KPSS Coğrafya · 8. konu · konu anlatımı
Türkiye'de Doğal Afetler ve Kalkınma Projeleri
Sınavda sorulan 27 kavram · havuzdan 131 çözümlü soru · son güncelleme 20 Eylül 2026
Hazırlayan: KPSS Pusulası editör ekibi · yayın 20 Eylül 2026 · nasıl hazırlandı?
Doğal afetler ve kalkınma projeleri, KPSS Coğrafya'da fiziki ve beşerî coğrafyayı birleştiren bir konudur. Sınav afet tarafında üç şey sorar: afetin yeri ve nedeni (heyelan neden Karadeniz'de, çığ neden Hakkâri-Van çevresinde, orman yangını neden Akdeniz-Ege'de yoğun), afetin mekanizması ve kavramları (fay hatlarının güzergâhı ve yönü, büyüklük-şiddet farkı, sel-taşkın ayrımı, jeolojik-meteorolojik köken) ve afet yönetimi (deprem öncesi-sırası-sonrası davranışlar, AFAD, DASK, kentsel dönüşüm). Soruların çoğu ezber değil neden-sonuç ister: "bu durumun nedeni", "bu amaca hizmet etmez", "bu ilkeyle bağdaşmaz" kalıpları hâkimdir.
Kalkınma projeleri tarafında ise soru neredeyse tek kalıptır: bir proje adı, haritada taralı bir alan ya da bir amaç verilir; hangi projenin hangi illeri kapsadığı ve neyi hedeflediği istenir. GAP'ın Fırat-Dicle havzasında sulama ve enerji, KOP'un Konya Ovası'nda kuraklık ve yer altı suyu, DAP'ın Doğu Anadolu'da hayvancılık, DOKAP'ın Doğu Karadeniz'de tarımı çeşitlendirme ve göçü önleme, ZBK'nin Zonguldak-Bartın-Karabük'te taşkömürü ve demir-çeliğe bağımlılığı azaltma projesi olduğunu bilmek soruların çoğunu çözer.
En çok puan kaybı iki yerde yaşanır: fay hatlarının geçtiği yerler ile yönleri (KAF sağ yönlü, DAF sol yönlü, Ege'de normal faylar) karıştırılır ve projelerin kapsadığı iller birbirine karışır (Bayburt-Gümüşhane'nin DOKAP'ta, Kilis'in GAP'ta olması gibi). Aşağıdaki kartlar ve sondaki tablo tam bu eşleşmeleri toplar.
Sınavda sorulan kavramlar
Her kavramın altında havuzumuzdan o kavramı ölçen gerçek sorular var. Önce kavramı oku, sonra soruyu aç ve çöz.
1.Doğal afet kavramı ve sınıflandırılması
Doğal afet, doğa kaynaklı bir olayın can ve mal kaybına yol açacak, toplumun kendi olanaklarıyla baş edemeyeceği boyuta ulaşmasıdır. Olay doğaldır; afete dönüşmesi büyük ölçüde insana bağlıdır (yerleşim yeri seçimi, yapı kalitesi, hazırlık düzeyi). Kökenine göre jeolojik afetler (deprem, volkan püskürmesi, tsunami, heyelan, kaya düşmesi) ve meteorolojik afetler (sel-taşkın, kuraklık, fırtına, dolu, don, çığ) olarak ayrılır.
Sınav ipucu: "Meteorolojik kökenli olmayan" sorusunda deprem, heyelan ve volkanı işaretle; çığ ve sel iklim koşullarına bağlı olduğundan meteorolojik sayılır. "Hepsi önceden tahmin edilemez" ifadesi ortak özellik değildir.
Soru 70Aşağıdakilerden hangisi doğal afetlerin ortak özelliklerinden biri değildir?
- A)Tümünün insan eliyle bilinçli olarak başlatılmış olması
- B)Can ve mal kaybına yol açabilmeleri
- C)Etkilerinin önceden alınacak önlemlerle azaltılabilmesi
- D)Görüldükleri alanların doğal koşullara bağlı olarak değişmesi
- E)Toplumun günlük yaşamını kesintiye uğratabilmeleri
Çözümü göster
Doğru cevap: A. Doğal afetler doğa olaylarının insan yaşamını olumsuz etkilemesiyle ortaya çıkar; bunların insan eliyle bilinçli olarak başlatılması söz konusu değildir, insan etkinlikleri yalnızca bazılarının zararını artırır. Buna karşılık can ve mal kaybı doğurmaları, önlemlerle zararlarının azaltılabilmesi ve dağılışlarının doğal koşullara bağlı olması ortak özelliklerdir. Afet ile doğa olayını ayıran ölçüt, olayın insan yaşamı üzerinde yarattığı sonuçtur.
Kolay · Test 5
Soru 61Aşağıdaki afetlerden hangisi meteorolojik kökenli afetler arasında yer almaz?
- A)Heyelan
- B)Dolu
- C)Hortum
- D)Fırtına
- E)Kuraklık
Çözümü göster
Doğru cevap: A. Meteorolojik afetler atmosfer olaylarından doğar; dolu, hortum, fırtına ve kuraklık bu grubun tipik örnekleridir. Heyelan ise yer çekiminin etkisiyle gerçekleşen bir kütle hareketi olduğundan jeomorfolojik kökenli afetler arasında sayılır. Yağışın heyelanı tetiklemesi, bu afetin meteorolojik sanılmasına yol açan başlıca karışıklıktır.
Orta · Test 5
Soru 105Büyük bir depremin ardından bir kentte yangınlar çıkmış, çevredeki dağlık kesimde yamaçlar kaymış, kıyıda deniz suyu karaya yürümüş ve içme suyu şebekesi kırıldığı için salgın hastalık riski doğmuştur. Buna göre, bu durum aşağıdakilerden hangisini gösterir?
- A)Depremin yalnızca yapıları etkileyen bir afet olduğunu
- B)Bir afetin başka afet ve sorunları tetikleyebileceğini
- C)Doğal afetlerin önceden kesin olarak kestirilebildiğini
- D)Afet zararlarının yalnızca kırsal alanlarda görüldüğünü
- E)Deprem büyüklüğünün afet zararını tek başına belirlediğini
Çözümü göster
Doğru cevap: B. Metinde anlatılanlar, depremin doğrudan yaptığı yapısal hasarın yanında yangın, heyelan, deniz suyunun karaya yürümesi ve altyapı kırılmasına bağlı salgın riski gibi ikincil olayların da ortaya çıkmasıdır. Bir afetin başka afet ve sorunları tetiklemesine afet zinciri denir; bu nedenle B doğrudur. A verilenle çelişir, etkiler yapılarla sınırlı kalmamıştır. C yanlıştır: depremin ne zaman olacağı bugünkü bilgiyle önceden kestirilemez, metinde de kestirime ilişkin bir bilgi yoktur. E yanlıştır; zararın büyüklüğünü depremin büyüklüğü kadar zemin özelliği, yapı kalitesi, nüfus yoğunluğu ve hazırlık düzeyi de belirler. D de yanlıştır, metinde zarar gören yer bir kenttir. Cevap B.
Zor · Test 7
2.Türkiye'nin afet profili ve volkanik risk
Türkiye, Alp-Himalaya kıvrım kuşağında genç ve kırıklı bir arazide yer alır; bu yüzden en yıkıcı afeti depremdir. Engebeli yer şekilleri ve düzensiz yağış heyelan, sel ve çığı; iklim çeşitliliği ise kuraklık, don ve orman yangınını besler. Olay sayısına göre en sık görülen afet heyelan, can ve mal kaybına göre en ağır afet depremdir. Ağrı, Nemrut, Süphan, Erciyes ve Hasan Dağı gibi volkanik dağlar günümüzde etkin olmadığından volkanik afet riski düşüktür; Manisa Kula en genç volkanik sahadır.
Sınav ipucu: Haritada il verilip "sık görülen afet" sorulursa: Rize-Trabzon heyelan, Hakkâri-Van çığ, Antalya-Muğla orman yangını, Konya kuraklık-obruk, Kocaeli-Erzincan deprem. Volkanik dağ çokluğu volkanik risk anlamına gelmez.
Soru 59Türkiye'de Nemrut, Ağrı, Erciyes ve Hasan dağları gibi volkanik kökenli yüksek dağlar bulunmaktadır. Buna göre Türkiye'de volkanik afet riskinin düşük olmasının nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
- A)Bu dağların yükseltilerinin oldukça az olması
- B)Bu dağların çevresinde herhangi bir yerleşme biriminin bulunmaması
- C)Bu dağlarda günümüzde etkin bir volkanik faaliyetin bulunmaması
- D)Bu dağların tamamının deniz kıyısında yer alması
- E)Bu dağların yalnızca tortul kayaçlardan oluşması
Çözümü göster
Doğru cevap: C. Türkiye'deki volkanik dağlar geçmişteki püskürmelerle oluşmuş, ancak günümüzde etkinliği sona ermiş ya da durgun durumdaki dağlardır; bu nedenle lav ve kül püskürmesine dayalı bir afet riski neredeyse yoktur. Bu dağların çevresinde yerleşmeler bulunur ve yükseltileri de oldukça fazladır, dolayısıyla ilgili seçenekler gerçekle çelişir. Volkanik kökenli olmaları nedeniyle tortul kayaç açıklaması da doğru değildir.
Orta · Test 4
Soru 43Türkiye'nin deprem açısından riskli bir ülke olmasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
- A)Pasifik ateş çemberi üzerinde bulunması
- B)Alp-Himalaya deprem kuşağı üzerinde yer alması
- C)Yükseltisinin batıdan doğuya doğru artması
- D)Etkin volkanik dağların yaygın olarak bulunması
- E)Karasal iklim koşullarının geniş alanda etkili olması
Çözümü göster
Doğru cevap: B. Türkiye, Avrasya ve Afrika-Arabistan levhalarının sıkıştırdığı Alp-Himalaya orojenik kuşağı üzerinde yer alır; bu kuşak dünyanın en etkin ikinci deprem kuşağıdır. Pasifik ateş çemberi ise Türkiye'den çok uzakta, Pasifik Okyanusu çevresinde uzanır ve ülkemizle ilgisi yoktur. Türkiye'de etkin volkan bulunmadığından volkanik kökenli açıklama da geçerli değildir.
Kolay · Test 3
Soru 109Aşağıdaki doğal afet – en sık görüldüğü yöre eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?
- A)Heyelan – Doğu Karadeniz kıyıları
- B)Çığ – Doğu Anadolu'nun yüksek kesimleri
- C)Orman yangını – Akdeniz ve Ege kıyıları
- D)Erozyon – İç Anadolu ve Doğu Anadolu
- E)Volkanik patlama – Marmara kıyıları
Çözümü göster
Doğru cevap: E. Türkiye'de Erciyes, Hasandağı ve Nemrut gibi volkanlar sönmüş durumdadır; ülkede püskürmesi beklenen etkin bir volkan yoktur ve Marmara kıyıları volkanik bir kuşak değildir, bu nedenle E yanlıştır. Bol yağış, killi-marnlı örtü ve dik yamaçlar Doğu Karadeniz'de heyelanı yaygınlaştırır (A). Kalın ve uzun süreli kar örtüsü Doğu Anadolu'da çığı (B), yaz kuraklığı ve kızılçam örtüsü Akdeniz ile Ege'de orman yangınını (C), cılız bitki örtüsü ve eğim ise iç kesimlerde erozyonu artırır (D). Cevap E.
Kolay · Test 8
3.Deprem türleri ve temel kavramlar
Depremler oluşumuna göre tektonik (fay boyunca biriken enerjinin aniden boşalması), volkanik ve çöküntü (karstik boşluk tavanlarının çökmesi) depremleridir; Türkiye'deki depremlerin neredeyse tamamı tektoniktir. Enerjinin yer altında boşaldığı noktaya odak (iç merkez), bunun yüzeydeki izdüşümüne merkez üssü (dış merkez) denir. Odağı sığ olan depremler aynı büyüklükte daha yıkıcıdır; ana depremi izleyen artçı sarsıntılar hasarlı yapıları yıkabilir.
Sınav ipucu: "Kırıklar boyunca biriken enerjinin aniden boşalması" ifadesi doğrudan tektonik depremin tanımıdır; "boşlukların çökmesi" ise çöküntü depremidir.
Soru 46Bir deprem sonrasında iki farklı ölçüm bildirilmiştir: birincisi depremde açığa çıkan enerjiyi, ikincisi ise depremin yeryüzündeki yapılarda ve insanlarda yarattığı etkiyi ifade etmektedir. Buna göre bu iki ölçüm sırasıyla aşağıdakilerden hangisidir?
- A)Şiddet ve büyüklük (magnitüd)
- B)Büyüklük (magnitüd) ve şiddet
- C)Odak derinliği ve dış merkez uzaklığı
- D)Dış merkez uzaklığı ve odak derinliği
- E)Artçı sarsıntı sayısı ve deprem süresi
Çözümü göster
Doğru cevap: B. Büyüklük, depremde açığa çıkan enerjinin aletsel ölçümüdür ve bir deprem için tek bir değerdir. Şiddet ise depremin yapılar ve insanlar üzerindeki etkisini anlatır; aynı depremin şiddeti merkeze uzaklığa, zemine ve yapı kalitesine göre yerden yere değişir. Bu iki kavramın sırasının ters kurulması, konudaki en yaygın hatadır.
