 aylıktan kesme, 1-3 yıl kademe, 7 gün itiraz, 1 ay-6 ay soruşturma ve 2 yıl ceza verme zamanaşımı birbirinin yerine konarak sorulur.
  • Kamu ihale sözleşmeleri idari sözleşme sanılır; 4734-4735 kapsamındaki sözleşmeler özel hukuk sözleşmesidir, yalnız ihale aşamasındaki işlemler idari yargıda dava edilir.
  • Üst makama başvurunun dava süresini "kestiği" sanılır; başvuru süreyi durdurur, ret ya da 30 günlük zımni ret sonrasında kalan süre kaldığı yerden işler. 60 gün diyen kaynaklar 2024 öncesidir.

Şimdi bu konunun testlerini çöz

156 çözümlü soru, 11 test; üyelik gerekmez.

Testlere geç →