Kolay · Test 4
Soru 64İki yerleşmeden biri sağlam kaya zemin üzerine, diğeri ise akarsuyun biriktirdiği gevşek alüvyal zemin üzerine kurulmuştur. Her ikisi de aynı fay hattına eşit uzaklıktadır. Buna göre aynı depremde alüvyal zemin üzerindeki yerleşmede hasarın daha fazla olmasının nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
- A)Alüvyal zeminde depremin büyüklüğünün artması
- B)Alüvyal zeminde odak derinliğinin azalması
- C)Gevşek zeminin deprem dalgalarının tamamını soğurarak sönümlemesi
- D)Gevşek zeminin sarsıntıyı büyüterek daha uzun süre iletmesi
- E)Alüvyal zeminde artçı deprem sayısının azalması
Çözümü göster
Doğru cevap: D. Deprem dalgaları gevşek ve suya doygun alüvyal zeminlerde genlik kazanarak büyür, sarsıntı süresi uzar ve sıvılaşma görülebilir; bu nedenle aynı deprem bu zeminlerde çok daha ağır hasar bırakır. Depremin büyüklüğü ve odak derinliği ise kaynağa ait değerlerdir, zemine göre değişmez. Zeminin dalgaları soğuracağını düşünmek, gerçekte yaşanan büyütme etkisinin tam tersidir.
Orta · Test 5
Soru 42Türkiye'de meydana gelen depremlerin büyük bölümü, yer kabuğundaki kırıklar boyunca biriken enerjinin aniden boşalmasıyla oluşmaktadır. Buna göre bu tür depremler hangi grupta değerlendirilir?
- A)Volkanik depremler
- B)Çöküntü depremleri
- C)Tektonik depremler
- D)Göçme depremleri
- E)Yapay depremler
Çözümü göster
Doğru cevap: C. Levha hareketleri sonucunda fay hatlarında biriken gerilme enerjisinin aniden açığa çıkmasıyla oluşan depremler tektonik depremlerdir ve Türkiye'deki yıkıcı depremlerin neredeyse tamamı bu türdendir. Volkanik depremler yalnızca etkin yanardağ çevresinde, çöküntü depremleri ise karstik mağara tavanlarının göçmesiyle dar alanlarda görülür. Bu nedenle etki alanı geniş ve yıkıcı olan tür tektonik depremlerdir.
Kolay · Test 3
4.Büyüklük (magnitüd) ile şiddet farkı
Büyüklük, depremde açığa çıkan enerjinin sismograf kayıtlarıyla hesaplanan ölçüsüdür (Richter ölçeği) ve bir deprem için tek değerdir. Şiddet ise depremin insanlar, yapılar ve arazi üzerinde gözlenen etkisidir (Mercalli ölçeği); merkez üssünden uzaklaştıkça ve zemine göre yerden yere değişir. Aynı büyüklükteki deprem, zemin ve yapı kalitesine göre farklı şiddetlerde hissedilir.
Sınav ipucu: "Açığa çıkan enerji" → büyüklük/Richter; "yapılarda ve insanlarda yarattığı etki" → şiddet/Mercalli. Şiddetin birden çok değeri olabilir, büyüklüğün olamaz.
Soru 46Bir deprem sonrasında iki farklı ölçüm bildirilmiştir: birincisi depremde açığa çıkan enerjiyi, ikincisi ise depremin yeryüzündeki yapılarda ve insanlarda yarattığı etkiyi ifade etmektedir. Buna göre bu iki ölçüm sırasıyla aşağıdakilerden hangisidir?
- A)Şiddet ve büyüklük (magnitüd)
- B)Büyüklük (magnitüd) ve şiddet
- C)Odak derinliği ve dış merkez uzaklığı
- D)Dış merkez uzaklığı ve odak derinliği
- E)Artçı sarsıntı sayısı ve deprem süresi
Çözümü göster
Doğru cevap: B. Büyüklük, depremde açığa çıkan enerjinin aletsel ölçümüdür ve bir deprem için tek bir değerdir. Şiddet ise depremin yapılar ve insanlar üzerindeki etkisini anlatır; aynı depremin şiddeti merkeze uzaklığa, zemine ve yapı kalitesine göre yerden yere değişir. Bu iki kavramın sırasının ters kurulması, konudaki en yaygın hatadır.
Kolay · Test 4
Soru 123Aynı büyüklükte ölçülen iki deprem, iki farklı kentte birbirinden çok farklı can ve mal kaybına yol açmıştır. Aşağıdakilerden hangisi bu farkın nedenleri arasında gösterilemez?
- A)Depremlerin odak noktasında açığa çıkan enerji miktarı
- B)Yapıların deprem yönetmeliğine uygun inşa edilmiş olup olmaması
- C)Zeminin gevşek alüvyonlardan ya da sağlam kayaçtan oluşması
- D)Kentlerin nüfus yoğunluğu ve yapı sıklığı
- E)Depremin gece ya da gündüz saatlerinde meydana gelmesi
Çözümü göster
Doğru cevap: A. Depremin büyüklüğü, odakta açığa çıkan enerjinin ölçüsüdür; iki deprem aynı büyüklükte olduğuna göre enerji miktarları da birbirine eşittir ve farkı açıklayamaz. Bu nedenle A gösterilemez. Yönetmeliğe uygun yapılar aynı sarsıntıda daha az hasar görür (B). Gevşek alüvyal zemin sarsıntıyı büyütür (C). Kalabalık ve sık yapılaşmış kentte kayıp artar (D) ve insanların binada bulunduğu gece saatlerinde can kaybı yükselir (E). Cevap A.
Zor · Test 9
Soru 45Ege Bölgesi'nde doğu-batı doğrultulu horst ve grabenlerin oluşturduğu çöküntü ovalarında sık sık orta şiddette depremler meydana gelmektedir. Buna göre bu depremlerin oluşum biçimi aşağıdakilerden hangisiyle açıklanır?
- A)Bölgede etkin volkanların sürekli püskürmesi
- B)Bölgede karstik mağara tavanlarının yaygın biçimde çökerek boşluk oluşturması
- C)Baraj göllerinin ağırlığıyla zeminin sıkışması
- D)Bölgenin gerilme kuvvetleriyle normal faylar boyunca parçalanması
- E)Akarsu aşındırmasının yamaç dengesini bozması
Çözümü göster
Doğru cevap: D. Batı Anadolu'da yer kabuğu kuzey-güney yönlü gerilmeye uğradığı için normal faylar boyunca bloklar yükselmiş (horst) ve çökmüştür (graben); Gediz ve Büyük Menderes çöküntü ovaları bu sistemin ürünüdür. Bu fayların hareketi bölgede sık ama genellikle Kuzey Anadolu Fayı'na göre daha düşük büyüklükte depremler doğurur. Ege'de sönmüş volkanik şekiller bulunsa da etkin volkan olmadığından volkanik açıklama geçersizdir.
Orta · Test 3
5.Kuzey Anadolu Fay Hattı (KAF)
Türkiye'nin en uzun ve en etkin fayıdır. Doğuda Karlıova'dan (Bingöl) başlar; Erzincan, Tokat (Niksar), Amasya, Bolu, Sakarya (Adapazarı) ve İzmit üzerinden Marmara Denizi'ne, oradan Saros Körfezi'ne uzanır. Sağ yönlü doğrultu atımlı bir faydır; Anadolu levhası bu fay boyunca batıya kayar. 1939 Erzincan ile 1999 Gölcük ve Düzce depremleri bu hat üzerinde olmuştur.
Sınav ipucu: Soruda "Karlıova-Erzincan-Tokat-Amasya-Bolu-Sakarya-Marmara" güzergâhı ya da "sağ yönlü doğrultu atımlı" ifadesi geçiyorsa cevap KAF'tır.
Soru 44Türkiye'de Karlıova'dan başlayarak Erzincan, Tokat, Amasya, Bolu ve Sakarya üzerinden Marmara Denizi'ne uzanan, sağ yönlü doğrultu atımlı büyük bir kırık hattı bulunmaktadır. Buna göre bu fay hattının adı aşağıdakilerden hangisidir?
- A)Doğu Anadolu Fay Hattı
- B)Batı Anadolu graben sistemi
- C)Bitlis-Zagros bindirme kuşağı
- D)Kuzey Anadolu Fay Hattı
- E)Ölü Deniz Fay Hattı
Çözümü göster
Doğru cevap: D. Karlıova'dan Marmara'ya uzanan ve 20. yüzyılda birçok yıkıcı depreme kaynaklık eden hat Kuzey Anadolu Fay Hattı'dır. Doğu Anadolu Fay Hattı da Karlıova'dan başlar; ancak güneybatıya, Malatya-Kahramanmaraş üzerinden Hatay yönüne uzanır. İki hattın Karlıova'da birleşmesi, bunların karıştırılmasının başlıca nedenidir.
Orta · Test 3
Soru 129Türkiye'de Kuzey Anadolu Fay Hattı boyunca uzanan illerle Güneydoğu Anadolu'nun güney kesimindeki illerin deprem tehlike düzeyleri belirgin biçimde farklıdır. Bu farklılığın nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
- A)İki alanın yıllık sıcaklık ortalamalarının farklı olması
- B)İki alanın ortalama yükseltilerinin farklı olması
- C)İki alanın etkin fay kuşaklarına olan uzaklığının farklı olması
- D)İki alandaki bitki örtüsünün farklı olması
- E)İki alandaki nüfus yoğunluğunun farklı olması
Çözümü göster
Doğru cevap: C. Deprem, yer kabuğundaki etkin fayların kırılmasıyla oluşur; bu nedenle tehlike düzeyini belirleyen temel ölçüt faya olan uzaklıktır. Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerindeki iller doğrudan kırık kuşağında yer alırken Güneydoğu Anadolu'nun güneyi bu kuşaktan uzakta, daha durağan bir platform üzerindedir. Sıcaklık, yükselti ve bitki örtüsü depremin oluşumuyla ilgili değildir (A, B ve D). Nüfus yoğunluğu depremin can kaybını etkiler, ancak tehlike düzeyini değiştirmez (E). Cevap C.
Zor · Test 9
Soru 45Ege Bölgesi'nde doğu-batı doğrultulu horst ve grabenlerin oluşturduğu çöküntü ovalarında sık sık orta şiddette depremler meydana gelmektedir. Buna göre bu depremlerin oluşum biçimi aşağıdakilerden hangisiyle açıklanır?
- A)Bölgede etkin volkanların sürekli püskürmesi
- B)Bölgede karstik mağara tavanlarının yaygın biçimde çökerek boşluk oluşturması
- C)Baraj göllerinin ağırlığıyla zeminin sıkışması
- D)Bölgenin gerilme kuvvetleriyle normal faylar boyunca parçalanması
- E)Akarsu aşındırmasının yamaç dengesini bozması
Çözümü göster
Doğru cevap: D. Batı Anadolu'da yer kabuğu kuzey-güney yönlü gerilmeye uğradığı için normal faylar boyunca bloklar yükselmiş (horst) ve çökmüştür (graben); Gediz ve Büyük Menderes çöküntü ovaları bu sistemin ürünüdür. Bu fayların hareketi bölgede sık ama genellikle Kuzey Anadolu Fayı'na göre daha düşük büyüklükte depremler doğurur. Ege'de sönmüş volkanik şekiller bulunsa da etkin volkan olmadığından volkanik açıklama geçersizdir.
Orta · Test 3
6.Doğu Anadolu Fay Hattı (DAF)
Karlıova'dan güneybatıya doğru Bingöl, Elazığ, Malatya, Adıyaman ve Kahramanmaraş üzerinden Hatay'a uzanır; burada Ölü Deniz Fayı ile birleşir. Sol yönlü doğrultu atımlı bir faydır; KAF ile Karlıova'da kesişir ve iki fay birlikte Anadolu'nun batıya doğru sıkışıp kaymasını açıklar. 2020 Elazığ (Sivrice) ve 2023 Kahramanmaraş depremleri bu hattın ürünüdür.
Sınav ipucu: KAF ile DAF'ın kesiştiği yer Karlıova'dır; "iki büyük fayın birleştiği yer" sorusunda Bingöl işaretlenir. Yön sorusunda KAF sağ, DAF sol.
Soru 44Türkiye'de Karlıova'dan başlayarak Erzincan, Tokat, Amasya, Bolu ve Sakarya üzerinden Marmara Denizi'ne uzanan, sağ yönlü doğrultu atımlı büyük bir kırık hattı bulunmaktadır. Buna göre bu fay hattının adı aşağıdakilerden hangisidir?
- A)Doğu Anadolu Fay Hattı
- B)Batı Anadolu graben sistemi
- C)Bitlis-Zagros bindirme kuşağı
- D)Kuzey Anadolu Fay Hattı
- E)Ölü Deniz Fay Hattı
Çözümü göster
Doğru cevap: D. Karlıova'dan Marmara'ya uzanan ve 20. yüzyılda birçok yıkıcı depreme kaynaklık eden hat Kuzey Anadolu Fay Hattı'dır. Doğu Anadolu Fay Hattı da Karlıova'dan başlar; ancak güneybatıya, Malatya-Kahramanmaraş üzerinden Hatay yönüne uzanır. İki hattın Karlıova'da birleşmesi, bunların karıştırılmasının başlıca nedenidir.
Orta · Test 3
7.Batı Anadolu (Ege) fay sistemi
Ege Bölgesi'nde kuzey-güney yönlü gerilme sonucu doğu-batı doğrultulu horst (yüksek blok) ve graben (çöküntü) sistemi oluşmuştur; Gediz, Küçük Menderes ve Büyük Menderes ovaları birer grabendir. Buradaki kırıklar blokların çöktüğü eğim atımlı (normal) faylardır; depremler sık fakat genellikle orta büyüklüktedir. Aynı kırık sistemi Ege'deki jeotermal kaynak zenginliğini de açıklar.
Sınav ipucu: "Çöküntü ovalarında sık ve orta şiddette deprem" ifadesi Ege graben sistemini anlatır; oluşum biçimi olarak "blokların kırık boyunca çökmesi" seçilir.
Soru 45Ege Bölgesi'nde doğu-batı doğrultulu horst ve grabenlerin oluşturduğu çöküntü ovalarında sık sık orta şiddette depremler meydana gelmektedir. Buna göre bu depremlerin oluşum biçimi aşağıdakilerden hangisiyle açıklanır?
- A)Bölgede etkin volkanların sürekli püskürmesi
- B)Bölgede karstik mağara tavanlarının yaygın biçimde çökerek boşluk oluşturması
- C)Baraj göllerinin ağırlığıyla zeminin sıkışması
- D)Bölgenin gerilme kuvvetleriyle normal faylar boyunca parçalanması
- E)Akarsu aşındırmasının yamaç dengesini bozması
Çözümü göster
Doğru cevap: D. Batı Anadolu'da yer kabuğu kuzey-güney yönlü gerilmeye uğradığı için normal faylar boyunca bloklar yükselmiş (horst) ve çökmüştür (graben); Gediz ve Büyük Menderes çöküntü ovaları bu sistemin ürünüdür. Bu fayların hareketi bölgede sık ama genellikle Kuzey Anadolu Fayı'na göre daha düşük büyüklükte depremler doğurur. Ege'de sönmüş volkanik şekiller bulunsa da etkin volkan olmadığından volkanik açıklama geçersizdir.
Orta · Test 3
Soru 58Türkiye'de orman yangınlarının en sık görüldüğü yöre Akdeniz ve Ege kıyılarıdır ve yangınlar özellikle yaz aylarında yoğunlaşır. Buna göre bu durumun iklimle ilgili nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
- A)Yaz yağışlarının yıl içindeki en yüksek değere ulaşması
- B)Kış sıcaklıklarının donma noktasının altına inmesi
- C)Yıllık sıcaklık farkının ülke genelindeki en yüksek değerde olması
- D)Nemliliğin yaz boyunca sürekli olarak artması
- E)Yaz mevsiminin sıcak ve kurak geçmesi
Çözümü göster
Doğru cevap: E. Akdeniz iklim bölgesinde yazlar sıcak ve kurak geçer; bu koşullarda maki ve kızılçam örtüsündeki nem oranı düşerek bitkiler kolay tutuşur duruma gelir. Kuru ve sıcak rüzgârlar da başlayan yangının hızla yayılmasına yol açar. Yangınların çıkış nedeni çoğunlukla insan kaynaklı olsa da yayılmayı belirleyen etmen yaz kuraklığıdır.
Orta · Test 4
Soru 44Türkiye'de Karlıova'dan başlayarak Erzincan, Tokat, Amasya, Bolu ve Sakarya üzerinden Marmara Denizi'ne uzanan, sağ yönlü doğrultu atımlı büyük bir kırık hattı bulunmaktadır. Buna göre bu fay hattının adı aşağıdakilerden hangisidir?
- A)Doğu Anadolu Fay Hattı
- B)Batı Anadolu graben sistemi
- C)Bitlis-Zagros bindirme kuşağı
- D)Kuzey Anadolu Fay Hattı
- E)Ölü Deniz Fay Hattı
Çözümü göster
Doğru cevap: D. Karlıova'dan Marmara'ya uzanan ve 20. yüzyılda birçok yıkıcı depreme kaynaklık eden hat Kuzey Anadolu Fay Hattı'dır. Doğu Anadolu Fay Hattı da Karlıova'dan başlar; ancak güneybatıya, Malatya-Kahramanmaraş üzerinden Hatay yönüne uzanır. İki hattın Karlıova'da birleşmesi, bunların karıştırılmasının başlıca nedenidir.
Orta · Test 3
8.Deprem riskinin düşük olduğu alanlar
Büyük fay hatlarından uzak, eski ve sert kütlelerin ya da düz platoların bulunduğu yerlerde deprem riski azdır: Konya-Karaman çevresi (Tuz Gölü havzası), Kırşehir yöresi, Mardin-Şanlıurfa (Mardin eşiği) ve Ergene havzası (Edirne-Kırklareli). Buna karşılık nüfusun ve sanayinin yoğunlaştığı Marmara çevresi KAF üzerinde olduğu için en yüksek riskli alandır.
Sınav ipucu: "Deprem riski en az olan il" sorusunda Konya, Karaman, Mardin, Şanlıurfa, Kırşehir görüldüyse işaretle; Erzincan, Bingöl, Kocaeli, Hatay ise en riskli gruptur.
Soru 68Deprem riski yüksek bir kentte yürütülen kentsel dönüşüm çalışmaları planlanırken bazı ilkeler benimsenmiştir. Buna göre aşağıdakilerden hangisi bu ilkelerle bağdaşmaz?
- A)Yapıların güncel deprem yönetmeliğine göre projelendirilmesi
- B)Yeni yapıların dere yataklarının üzerine taşınması
- C)Zemin etütlerinin bağımsız kuruluşlarca denetlenmesi
- D)Toplanma alanlarının mahalle ölçeğinde ayrılması
- E)Bina yüksekliklerinin zemin özelliklerine göre sınırlandırılması
Çözümü göster
Doğru cevap: B. Dere yatakları hem taşkın riski taşır hem de gevşek alüvyal dolgu nedeniyle deprem sarsıntısını büyütür; bu alanlara yapı taşımak riski iki kat artırır. Güncel yönetmeliğe uygun projelendirme, bağımsız zemin etüdü denetimi, toplanma alanı ayrılması ve zemine göre kat sınırı ise zarar azaltmanın temel araçlarıdır. Afet güvenliğinde arazi seçiminin yapı kalitesi kadar belirleyici olduğu bu örnekte açıkça görülür.
Zor · Test 5
Soru 82Konya Ovası çevresinde aşırı yer altı suyu çekimi ve kuraklığın birlikte etkili olduğu alanlarda bitki örtüsü seyrelmiş, toprak verimliliğini yitirmiştir. Buna göre bu süreç hangi kavramla adlandırılır?
- A)Ötrofikasyon
- B)Asit yağmuru
- C)Sera etkisi
- D)Çölleşme
- E)Ozon incelmesi
Çözümü göster
Doğru cevap: D. Kurak ve yarı kurak alanlarda iklim koşulları ve insan etkinliklerinin birlikte toprak verimliliğini kalıcı biçimde düşürmesine çölleşme denir. Aşırı yer altı suyu çekimi, aşırı otlatma ve bilinçsiz sulama bu süreci hızlandırır; Konya Kapalı Havzası Türkiye'de riskin en yüksek olduğu alandır. Ötrofikasyon ve asit yağmuru su ve hava kirliliğiyle ilgili olduğundan toprak verimliliğinin yitirilmesini açıklamaz.
Orta · Test 6
Soru 90Bir ülkede elektrik üretiminde kömürden rüzgâr ve güneş enerjisine geçiş hızlandırılmıştır. Buna göre bu geçişin beklenen çevresel sonucu aşağıdakilerden hangisidir?
- A)Ülkedeki toplam elektrik tüketiminin kendiliğinden azalması
- B)Sera gazı salımının ve asit yağmuru riskinin azalması
- C)Ülkedeki deprem riskinin belirgin biçimde düşmesi
- D)Yer altı su kaynaklarının tümüyle yenilenmesi
- E)Ülkedeki toprak erozyonunun tamamen sona ermesi
Çözümü göster
Doğru cevap: B. Kömürün yanmasıyla açığa çıkan karbondioksit ve kükürt dioksit, sırasıyla küresel ısınmanın ve asit yağmurlarının başlıca kaynağıdır; rüzgâr ve güneşe geçiş bu salımları azaltır. Enerji kaynağının değişmesi tüketim miktarını, deprem riskini ya da erozyonu doğrudan belirlemez. Yenilenebilir kaynakların her çevre sorununu çözeceği düşüncesi, bu soruda ölçülen aşırı genelleme hatasıdır.
Zor · Test 6
9.Zemin, yapı kalitesi ve kentsel dönüşüm
Aynı büyüklükteki deprem, akarsuların biriktirdiği gevşek alüvyal zeminde sağlam kaya zemine göre çok daha fazla hasar yapar; alüvyon sarsıntıyı büyütür ve sıvılaşmaya yol açar. Can kaybını depremin büyüklüğünden çok yapı kalitesi, zemin seçimi, nüfus yoğunluğu ve hazırlık belirler; deprem sayısı değişmediği hâlde zararın artması riskli alanlardaki plansız kentleşmeyi anlatır. Kalıcı çözüm, riskli yapıların yönetmeliğe uygun yenilendiği kentsel dönüşüm, bağımsız yapı denetimi ve fay, dere yatağı ile gevşek zeminlerin imara kapatılmasıdır.
Sınav ipucu: "Aynı fay hattına eşit uzaklıkta iki yerleşme" sorusunda farkı yaratan zemindir; kentsel dönüşüm ilkeleri sorusunda "yoğunluğu artırmak" ya da "toplanma alanlarını imara açmak" bağdaşmayan seçenektir.
Soru 47Aynı büyüklükteki iki deprem, benzer nüfusa sahip iki yerleşmede meydana gelmiş; ancak birinde can kaybı çok yüksek, diğerinde oldukça düşük olmuştur. Buna göre bu farkın nedeni olarak aşağıdakilerden hangisi gösterilemez?
- A)Depremlerin büyüklük değerlerinin birbirinden farklı olması
- B)Yerleşmelerden birinin gevşek alüvyal zemin üzerine kurulmuş olması
- C)Binaların yapı denetimi ve yönetmeliklere uygunluk düzeyinin farklı olması
- D)Depremlerden birinin gece uyku saatlerinde meydana gelmiş olması
- E)Yerleşmelerden birinde odak derinliğinin daha sığ olması
Çözümü göster
Doğru cevap: A. Soruda depremlerin aynı büyüklükte olduğu verildiği için bu değişkenin farkı açıklaması olanaksızdır; bu nedenle gösterilemeyecek neden budur. Buna karşılık zemin özelliği, yapı kalitesi, depremin gerçekleştiği saat ve odak derinliği aynı büyüklükteki depremlerde bile can kaybını büyük ölçüde farklılaştırır. Öncüller arasında verilen bilgiyi neden olarak yeniden kullanmak, bu soru tipinde ölçülen temel hatadır.
Zor · Test 4
Soru 64İki yerleşmeden biri sağlam kaya zemin üzerine, diğeri ise akarsuyun biriktirdiği gevşek alüvyal zemin üzerine kurulmuştur. Her ikisi de aynı fay hattına eşit uzaklıktadır. Buna göre aynı depremde alüvyal zemin üzerindeki yerleşmede hasarın daha fazla olmasının nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
- A)Alüvyal zeminde depremin büyüklüğünün artması
- B)Alüvyal zeminde odak derinliğinin azalması
- C)Gevşek zeminin deprem dalgalarının tamamını soğurarak sönümlemesi
- D)Gevşek zeminin sarsıntıyı büyüterek daha uzun süre iletmesi
- E)Alüvyal zeminde artçı deprem sayısının azalması
Çözümü göster
Doğru cevap: D. Deprem dalgaları gevşek ve suya doygun alüvyal zeminlerde genlik kazanarak büyür, sarsıntı süresi uzar ve sıvılaşma görülebilir; bu nedenle aynı deprem bu zeminlerde çok daha ağır hasar bırakır. Depremin büyüklüğü ve odak derinliği ise kaynağa ait değerlerdir, zemine göre değişmez. Zeminin dalgaları soğuracağını düşünmek, gerçekte yaşanan büyütme etkisinin tam tersidir.
Orta · Test 5
Soru 68Deprem riski yüksek bir kentte yürütülen kentsel dönüşüm çalışmaları planlanırken bazı ilkeler benimsenmiştir. Buna göre aşağıdakilerden hangisi bu ilkelerle bağdaşmaz?
- A)Yapıların güncel deprem yönetmeliğine göre projelendirilmesi
- B)Yeni yapıların dere yataklarının üzerine taşınması
- C)Zemin etütlerinin bağımsız kuruluşlarca denetlenmesi
- D)Toplanma alanlarının mahalle ölçeğinde ayrılması
- E)Bina yüksekliklerinin zemin özelliklerine göre sınırlandırılması
Çözümü göster
Doğru cevap: B. Dere yatakları hem taşkın riski taşır hem de gevşek alüvyal dolgu nedeniyle deprem sarsıntısını büyütür; bu alanlara yapı taşımak riski iki kat artırır. Güncel yönetmeliğe uygun projelendirme, bağımsız zemin etüdü denetimi, toplanma alanı ayrılması ve zemine göre kat sınırı ise zarar azaltmanın temel araçlarıdır. Afet güvenliğinde arazi seçiminin yapı kalitesi kadar belirleyici olduğu bu örnekte açıkça görülür.
Zor · Test 5
10.Tsunami ve ikincil afetler
Deniz tabanındaki büyük depremler tsunamiye yol açar; kıyıda önce suyun hızla çekilmesi, ardından yüksek dalgaların vurması tipik belirtisidir. Türkiye'de Marmara ve Ege kıyılarında tarihte tsunami örnekleri vardır; 2020 İzmir depreminde Seferihisar kıyıları küçük ölçekli bir tsunamiyle karşılaşmıştır. Deprem sonrası çıkan yangınlar, tetiklenen heyelanlar ve altyapı kırılmasıyla yayılan salgınlar ise depremin doğurduğu ikincil afetlerdir.
Sınav ipucu: "Bir afetin başka afetleri tetiklemesi" sorusunda cevap ikincil (zincirleme) afetlerdir; deprem-yangın-tsunami-salgın dörtlüsü bu ilişkiyi anlatır.
Soru 105Büyük bir depremin ardından bir kentte yangınlar çıkmış, çevredeki dağlık kesimde yamaçlar kaymış, kıyıda deniz suyu karaya yürümüş ve içme suyu şebekesi kırıldığı için salgın hastalık riski doğmuştur. Buna göre, bu durum aşağıdakilerden hangisini gösterir?
- A)Depremin yalnızca yapıları etkileyen bir afet olduğunu
- B)Bir afetin başka afet ve sorunları tetikleyebileceğini
- C)Doğal afetlerin önceden kesin olarak kestirilebildiğini
- D)Afet zararlarının yalnızca kırsal alanlarda görüldüğünü
- E)Deprem büyüklüğünün afet zararını tek başına belirlediğini
Çözümü göster
Doğru cevap: B. Metinde anlatılanlar, depremin doğrudan yaptığı yapısal hasarın yanında yangın, heyelan, deniz suyunun karaya yürümesi ve altyapı kırılmasına bağlı salgın riski gibi ikincil olayların da ortaya çıkmasıdır. Bir afetin başka afet ve sorunları tetiklemesine afet zinciri denir; bu nedenle B doğrudur. A verilenle çelişir, etkiler yapılarla sınırlı kalmamıştır. C yanlıştır: depremin ne zaman olacağı bugünkü bilgiyle önceden kestirilemez, metinde de kestirime ilişkin bir bilgi yoktur. E yanlıştır; zararın büyüklüğünü depremin büyüklüğü kadar zemin özelliği, yapı kalitesi, nüfus yoğunluğu ve hazırlık düzeyi de belirler. D de yanlıştır, metinde zarar gören yer bir kenttir. Cevap B.
Zor · Test 7
Soru 66Bir kıyı yerleşmesinde deniz tabanında meydana gelen büyük bir depremin ardından, önce deniz suyunun kıyıdan hızla çekildiği, kısa süre sonra ise çok yüksek dalgaların kıyıyı vurduğu gözlenmiştir. Buna göre bu olay hangi afeti tanımlamaktadır?
- A)Fırtına kabarması
- B)Gelgit olayı
- C)Kıyı erozyonu
- D)Tsunami
- E)Kütle hareketi
Çözümü göster
Doğru cevap: D. Deniz tabanındaki ani düşey yer değiştirmenin su kütlesini harekete geçirmesiyle oluşan uzun dalgalara tsunami denir; kıyıda suyun önce çekilmesi bu afetin bilinen erken uyarı belirtisidir. Gelgit Ay ve Güneş'in çekim etkisiyle düzenli aralıklarla gerçekleşir ve depremle ilgisi yoktur. Fırtına kabarması ise alçak basınç ve kuvvetli rüzgârın ürünüdür, tektonik kökenli değildir.
Zor · Test 5
Soru 58Türkiye'de orman yangınlarının en sık görüldüğü yöre Akdeniz ve Ege kıyılarıdır ve yangınlar özellikle yaz aylarında yoğunlaşır. Buna göre bu durumun iklimle ilgili nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
- A)Yaz yağışlarının yıl içindeki en yüksek değere ulaşması
- B)Kış sıcaklıklarının donma noktasının altına inmesi
- C)Yıllık sıcaklık farkının ülke genelindeki en yüksek değerde olması
- D)Nemliliğin yaz boyunca sürekli olarak artması
- E)Yaz mevsiminin sıcak ve kurak geçmesi
Çözümü göster
Doğru cevap: E. Akdeniz iklim bölgesinde yazlar sıcak ve kurak geçer; bu koşullarda maki ve kızılçam örtüsündeki nem oranı düşerek bitkiler kolay tutuşur duruma gelir. Kuru ve sıcak rüzgârlar da başlayan yangının hızla yayılmasına yol açar. Yangınların çıkış nedeni çoğunlukla insan kaynaklı olsa da yayılmayı belirleyen etmen yaz kuraklığıdır.
Orta · Test 4
11.Heyelan (kütle hareketleri)
Heyelan, eğimli yamaçlardaki toprak ve kaya kütlelerinin yer çekimiyle kaymasıdır. Fazla eğim, bol yağış, killi ve geçirimsiz tabakaların kaymaya uygun dizilişi, bitki örtüsünün tahribi ve yamacı kazan yol yapımı heyelanı hazırlar. Türkiye'de en çok Karadeniz Bölgesi'nde (özellikle Doğu Karadeniz: Rize, Trabzon, Artvin) ve en çok ilkbaharda görülür; kar erimesiyle yağışın birleştiği aylar en tehlikelidir. Tortum, Sera, Abant ve Yedigöller heyelan set gölleridir.
Sınav ipucu: "Karadeniz'de ilkbahar-sonbahar yoğunluğu" sorusunda yağış, eğim ve kar erimesi birlikte istenir; yamacı ağaçlandırma ve drenaj önlemdir, yamaç eteğini kazmak ya da yamaca yük bindirmek önlem değildir.
Soru 51Türkiye'de heyelanların en sık görüldüğü bölge Karadeniz Bölgesi'dir ve olaylar özellikle ilkbahar ile sonbaharda yoğunlaşmaktadır. Buna göre bu durumun nedeni olarak aşağıdakilerden hangisi gösterilemez?
- A)Yamaç eğimlerinin fazla olması
- B)Bölgede yer kabuğunun sürekli volkanik etkinlik altında olması
- C)Killi ve marnlı, su tutan tabakaların yaygın bulunması
- D)Yağışların bu mevsimlerde artarak toprağı doygun hâle getirmesi
- E)Yol yarmalarıyla yamaç dengesinin bozulmuş olması
Çözümü göster
Doğru cevap: B. Heyelan; eğimli yamaç, su tutan geçirimsiz tabaka, yoğun yağış ve bozulan yamaç dengesi bir araya geldiğinde oluşur ve Karadeniz kıyıları bu koşulların tümünü barındırır. Yağışın arttığı ilkbahar ve sonbaharda toprak suya doyduğu için kütle hareketleri yoğunlaşır. Bölgede etkin volkanizma bulunmadığından bu seçenek neden olarak gösterilemez.
Orta · Test 4
Soru 109Aşağıdaki doğal afet – en sık görüldüğü yöre eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?
- A)Heyelan – Doğu Karadeniz kıyıları
- B)Çığ – Doğu Anadolu'nun yüksek kesimleri
- C)Orman yangını – Akdeniz ve Ege kıyıları
- D)Erozyon – İç Anadolu ve Doğu Anadolu
- E)Volkanik patlama – Marmara kıyıları
Çözümü göster
Doğru cevap: E. Türkiye'de Erciyes, Hasandağı ve Nemrut gibi volkanlar sönmüş durumdadır; ülkede püskürmesi beklenen etkin bir volkan yoktur ve Marmara kıyıları volkanik bir kuşak değildir, bu nedenle E yanlıştır. Bol yağış, killi-marnlı örtü ve dik yamaçlar Doğu Karadeniz'de heyelanı yaygınlaştırır (A). Kalın ve uzun süreli kar örtüsü Doğu Anadolu'da çığı (B), yaz kuraklığı ve kızılçam örtüsü Akdeniz ile Ege'de orman yangınını (C), cılız bitki örtüsü ve eğim ise iç kesimlerde erozyonu artırır (D). Cevap E.
Kolay · Test 8
Soru 25Bir izohips haritasında X bölümünde eşyükselti eğrileri birbirine çok yakın, Y bölümünde ise birbirinden oldukça uzak çizilmiştir. Buna göre Y bölümü için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
- A)Eğimin fazla olması nedeniyle akarsu aşındırması çok güçlüdür
- B)Yükseltinin çok fazla olması nedeniyle sürekli kar örtüsü görülür
- C)Eğimin az olması nedeniyle tarım ve yerleşme için daha elverişlidir
- D)Bakı etkisinin belirginleşmesi nedeniyle sıcaklık farkları en yüksektir
- E)Eğimin fazlalığı nedeniyle heyelan riski bölgenin en yüksek düzeyindedir
Çözümü göster
Doğru cevap: C. Eşyükselti eğrilerinin seyrekleşmesi, aynı yükselti farkının daha uzun bir yatay mesafede aşıldığını, yani eğimin azaldığını gösterir. Eğimin az olduğu düzlükler toprak tutunmasına, tarımsal etkinliğe, ulaşıma ve yerleşmeye elverişlidir. Eğri sıklığını yükseltiyle karıştıran aday, seyrek eğrilerden sürekli kar örtüsü ya da yüksek heyelan riski gibi sonuçlar çıkarma hatasına düşer.
Orta · Test 2
12.Sel ve taşkın
Sel, şiddetli yağış ya da hızlı kar erimesiyle suların yüzeyi kaplayarak yıkıcı biçimde akmasıdır; taşkın ise akarsuyun yatağından taşıp çevresini kaplamasıdır. Karadeniz kıyılarında her mevsim, Akdeniz'de kış cephe yağışlarıyla, iç ve doğu kesimlerde ilkbaharda kar erimesiyle görülür. Dere yataklarının imara açılması, orman alanlarının daralması ve kent yüzeyinin beton-asfaltla kaplanması, suyun toprağa sızmasını azaltıp yüzeysel akışı artırdığından zararı büyütür.
Sınav ipucu: Önlem sorusunda ağaçlandırma, sel kapanı ve taşkın seddesi, dere yatağını yapılaşmaya kapatma doğrudur; "yatağı daraltmak" ya da "yatağı imara açmak" yanlış seçenektir.
Soru 53Bir akarsu havzasında son yıllarda taşkın olaylarının sıklığı ve şiddeti belirgin biçimde artmıştır. Havzada bu süreçte orman alanları daralmış, dere yataklarının yakınına yoğun biçimde yapı yapılmıştır. Buna göre taşkınlardaki artışın temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
- A)Yüzeysel akışın hızlanması ve yatakların daraltılmış olması
- B)Havzadaki yıllık yağış toplamının kesin biçimde azalmış olması
- C)Akarsuyun taşıdığı alüvyonların tamamen ortadan kalkması
- D)Havzada yer altı su seviyesinin sürekli olarak yükselmesi
- E)Akarsu havzasının denize olan uzaklığının artmış olması
Çözümü göster
Doğru cevap: A. Bitki örtüsünün yok olması yağış sularının toprağa sızmasını azaltıp yüzeysel akışı hızlandırır; böylece yatağa ulaşan su hem daha çok hem de daha hızlı olur. Dere yatağına yapılan yapılar ise akışın kesitini daralttığından su kısa sürede yatağı aşar. Taşkının yalnızca yağış miktarına bağlı olduğunu düşünmek, insan kaynaklı arazi kullanımının payını görmezden gelen bir yanılgıdır.
Orta · Test 4
Soru 102Bir kentte son yıllarda dere yatakları imara açılmış, yağmur suyu kanalları yenilenmemiş, kent yüzeyi ise büyük ölçüde beton ve asfaltla kaplanmıştır. Bu kentte, geçmişte sorun yaratmayan şiddetteki sağanaklar artık su baskınlarına yol açmaktadır. Buna göre, bu duruma ilişkin olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
- A)Geçirimsiz yüzeylerin artması yüzeysel akışı çoğaltmıştır.
- B)Dere yataklarının daraltılması taşkın riskini büyütmüştür.
- C)Kentin yağmur suyu altyapısı yetersiz kalmıştır.
- D)Su baskınlarının nedeni yağış rejiminin değişmesidir.
- E)Arazi kullanım kararları afet riskini artırabilmektedir.
Çözümü göster
Doğru cevap: D. Metinde su baskınlarının, yağışın şiddeti artmadığı hâlde ortaya çıktığı açıkça belirtilmiştir: aynı şiddetteki sağanaklar geçmişte sorun yaratmazken artık baskına yol açmaktadır. Değişen şey yağış rejimi değil arazi kullanımı ve altyapıdır; bu nedenle D söylenemez. A söylenebilir: beton ve asfalt yüzeyler suyun toprağa sızmasını engeller, yağmurun neredeyse tamamı yüzeyde akışa geçer. B söylenebilir, imara açılarak daraltılan dere yatağı aynı su miktarını taşıyamaz ve su çevredeki yapılara yayılır. C, altyapının yenilenmediğinin metinde verilmesinden çıkar. E ise bu üç etkenin ortak dersidir; afet riski yalnızca doğal koşullarla değil insanın arazi kullanım kararlarıyla da belirlenir. Cevap D.
Zor · Test 7
Soru 54Aşağıdakilerden hangisi sel ve taşkın zararlarını azaltmaya yönelik önlemlerden biri değildir?
- A)Havzada ağaçlandırma çalışmalarının yaygınlaştırılması
- B)Taşkın kontrol barajlarının ve setlerin yapılması
- C)Dere yataklarının ıslah edilerek akışın düzenlenmesi
- D)Taşkın risk haritalarının hazırlanarak imar planına işlenmesi
- E)Dere yataklarının doldurularak üzerine konut yapılması
Çözümü göster
Doğru cevap: E. Dere yataklarının doldurularak yapılaşmaya açılması, suyun doğal akış yolunu kapattığı için taşkın zararını azaltmaz, aksine felaketin boyutunu büyütür. Ağaçlandırma yüzeysel akışı yavaşlatır, taşkın kontrol barajları ve setler suyu tutar, ıslah çalışmaları ise akışı düzenler. Türkiye'de sel kaynaklı can kayıplarının önemli bölümü yatak işgalinden kaynaklanmaktadır.
Kolay · Test 4
13.Çığ
Çığ, dik yamaçlarda biriken kar örtüsünün dengesini kaybedip aşağı kaymasıdır. Kalın kar, fazla eğim, yamacın ağaçsız olması ve ani sıcaklık değişimi, gürültü ya da yeni kar yükü gibi tetikleyiciler bir araya gelince oluşur. Türkiye'de en çok Doğu Anadolu'nun yüksek ve engebeli kesimlerinde (Hakkâri, Van, Bitlis, Bingöl, Tunceli, Erzurum) ve Doğu Karadeniz dağlarında, kış sonu ile ilkbahar başında görülür.
Sınav ipucu: Kalıcı önlem yamaç ağaçlandırması, kar perdeleri ve çığ tünelleridir; kontrollü patlatma geçici çözümdür, yamaçtaki ağaçları kesmek ise riski artırır.
Soru 55Çığ olaylarının Türkiye'de en sık görüldüğü yöre Doğu Anadolu'nun Hakkâri, Van, Bitlis ve Erzurum çevresidir. Buna göre bu duruma yol açan koşullar aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?
- A)Yağışın azlığı, sıcaklık değerlerinin yüksekliği ve toprak neminin fazlalığı
- B)Eğimin fazlalığı, kar örtüsünün kalınlığı ve bitki örtüsünün yetersizliği
- C)Yükseltinin azlığı, ormanların genişliği ve eğimin düşüklüğü
- D)Fay hatlarının sıklığı, volkanik etkinlik ve zemin gevşekliği
- E)Nüfus yoğunluğunun fazlalığı, sanayi kirliliği ve kentleşme hızı
Çözümü göster
Doğru cevap: B. Çığ; dik eğimli yamaçlarda kalın kar örtüsünün tutunamayarak harekete geçmesiyle oluşur ve bitki örtüsünün seyrek olduğu yamaçlarda kar kütlesini tutacak engel bulunmadığından risk artar. Doğu Anadolu yüksek, engebeli ve kışları uzun ve kar yağışlı olduğu için bu koşulları bir arada barındırır. Çığın deprem ya da volkanizmayla ilişkilendirilmesi, kütle hareketlerinin kaynağının karıştırılmasından doğar.
Orta · Test 4
Soru 121Türkiye'de kimi yörelerde kış aylarında yolların çığ nedeniyle kapanması sık görülen bir durumdur. Buna göre, bir yörede çığ olaylarının sık yaşanmasında aşağıdakilerden hangisinin etkisi yoktur?
- A)Yamaç eğiminin fazla olması
- B)Kar örtüsünün kalın ve uzun süreli olması
- C)Yamaçlardaki orman örtüsünün tahrip edilmiş olması
- D)Ani sıcaklık artışlarının kar kütlesini gevşetmesi
- E)Yörenin deniz seviyesine yakın bir düzlükte yer alması
Çözümü göster
Doğru cevap: E. Çığ, eğimli yamaçta biriken karın kaymasıyla oluşur; deniz seviyesine yakın bir düzlükte hem kalıcı kalın kar örtüsü hem de kaymayı sağlayacak eğim bulunmaz, bu nedenle E'nin çığ oluşumunda etkisi yoktur. Eğim kar kütlesinin kaymasını kolaylaştırır (A), kalın ve uzun süreli kar örtüsü kayacak malzemeyi biriktirir (B). Ormanın kesilmesi karı tutan engelleri ortadan kaldırır (C) ve ani ısınma kar tabakaları arasındaki tutunmayı zayıflatır (D). Cevap E.
Orta · Test 9
Soru 57İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu'da bazı yıllarda yağışların uzun süre ortalamanın altında kalması, tarımsal üretimi ve su kaynaklarını olumsuz etkilemektedir. Buna göre bu afetin sonuçlarından biri olarak aşağıdakilerden hangisi gösterilemez?
- A)Tahıl üretiminde önemli oranda düşüş yaşanması
- B)Yer altı su seviyesinin belirgin biçimde yükselmesi
- C)Mera alanlarının zayıflayarak hayvancılığın olumsuz etkilenmesi
- D)Kırdan kente yönelen göç hareketlerinin hızlanması
- E)Toprağın erozyona karşı direncinin azalması
Çözümü göster
Doğru cevap: B. Kuraklık, beslenme kaynağı azaldığı için yer altı su seviyesini yükseltmez, tersine düşürür; bu nedenle gösterilemeyecek sonuç budur. Yağış açığı tahıl veriminde düşüşe, meraların zayıflamasına ve buna bağlı olarak kırsal geçim kaybı ile göçe yol açar. Bitki örtüsü zayıflayan toprak da rüzgâr ve su aşındırmasına karşı savunmasız kalır.
Orta · Test 4
14.Kuraklık, çölleşme ve Konya Ovası
Kuraklık, yağışların uzun süre ortalamanın altında kalmasıyla başlayan, yavaş gelişen bir afettir; önce meteorolojik, sonra tarımsal ve hidrolojik (akarsu-yer altı suyu) kuraklığa dönüşür. Türkiye'de en çok İç Anadolu'da (Tuz Gölü çevresi, Konya Ovası) ve Güneydoğu Anadolu'da etkilidir. Konya Ovası'nda aşırı yer altı suyu çekimi, bitki örtüsü kaybı ve rüzgâr erozyonu (Karapınar) birleşerek çölleşmeyi ve obruk oluşumunu hızlandırır.
Sınav ipucu: "Yağışların ortalamanın altında kalması" kuraklık, "toprağın verimini yitirip çorak alana dönüşmesi" çölleşmedir; Konya-Karapınar her iki sorunun da klasik örneğidir.
Soru 82Konya Ovası çevresinde aşırı yer altı suyu çekimi ve kuraklığın birlikte etkili olduğu alanlarda bitki örtüsü seyrelmiş, toprak verimliliğini yitirmiştir. Buna göre bu süreç hangi kavramla adlandırılır?
- A)Ötrofikasyon
- B)Asit yağmuru
- C)Sera etkisi
- D)Çölleşme
- E)Ozon incelmesi
Çözümü göster
Doğru cevap: D. Kurak ve yarı kurak alanlarda iklim koşulları ve insan etkinliklerinin birlikte toprak verimliliğini kalıcı biçimde düşürmesine çölleşme denir. Aşırı yer altı suyu çekimi, aşırı otlatma ve bilinçsiz sulama bu süreci hızlandırır; Konya Kapalı Havzası Türkiye'de riskin en yüksek olduğu alandır. Ötrofikasyon ve asit yağmuru su ve hava kirliliğiyle ilgili olduğundan toprak verimliliğinin yitirilmesini açıklamaz.
Orta · Test 6
Soru 60İlkbaharda hava sıcaklığının gece boyunca kısa süreliğine 0 °C'nin altına düşmesi, meyve ağaçlarının çiçeklerinin zarar görmesine yol açmaktadır. Buna göre bu meteorolojik afet hangisidir?
- A)Don olayı
- B)Dolu
- C)Hortum
- D)Sis
- E)Tarımsal kuraklık
Çözümü göster
Doğru cevap: A. Çiçeklenme dönemindeki ağaçların ani sıcaklık düşüşüyle zarar görmesine ilkbahar geç donu denir ve bu olay özellikle çukur alanlarda soğuk havanın çökmesiyle şiddetlenir. Dolu, buz taneleri hâlindeki yağışın bitkilere fiziksel zarar vermesidir ve sıcaklığın sıfırın altına inmesini gerektirmez. Kuraklık ise uzun süreli yağış açığıyla ilgili olduğundan tek bir gecelik olayla açıklanamaz.
Kolay · Test 4
Soru 88Aşağıdakilerden hangisi küresel ısınmanın beklenen sonuçlarından biri değildir?
- A)Okyanuslardaki buzul kütlesinin sürekli olarak kalınlaşması
- B)Deniz seviyesinin yükselerek kıyı alanlarını tehdit etmesi
- C)Kurak ve yarı kurak alanlarda çölleşme riskinin artması
- D)Bazı bitki ve hayvan türlerinin yaşam alanlarının daralması
- E)Aşırı hava olaylarının sıklığının ve şiddetinin artması
Çözümü göster
Doğru cevap: A. Küresel ısınmayla birlikte kutup ve dağ buzulları erimekte, bu erime deniz seviyesinin yükselmesine yol açmaktadır; buzul kütlesinin kalınlaşması bu süreçle bağdaşmaz. Isınmanın diğer beklenen sonuçları çölleşme riskinin artması, tür yaşam alanlarının daralması ve aşırı hava olaylarının sıklaşmasıdır. Bölgesel soğuma örneklerinden yola çıkarak küresel eğilimi tersine çevirmek, ölçek karıştırmasından doğan bir hatadır.
Orta · Test 6
15.Erozyon
Erozyon, toprağın su ve rüzgârla taşınmasıdır; Türkiye'de tarım topraklarının verimini düşüren en yaygın sorundur. Eğimli arazi, sağanak biçimindeki düzensiz yağış, bitki örtüsünün tahribi, aşırı otlatma, anız yakma, eğime paralel sürüm ve nadas erozyonu hızlandırır. Bitki örtüsünün gür olduğu Karadeniz kıyı kuşağında en az, bozkırın hâkim olduğu İç ve Doğu Anadolu'da en şiddetlidir. TEMA Vakfı erozyonla mücadele, ağaçlandırma ve doğal varlıkların korunması alanında çalışan sivil toplum kuruluşudur.
Sınav ipucu: "Erozyonu hızlandıran etken olarak gösterilemez" sorusunda ağaçlandırma, teraslama, eğime dik sürüm ve nöbetleşe ekim önlemdir; bunlar hızlandırıcı değildir.
Soru 81Türkiye'de tarım topraklarının verimini düşüren en yaygın sorun erozyondur. Buna göre erozyonu hızlandıran etken olarak aşağıdakilerden hangisi gösterilemez?
- A)Eğimli yamaçlarda teraslama yapılması
- B)Meraların taşıma kapasitesinin üzerinde otlatılması
- C)Orman alanlarının tarla açmak için yakılması
- D)Eğim yönünde sürüm yapılarak toprağın işlenmesi
- E)Anız örtüsünün yakılarak toprağın çıplak bırakılması
Çözümü göster
Doğru cevap: A. Teraslama, eğimli arazide yüzeysel akışın hızını kesip suyun toprağa sızmasını sağladığı için erozyonu azaltan bir önlemdir. Aşırı otlatma, orman yakma, eğim yönünde sürüm ve anız yakma ise bitki örtüsünü ve toprak yapısını zayıflatarak taşınmayı hızlandırır. Toprak koruma önlemleriyle erozyonu artıran uygulamaları ayırt edememek, bu soru tipindeki temel güçlüktür.
Orta · Test 6
Soru 86Türkiye'de erozyonla mücadele, ağaçlandırma ve doğal varlıkların korunması alanlarında çalışan sivil toplum kuruluşu aşağıdakilerden hangisidir?
- A)DSİ Genel Müdürlüğü
- B)MTA Genel Müdürlüğü
- C)TÜİK
- D)TCDD
- E)TEMA Vakfı
Çözümü göster
Doğru cevap: E. TEMA Vakfı, toprak erozyonuyla mücadele, ağaçlandırma ve doğal varlıkların korunması amacıyla kurulmuş bir sivil toplum kuruluşudur ve kamuoyu bilinçlendirme çalışmalarıyla öne çıkar. DSİ su yapılarını, MTA yer altı kaynaklarının araştırılmasını, TÜİK istatistik üretimini yürüten kamu kurumlarıdır. Sivil toplum kuruluşu ile kamu kurumu ayrımı bu soruda ölçülen temel noktadır.
Kolay · Test 6
Soru 119Türkiye'de en geniş alanda görülen ve en çok toprak kaybına yol açan doğal olay erozyondur. Aşağıdakilerden hangisi Türkiye'de erozyonun şiddetli olmasının nedenleri arasında gösterilemez?
- A)Arazinin engebeli ve eğimli olması
- B)İç kesimlerde bitki örtüsünün cılız olması
- C)Yağışların çoğunlukla kısa süreli sağanaklar biçiminde düşmesi
- D)Akarsu rejimlerinin yıl boyunca düzenli olması
- E)Eğimli yamaçların yanlış yöntemlerle tarıma açılması
Çözümü göster
Doğru cevap: D. Türkiye'de akarsu rejimleri düzensizdir; üstelik düzenli bir rejim, akımın ani yükselmediği anlamına geleceğinden erozyonu artıran değil azaltan bir koşuldur. Bu nedenle D bir neden olarak gösterilemez. Eğim, taşınmayı hızlandırır (A); cılız bitki örtüsü toprağı tutamaz (B). Sağanak yağışlar toprağı bir anda sürükler (C) ve eğimli arazinin yamaç yönünde sürülmesi taşınmayı kolaylaştırır (E). Cevap D.
Orta · Test 8
16.Orman yangınları
Türkiye'de orman yangınları en çok Akdeniz ve Ege kıyılarında (Antalya, Muğla, İzmir, Mersin, Çanakkale) ve yaz aylarında görülür. Nedeni iklimdir: uzun yaz kuraklığı, yüksek sıcaklık ve düşük nem bitkileri kurutur, reçineli kızılçam ormanları kolay tutuşur, rüzgâr yangını yayar. Yangınların büyük bölümü insan kaynaklıdır (ihmal, anız yakma, piknik ateşi). Nemli Karadeniz'de risk en azdır. Yangın sonrasında bitki örtüsü kalkan yamaçlarda erozyon ve sel riski artar.
Sınav ipucu: "Yangının iklimle ilgili nedeni" sorulursa yaz kuraklığı ve yüksek sıcaklık; "en az risk" sorulursa Karadeniz seçilir.
Soru 127Akdeniz ikliminin görüldüğü yörelerde kızılçam ormanları ve makiler yaygındır; bu yörelerde turizm ve ikinci konut yapılaşması da yoğundur. Aşağıdakilerden hangisi bu yörelerde orman yangını riskinin yüksek olmasının nedenleri arasında gösterilemez?
- A)Yaz aylarının sıcak ve kurak geçmesi
- B)Ormanların büyük bölümünün kışın yaprağını döken türlerden oluşması
- C)Bitki örtüsünün yaz kuraklığında kolay tutuşabilir hâle gelmesi
- D)Orman içinde ve kıyısında insan etkinliğinin yoğunlaşması
- E)Yaz aylarında kuru ve sıcak rüzgârların esmesi
Çözümü göster
Doğru cevap: B. Akdeniz kıyılarındaki ormanların ana ağacı, yıl boyunca yeşil kalan ve reçineli yapısı nedeniyle çok kolay tutuşan kızılçamdır; kışın yaprak döken türler bu yörelerde egemen değildir ve nemli yapraklarıyla yangını kolaylaştırmaz. Bu nedenle B gösterilemez. Yaz sıcaklığı ve kuraklığı örtüyü kurutur (A ve C). Turizm ile ikinci konutların ormana sokulması insan kaynaklı yangınları artırır (D) ve kuru sıcak rüzgârlar alevin yayılmasını hızlandırır (E). Cevap B.
Zor · Test 9
Soru 109Aşağıdaki doğal afet – en sık görüldüğü yöre eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?
- A)Heyelan – Doğu Karadeniz kıyıları
- B)Çığ – Doğu Anadolu'nun yüksek kesimleri
- C)Orman yangını – Akdeniz ve Ege kıyıları
- D)Erozyon – İç Anadolu ve Doğu Anadolu
- E)Volkanik patlama – Marmara kıyıları
Çözümü göster
Doğru cevap: E. Türkiye'de Erciyes, Hasandağı ve Nemrut gibi volkanlar sönmüş durumdadır; ülkede püskürmesi beklenen etkin bir volkan yoktur ve Marmara kıyıları volkanik bir kuşak değildir, bu nedenle E yanlıştır. Bol yağış, killi-marnlı örtü ve dik yamaçlar Doğu Karadeniz'de heyelanı yaygınlaştırır (A). Kalın ve uzun süreli kar örtüsü Doğu Anadolu'da çığı (B), yaz kuraklığı ve kızılçam örtüsü Akdeniz ile Ege'de orman yangınını (C), cılız bitki örtüsü ve eğim ise iç kesimlerde erozyonu artırır (D). Cevap E.
Kolay · Test 8
Soru 58Türkiye'de orman yangınlarının en sık görüldüğü yöre Akdeniz ve Ege kıyılarıdır ve yangınlar özellikle yaz aylarında yoğunlaşır. Buna göre bu durumun iklimle ilgili nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
- A)Yaz yağışlarının yıl içindeki en yüksek değere ulaşması
- B)Kış sıcaklıklarının donma noktasının altına inmesi
- C)Yıllık sıcaklık farkının ülke genelindeki en yüksek değerde olması
- D)Nemliliğin yaz boyunca sürekli olarak artması
- E)Yaz mevsiminin sıcak ve kurak geçmesi
Çözümü göster
Doğru cevap: E. Akdeniz iklim bölgesinde yazlar sıcak ve kurak geçer; bu koşullarda maki ve kızılçam örtüsündeki nem oranı düşerek bitkiler kolay tutuşur duruma gelir. Kuru ve sıcak rüzgârlar da başlayan yangının hızla yayılmasına yol açar. Yangınların çıkış nedeni çoğunlukla insan kaynaklı olsa da yayılmayı belirleyen etmen yaz kuraklığıdır.
Orta · Test 4
17.Meteorolojik afetler: don, dolu, fırtına, sis, hortum
İlkbaharda sıcaklığın geceleri kısa süreliğine 0 °C'nin altına inmesiyle görülen geç donlar çiçek açmış meyve ağaçlarına zarar verir; İç ve Doğu Anadolu'da (Malatya kayısısı gibi) meyveciliğin en büyük tehdididir. Dolu ilkbahar-yaz aylarında yükselim yağışlarıyla iç bölgelerde; fırtına ve tipi kışın Doğu Anadolu ile kıyılarda; sis kışın Marmara'da ve soğuk hava çukurlarında; hortum ise Antalya kıyılarında görülür.
Sınav ipucu: "Meyve ağaçlarının çiçeklerinin zarar görmesi" sorusunda cevap don olayıdır; don, deprem gibi jeolojik değil meteorolojik afettir.
Soru 60İlkbaharda hava sıcaklığının gece boyunca kısa süreliğine 0 °C'nin altına düşmesi, meyve ağaçlarının çiçeklerinin zarar görmesine yol açmaktadır. Buna göre bu meteorolojik afet hangisidir?
- A)Don olayı
- B)Dolu
- C)Hortum
- D)Sis
- E)Tarımsal kuraklık
Çözümü göster
Doğru cevap: A. Çiçeklenme dönemindeki ağaçların ani sıcaklık düşüşüyle zarar görmesine ilkbahar geç donu denir ve bu olay özellikle çukur alanlarda soğuk havanın çökmesiyle şiddetlenir. Dolu, buz taneleri hâlindeki yağışın bitkilere fiziksel zarar vermesidir ve sıcaklığın sıfırın altına inmesini gerektirmez. Kuraklık ise uzun süreli yağış açığıyla ilgili olduğundan tek bir gecelik olayla açıklanamaz.
Kolay · Test 4
Soru 61Aşağıdaki afetlerden hangisi meteorolojik kökenli afetler arasında yer almaz?
- A)Heyelan
- B)Dolu
- C)Hortum
- D)Fırtına
- E)Kuraklık
Çözümü göster
Doğru cevap: A. Meteorolojik afetler atmosfer olaylarından doğar; dolu, hortum, fırtına ve kuraklık bu grubun tipik örnekleridir. Heyelan ise yer çekiminin etkisiyle gerçekleşen bir kütle hareketi olduğundan jeomorfolojik kökenli afetler arasında sayılır. Yağışın heyelanı tetiklemesi, bu afetin meteorolojik sanılmasına yol açan başlıca karışıklıktır.
Orta · Test 5
Soru 117Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP); Fırat ve Dicle havzalarındaki sulama ve enerji yatırımlarının yanı sıra tarım, sanayi, ulaştırma, eğitim ve sağlık alanlarını da kapsayan çok sektörlü bir bölgesel kalkınma projesidir. Buna göre, proje tamamlandığında bölgede aşağıdakilerden hangisinin gerçekleşmesi beklenmez?
- A)Sulanabilen tarım alanlarının genişlemesi
- B)Tarıma dayalı sanayi tesislerinin çoğalması
- C)Hidroelektrik üretiminin artması
- D)Bölgeden başka bölgelere verilen göçün azalması
- E)Bölgenin yıllık yağış miktarının Karadeniz kıyılarındaki düzeye çıkması
Çözümü göster
Doğru cevap: E. GAP, sulama ve enerji altyapısıyla üretimi artırmayı amaçlar; ancak bir bölgenin yağış rejimi ve miktarı hava kütlelerinin hareketine ve yer şekillerine bağlıdır. Baraj gölleri yakın çevrede nemi bir miktar artırsa da bölgenin yağışını Karadeniz düzeyine çıkarmaz, bu nedenle E beklenmez. Sulama şebekeleri sulanan alanı genişletir (A), artan ve çeşitlenen ürün tarıma dayalı sanayiyi besler (B). Barajlar elektrik üretimini yükseltir (C) ve yörede iş olanağı arttıkça dışarıya verilen göç azalır (D). Cevap E.
Orta · Test 8
18.Afet yönetimi döngüsü, AFAD ve DASK
Çağdaş afet yönetimi, afet öncesi risk yönetimini (zarar azaltma, hazırlık) ve afet sonrası kriz yönetimini (müdahale, iyileştirme) kapsayan bir döngüdür; ağırlık afet olmadan riski azaltmaya verilir. Türkiye'de afet ve acil durumlarda hazırlık, müdahale ve iyileştirmeyi tek elden yürüten kurum, 2009'da kurulan ve İçişleri Bakanlığı'na bağlı AFAD'dır; Kızılay gönüllülük esaslı yardım kuruluşudur. 1999 Marmara Depremi sonrasında kurulan DASK, konutlar için zorunlu deprem sigortasını yürütür; amacı depremin maddi zararını primlerle paylaşarak vatandaşın ve devletin yükünü hafifletmektir.
Sınav ipucu: "Tek elden yürüten kurum" AFAD; "zorunlu sigortanın temel işlevi" depremi önlemek değil maddi zararı karşılamaktır. Uzun vadeli strateji sorusunda "yalnızca afet sonrası yardım dağıtmak" kapsam dışıdır.
Soru 62Türkiye'de afet ve acil durumlarda hazırlık, müdahale ve iyileştirme çalışmalarını tek elden yürüten kurum aşağıdakilerden hangisidir?
- A)TEMA
- B)MTA
- C)AFAD
- D)DSİ
- E)TÜİK
Çözümü göster
Doğru cevap: C. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), afet öncesi risk azaltma, afet sırasında müdahale ve sonrasında iyileştirme çalışmalarını koordine eden kurumdur. MTA yer altı kaynaklarının araştırılmasıyla, DSİ su yapılarıyla, TÜİK ise istatistik üretimiyle görevlidir. TEMA ise erozyonla mücadele alanında çalışan bir sivil toplum kuruluşudur.
Kolay · Test 5
19.Deprem öncesi, sırası ve sonrası davranışlar
Öncesi: yapıyı denetletme, eşyaları sabitleme, acil durum çantası ve aile afet planı hazırlama, tatbikat, sigorta. Sırası: bina içinde sağlam bir eşyanın yanında çök-kapan-tutun; pencere, balkon, asansör ve merdivenden uzak durma. Sonrası: gaz, elektrik ve su vanalarını kapatma, artçılara karşı binadan düzenli çıkma, telefon hatlarını meşgul etmeme. Dış yardımın gecikebileceği ilk 72 saat için her hanede su, gıda, ilaç, el feneri, pilli radyo ve düdük bulunmalıdır.
Sınav ipucu: "Sırasında" sorusunda asansöre binmek ya da merdivene koşmak yanlış; "sonrasında" sorusunda kibrit çakmak ve yaralıları gelişigüzel taşımak yanlıştır.
Soru 69Bir ilçede afet sonrası ilk 72 saatte dış yardımın ulaşamayabileceği öngörülerek hazırlık yapılması istenmektedir. Buna göre hane düzeyinde yapılacak en uygun hazırlık aşağıdakilerden hangisidir?
- A)Bütün eşyaların üst katlara taşınarak depolanması
- B)Balkon ve teraslara ağır saksıların yerleştirilmesi
- C)İçme suyu, ilaç, el feneri ve belge içeren afet çantasının hazırlanması
- D)Kitaplıkların, dolapların ve rafların duvara hiç sabitlenmeden bırakılması
- E)Elektrik ve doğal gaz sayaçlarının kapatılarak sökülmesi
Çözümü göster
Doğru cevap: C. Afetin ilk saatlerinde ulaşım ve iletişim kesilebileceği için her hanenin su, ilaç, el feneri, düdük ve kimlik belgelerini içeren bir afet çantası bulundurması gerekir. Eşyaların sabitlenmemesi ya da ağır cisimlerin balkona konması ise sarsıntıda devrilme ve düşme riskini artıran yanlış davranışlardır. Sayaçların söküldüğü değil, sarsıntı sonrası vanaların kapatıldığı unutulmamalıdır.
Orta · Test 5
Soru 46Bir deprem sonrasında iki farklı ölçüm bildirilmiştir: birincisi depremde açığa çıkan enerjiyi, ikincisi ise depremin yeryüzündeki yapılarda ve insanlarda yarattığı etkiyi ifade etmektedir. Buna göre bu iki ölçüm sırasıyla aşağıdakilerden hangisidir?
- A)Şiddet ve büyüklük (magnitüd)
- B)Büyüklük (magnitüd) ve şiddet
- C)Odak derinliği ve dış merkez uzaklığı
- D)Dış merkez uzaklığı ve odak derinliği
- E)Artçı sarsıntı sayısı ve deprem süresi
Çözümü göster
Doğru cevap: B. Büyüklük, depremde açığa çıkan enerjinin aletsel ölçümüdür ve bir deprem için tek bir değerdir. Şiddet ise depremin yapılar ve insanlar üzerindeki etkisini anlatır; aynı depremin şiddeti merkeze uzaklığa, zemine ve yapı kalitesine göre yerden yere değişir. Bu iki kavramın sırasının ters kurulması, konudaki en yaygın hatadır.
Kolay · Test 4
20.Bölgesel kalkınma projeleri: amaç ve kurumsal çerçeve
Bölgesel kalkınma projeleri, bölgeler arasındaki gelişmişlik farklarını azaltmak, geri kalmış yörelerde gelir ve istihdamı artırarak göçü önlemek, doğal kaynakları planlı kullanmak amacıyla yürütülür. Sulama-enerji gibi tek sektörle sınırlı kalmayıp tarım, sanayi, ulaşım, eğitim ve sağlığı birlikte ele alanlara entegre proje denir. 2006'da kurulmaya başlanan 26 kalkınma ajansı Düzey-2 bölgelerinde bu amaca hizmet eder; Türkiye 12 Düzey-1, 26 Düzey-2 ve 81 Düzey-3 (il) bölgesine ayrılmıştır.
Sınav ipucu: "Bölgeler arası gelişmişlik farkını azaltma" bütün projelerin ortak amacıdır; proje adı sorulmuşsa il ve akarsu ipuçlarına bak.
Soru 103Türkiye'de bölgeler arasındaki gelişmişlik farklarını azaltmak amacıyla bölgesel kalkınma projeleri yürütülmektedir. Bunlardan Konya Ovası Projesi (KOP), İç Anadolu'nun güneyindeki geniş düzlükleri kapsamaktadır. Buna göre, bu projenin öncelikle çözmeyi amaçladığı sorun aşağıdakilerden hangisidir?
- A)Aşırı yağış ve taşkın riskinin artması
- B)Su kıtlığı ve sulama gereksinimi
- C)Deniz kirliliğinin giderek artması
- D)Çığ düşmesi tehlikesinin artması
- E)Heyelan olaylarının sık yaşanması
Çözümü göster
Doğru cevap: B. Konya Ovası Projesi'nin kapsadığı alan Türkiye'nin en az yağış alan yöresidir; kapalı havza niteliğindeki Konya Bölümü'nde yıllık yağış yer yer 300 milimetrenin altına iner ve tarım büyük ölçüde sulamaya bağlıdır. Bu nedenle projenin öncelikli konusu su kaynaklarının geliştirilmesi, sulama yatırımları ve suyun verimli kullanılmasıdır; doğru yanıt B'dir. A yanlıştır: yörenin sorunu yağış fazlalığı değil azlığıdır. C yanlıştır, proje alanı denize kıyısı olmayan bir iç kesimdir. D ve E de yanlıştır; çığ, yükseltisi fazla ve kar kalınlığı yüksek dağlık alanların, heyelan ise çok yağışlı ve eğimli yamaçların sorunudur, düz ve kurak Konya düzlükleri bu koşulları taşımaz. Cevap B.
Kolay · Test 7
Soru 117Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP); Fırat ve Dicle havzalarındaki sulama ve enerji yatırımlarının yanı sıra tarım, sanayi, ulaştırma, eğitim ve sağlık alanlarını da kapsayan çok sektörlü bir bölgesel kalkınma projesidir. Buna göre, proje tamamlandığında bölgede aşağıdakilerden hangisinin gerçekleşmesi beklenmez?
- A)Sulanabilen tarım alanlarının genişlemesi
- B)Tarıma dayalı sanayi tesislerinin çoğalması
- C)Hidroelektrik üretiminin artması
- D)Bölgeden başka bölgelere verilen göçün azalması
- E)Bölgenin yıllık yağış miktarının Karadeniz kıyılarındaki düzeye çıkması
Çözümü göster
Doğru cevap: E. GAP, sulama ve enerji altyapısıyla üretimi artırmayı amaçlar; ancak bir bölgenin yağış rejimi ve miktarı hava kütlelerinin hareketine ve yer şekillerine bağlıdır. Baraj gölleri yakın çevrede nemi bir miktar artırsa da bölgenin yağışını Karadeniz düzeyine çıkarmaz, bu nedenle E beklenmez. Sulama şebekeleri sulanan alanı genişletir (A), artan ve çeşitlenen ürün tarıma dayalı sanayiyi besler (B). Barajlar elektrik üretimini yükseltir (C) ve yörede iş olanağı arttıkça dışarıya verilen göç azalır (D). Cevap E.
Orta · Test 8
Soru 128Doğu Anadolu Projesi (DAP) hayvancılığa ve tarımsal altyapıya; Doğu Karadeniz Projesi (DOKAP) ise turizme, çay-fındık tarımına ve ulaşıma ağırlık vermektedir. İki projenin öncelikli alanlarının birbirinden farklı olması aşağıdakilerden hangisiyle açıklanabilir?
- A)Projelerin başlatıldığı tarihlerin farklı olmasıyla
- B)Bölgelerin doğal ortam özellikleri ve ekonomik yapılarının farklı olmasıyla
- C)Bölgelerin yüz ölçümlerinin birbirinden farklı olmasıyla
- D)Bölgelerin toplam nüfus miktarlarının farklı olmasıyla
- E)Bölgelerin komşu ülkelere olan uzaklıklarının farklı olmasıyla
Çözümü göster
Doğru cevap: B. Bölgesel kalkınma projeleri, bölgenin var olan potansiyelini büyütmek üzere kurgulanır. Doğu Anadolu'da geniş çayır ve otlaklar ile kısa süren tarım mevsimi hayvancılığı öne çıkarırken, Doğu Karadeniz'de bol yağış çay ve fındık tarımını, yayla ve vadiler ise turizmi olanaklı kılar. Proje tarihleri öncelik alanını belirlemez (A). Yüz ölçümü ve nüfus miktarı projenin büyüklüğünü etkileyebilir ama hangi sektöre ağırlık verileceğini açıklamaz (C ve D). Her iki bölge de sınıra yakındır (E). Cevap B.
Zor · Test 9
21.GAP (Güneydoğu Anadolu Projesi): kapsam ve yapılar
Türkiye'nin en büyük ve en kapsamlı bölgesel kalkınma projesidir; Fırat ve Dicle havzalarındaki sulama ve enerji yatırımlarıyla başlamış, sonra entegre projeye dönüşmüştür. Dokuz ili kapsar: Adıyaman, Batman, Diyarbakır, Gaziantep, Kilis, Mardin, Siirt, Şanlıurfa, Şırnak. Fırat üzerindeki Atatürk Barajı Türkiye'nin en büyük barajı ve hidroelektrik santralidir; Şanlıurfa tünelleriyle Harran Ovası sulanır. Karakaya, Birecik ve Karkamış Fırat'ta, Ilısu Dicle üzerindedir; GAP İdaresi'nin merkezi Şanlıurfa'dadır.
Sınav ipucu: Haritada Fırat-Dicle arası taralıysa cevap GAP'tır; amacı "sulama ve enerji" ile başlar. Kilis GAP ilidir; Elazığ'daki Keban Barajı Fırat üzerindedir ama GAP kapsamında değildir.
Soru 117Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP); Fırat ve Dicle havzalarındaki sulama ve enerji yatırımlarının yanı sıra tarım, sanayi, ulaştırma, eğitim ve sağlık alanlarını da kapsayan çok sektörlü bir bölgesel kalkınma projesidir. Buna göre, proje tamamlandığında bölgede aşağıdakilerden hangisinin gerçekleşmesi beklenmez?
- A)Sulanabilen tarım alanlarının genişlemesi
- B)Tarıma dayalı sanayi tesislerinin çoğalması
- C)Hidroelektrik üretiminin artması
- D)Bölgeden başka bölgelere verilen göçün azalması
- E)Bölgenin yıllık yağış miktarının Karadeniz kıyılarındaki düzeye çıkması
Çözümü göster
Doğru cevap: E. GAP, sulama ve enerji altyapısıyla üretimi artırmayı amaçlar; ancak bir bölgenin yağış rejimi ve miktarı hava kütlelerinin hareketine ve yer şekillerine bağlıdır. Baraj gölleri yakın çevrede nemi bir miktar artırsa da bölgenin yağışını Karadeniz düzeyine çıkarmaz, bu nedenle E beklenmez. Sulama şebekeleri sulanan alanı genişletir (A), artan ve çeşitlenen ürün tarıma dayalı sanayiyi besler (B). Barajlar elektrik üretimini yükseltir (C) ve yörede iş olanağı arttıkça dışarıya verilen göç azalır (D). Cevap E.
Orta · Test 8
Soru 130Harran Ovası'nda sulamaya geçildikten sonra pamuk ekim alanı hızla genişlemiş, ancak drenajı yetersiz kalan bazı tarlalarda toprakta tuzlanma görülmüştür. Bu duruma bakarak, I. Sulamanın ürün deseninde değişikliğe yol açtığına II. Aşırı ve bilinçsiz sulamanın toprak verimini düşürebileceğine III. Yörede yağış rejiminin değiştiğine yargılarından hangilerine ulaşılabilir?
- A)Yalnız I
- B)Yalnız II
- C)I ve II
- D)II ve III
- E)I, II ve III
Çözümü göster
Doğru cevap: C. Sulamayla birlikte suyu çok isteyen pamuğun ekim alanının genişlemesi, ürün deseninin değiştiğini doğrudan gösterir (I). Drenajı yetersiz tarlalarda tuzlanma çıkması, fazla suyun süzülememesi sonucu toprağın veriminin düştüğünü ortaya koyar (II). Metinde yağış miktarına ya da rejimine ilişkin hiçbir veri yoktur; tuzlanma sulamanın sonucudur, yağış değişiminin değil. Bu nedenle III'ü içeren D ve E elenir. Cevap C.
Zor · Test 9
22.GAP'ın sonuçları ve sorunları
Sulama şebekelerinin tamamlanmasıyla kuru tarımdan sulu tarıma geçilmiş; pamuk ve mısır gibi sulu ürünler artmış, ürün deseni çeşitlenmiş, yılda birden fazla ürün alınmaya başlanmıştır. Tarıma dayalı sanayi (tekstil, gıda) ve enerji üretimi gelişmiş, işgücü talebi artmış, kentleşme hızlanmıştır. Olumsuz yanları: yanlış sulama ve drenaj eksikliğine bağlı tuzlanma-çoraklaşma, sıtma gibi hastalıklara zemin hazırlaması, baraj göllerinin tarihî yerleşmeleri (Zeugma, Hasankeyf) sular altında bırakması.
Sınav ipucu: "Sulanan alan yıllar içinde arttı" grafiğinde beklenen yargı: ürün çeşitlendi, verim ve gelir arttı, dışa göç azaldı; "nadas alanı arttı" ya da "kuru tarım genişledi" yanlıştır.
Soru 104Bir bölgede sulama şebekeleri tamamlanmış, tarımsal üretim çeşitlenmiş, tarıma dayalı sanayi tesisleri kurulmuş ve ulaşım ağı yenilenmiştir. Buna göre, bu bölgede aşağıdakilerden hangisinin gerçekleşmesi beklenmez?
- A)Kişi başına düşen gelirin yükselmesi
- B)Bölgeden dışarıya verilen göçün yavaşlaması
- C)Tarım ürünlerinin yerinde işlenme oranının artması
- D)Tarımda birim alandan elde edilen gelirin yükselmesi
- E)Bölgede tarım dışı iş olanaklarının daralması
Çözümü göster
Doğru cevap: E. Sulama şebekesinin tamamlanması birim alandan alınan ürünü ve geliri artırır; üretim çeşitlendikçe salça, yağ, tekstil gibi tarıma dayalı sanayi kolları kurulur ve ürün bölge dışına ham olarak çıkmak yerine yerinde işlenir. Bu nedenle A, C ve D beklenen sonuçlardır. Kurulan sanayi tesisleri ile yenilenen ulaşım ağı bölgede tarım dışı iş olanaklarını daraltmaz, tersine genişletir; bu yüzden E beklenmez. B de beklenir: gelir ve iş olanakları arttıkça bölge insanının geçim için başka bölgelere gitme gereksinimi azalır, verilen göç yavaşlar. Cevap E.
Zor · Test 7
Soru 117Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP); Fırat ve Dicle havzalarındaki sulama ve enerji yatırımlarının yanı sıra tarım, sanayi, ulaştırma, eğitim ve sağlık alanlarını da kapsayan çok sektörlü bir bölgesel kalkınma projesidir. Buna göre, proje tamamlandığında bölgede aşağıdakilerden hangisinin gerçekleşmesi beklenmez?
- A)Sulanabilen tarım alanlarının genişlemesi
- B)Tarıma dayalı sanayi tesislerinin çoğalması
- C)Hidroelektrik üretiminin artması
- D)Bölgeden başka bölgelere verilen göçün azalması
- E)Bölgenin yıllık yağış miktarının Karadeniz kıyılarındaki düzeye çıkması
Çözümü göster
Doğru cevap: E. GAP, sulama ve enerji altyapısıyla üretimi artırmayı amaçlar; ancak bir bölgenin yağış rejimi ve miktarı hava kütlelerinin hareketine ve yer şekillerine bağlıdır. Baraj gölleri yakın çevrede nemi bir miktar artırsa da bölgenin yağışını Karadeniz düzeyine çıkarmaz, bu nedenle E beklenmez. Sulama şebekeleri sulanan alanı genişletir (A), artan ve çeşitlenen ürün tarıma dayalı sanayiyi besler (B). Barajlar elektrik üretimini yükseltir (C) ve yörede iş olanağı arttıkça dışarıya verilen göç azalır (D). Cevap E.
Orta · Test 8
Soru 76Tarım alanlarında aşırı kullanılan azotlu ve fosforlu gübrelerin yağmur sularıyla göle taşınması sonucunda gölde alg ve yosunlar hızla çoğalmış, suyun oksijeni tükenerek balıklar ölmüştür. Buna göre bu süreç hangi kavramla adlandırılır?
- A)Asitleşme
- B)Tuzlanma
- C)Erozyon
- D)Aşırı buharlaşma
- E)Ötrofikasyon
Çözümü göster
Doğru cevap: E. Sulara karışan azot ve fosfor bileşiklerinin bitkisel üretimi aşırı artırarak su kütlesini besin bakımından zenginleştirmesine ötrofikasyon denir. Yüzeyi kaplayan alg örtüsü hem ışığı keser hem de ölüp ayrışırken suyun çözünmüş oksijenini tüketir; bu nedenle balık ölümleri görülür. Asitleşme ise farklı bir süreçtir ve suya karışan asit bileşiklerinin pH değerini düşürmesiyle ortaya çıkar.
Kolay · Test 6
23.DAP (Doğu Anadolu Projesi)
Doğu Anadolu Bölgesi'nin illerini (Erzurum, Kars, Ağrı, Van, Malatya, Elazığ, Bitlis, Muş, Hakkâri, Iğdır, Ardahan, Bingöl, Erzincan, Tunceli) kapsar. Bölgenin doğal koşullarına uygun olarak hayvancılığı geliştirmek (mera ıslahı, büyükbaş besicilik), tarım ve tarıma dayalı sanayiyi güçlendirmek, kış ve doğa turizmini (Palandöken, Sarıkamış) canlandırmak ve dışa göçü azaltmak hedefleriyle yürütülür. Proje idaresinin merkezi Erzurum'dadır.
Sınav ipucu: "Hayvancılık ve kış turizmi" vurgusu DAP'a işaret eder; GAP sulama, DAP hayvancılık-mera denklemiyle ayırt et. Bayburt ve Gümüşhane bugün DOKAP kapsamındadır.
Soru 128Doğu Anadolu Projesi (DAP) hayvancılığa ve tarımsal altyapıya; Doğu Karadeniz Projesi (DOKAP) ise turizme, çay-fındık tarımına ve ulaşıma ağırlık vermektedir. İki projenin öncelikli alanlarının birbirinden farklı olması aşağıdakilerden hangisiyle açıklanabilir?
- A)Projelerin başlatıldığı tarihlerin farklı olmasıyla
- B)Bölgelerin doğal ortam özellikleri ve ekonomik yapılarının farklı olmasıyla
- C)Bölgelerin yüz ölçümlerinin birbirinden farklı olmasıyla
- D)Bölgelerin toplam nüfus miktarlarının farklı olmasıyla
- E)Bölgelerin komşu ülkelere olan uzaklıklarının farklı olmasıyla
Çözümü göster
Doğru cevap: B. Bölgesel kalkınma projeleri, bölgenin var olan potansiyelini büyütmek üzere kurgulanır. Doğu Anadolu'da geniş çayır ve otlaklar ile kısa süren tarım mevsimi hayvancılığı öne çıkarırken, Doğu Karadeniz'de bol yağış çay ve fındık tarımını, yayla ve vadiler ise turizmi olanaklı kılar. Proje tarihleri öncelik alanını belirlemez (A). Yüz ölçümü ve nüfus miktarı projenin büyüklüğünü etkileyebilir ama hangi sektöre ağırlık verileceğini açıklamaz (C ve D). Her iki bölge de sınıra yakındır (E). Cevap B.
Zor · Test 9
Soru 55Çığ olaylarının Türkiye'de en sık görüldüğü yöre Doğu Anadolu'nun Hakkâri, Van, Bitlis ve Erzurum çevresidir. Buna göre bu duruma yol açan koşullar aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?
- A)Yağışın azlığı, sıcaklık değerlerinin yüksekliği ve toprak neminin fazlalığı
- B)Eğimin fazlalığı, kar örtüsünün kalınlığı ve bitki örtüsünün yetersizliği
- C)Yükseltinin azlığı, ormanların genişliği ve eğimin düşüklüğü
- D)Fay hatlarının sıklığı, volkanik etkinlik ve zemin gevşekliği
- E)Nüfus yoğunluğunun fazlalığı, sanayi kirliliği ve kentleşme hızı
Çözümü göster
Doğru cevap: B. Çığ; dik eğimli yamaçlarda kalın kar örtüsünün tutunamayarak harekete geçmesiyle oluşur ve bitki örtüsünün seyrek olduğu yamaçlarda kar kütlesini tutacak engel bulunmadığından risk artar. Doğu Anadolu yüksek, engebeli ve kışları uzun ve kar yağışlı olduğu için bu koşulları bir arada barındırır. Çığın deprem ya da volkanizmayla ilişkilendirilmesi, kütle hareketlerinin kaynağının karıştırılmasından doğar.
Orta · Test 4
Soru 57İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu'da bazı yıllarda yağışların uzun süre ortalamanın altında kalması, tarımsal üretimi ve su kaynaklarını olumsuz etkilemektedir. Buna göre bu afetin sonuçlarından biri olarak aşağıdakilerden hangisi gösterilemez?
- A)Tahıl üretiminde önemli oranda düşüş yaşanması
- B)Yer altı su seviyesinin belirgin biçimde yükselmesi
- C)Mera alanlarının zayıflayarak hayvancılığın olumsuz etkilenmesi
- D)Kırdan kente yönelen göç hareketlerinin hızlanması
- E)Toprağın erozyona karşı direncinin azalması
Çözümü göster
Doğru cevap: B. Kuraklık, beslenme kaynağı azaldığı için yer altı su seviyesini yükseltmez, tersine düşürür; bu nedenle gösterilemeyecek sonuç budur. Yağış açığı tahıl veriminde düşüşe, meraların zayıflamasına ve buna bağlı olarak kırsal geçim kaybı ile göçe yol açar. Bitki örtüsü zayıflayan toprak da rüzgâr ve su aşındırmasına karşı savunmasız kalır.
Orta · Test 4
24.DOKAP (Doğu Karadeniz Projesi)
Doğu Karadeniz kıyı illeri Artvin, Rize, Trabzon, Giresun, Ordu ile iç kesimdeki Gümüşhane ve Bayburt'u kapsar; sonradan Samsun ve Tokat da eklenmiştir. Bölge ekonomisinin çay ve fındığa bağımlılığını azaltarak tarımı çeşitlendirmek (organik tarım, kivi, seracılık), yayla ve doğa turizmini geliştirmek, heyelan-sel gibi afetlere karşı kırsal altyapıyı iyileştirmek ve dışa göçü durdurmak temel amaçlarıdır. İdare merkezi Giresun'dadır.
Sınav ipucu: "Çay-fındık dışında gelir kaynağı" ya da "yayla turizmi" ifadesi DOKAP'ı gösterir; Samsun ve Tokat'ın hem DOKAP'ta hem Yeşilırmak projesinde olduğuna dikkat.
Soru 128Doğu Anadolu Projesi (DAP) hayvancılığa ve tarımsal altyapıya; Doğu Karadeniz Projesi (DOKAP) ise turizme, çay-fındık tarımına ve ulaşıma ağırlık vermektedir. İki projenin öncelikli alanlarının birbirinden farklı olması aşağıdakilerden hangisiyle açıklanabilir?
- A)Projelerin başlatıldığı tarihlerin farklı olmasıyla
- B)Bölgelerin doğal ortam özellikleri ve ekonomik yapılarının farklı olmasıyla
- C)Bölgelerin yüz ölçümlerinin birbirinden farklı olmasıyla
- D)Bölgelerin toplam nüfus miktarlarının farklı olmasıyla
- E)Bölgelerin komşu ülkelere olan uzaklıklarının farklı olmasıyla
Çözümü göster
Doğru cevap: B. Bölgesel kalkınma projeleri, bölgenin var olan potansiyelini büyütmek üzere kurgulanır. Doğu Anadolu'da geniş çayır ve otlaklar ile kısa süren tarım mevsimi hayvancılığı öne çıkarırken, Doğu Karadeniz'de bol yağış çay ve fındık tarımını, yayla ve vadiler ise turizmi olanaklı kılar. Proje tarihleri öncelik alanını belirlemez (A). Yüz ölçümü ve nüfus miktarı projenin büyüklüğünü etkileyebilir ama hangi sektöre ağırlık verileceğini açıklamaz (C ve D). Her iki bölge de sınıra yakındır (E). Cevap B.
Zor · Test 9
25.KOP (Konya Ovası Projesi)
İç Anadolu'nun güneyindeki Konya, Karaman, Aksaray ve Niğde illerini kapsayarak başlamış; sonradan Nevşehir, Yozgat, Kırıkkale ve Kırşehir de eklenmiştir. Türkiye'nin en kurak ve en geniş kapalı havzasında suyu doğru yönetmek temel amaçtır: Mavi Tünel ile Göksu (Akdeniz havzası) sularının Konya Ovası'na aktarılması, kapalı sistem ve damla sulamaya geçiş, aşırı yer altı suyu çekiminin, çölleşmenin ve obruk oluşumunun önlenmesi, tarımsal verimin ve tarıma dayalı sanayinin güçlendirilmesi. İdare merkezi Konya'dadır.
Sınav ipucu: "Kuraklık, yer altı suyu, obruk, havzalar arası su aktarımı" anahtarları KOP'u anlatır; GAP'ın simgesi nehir barajıysa KOP'un simgesi Mavi Tünel'dir.
Soru 103Türkiye'de bölgeler arasındaki gelişmişlik farklarını azaltmak amacıyla bölgesel kalkınma projeleri yürütülmektedir. Bunlardan Konya Ovası Projesi (KOP), İç Anadolu'nun güneyindeki geniş düzlükleri kapsamaktadır. Buna göre, bu projenin öncelikle çözmeyi amaçladığı sorun aşağıdakilerden hangisidir?
- A)Aşırı yağış ve taşkın riskinin artması
- B)Su kıtlığı ve sulama gereksinimi
- C)Deniz kirliliğinin giderek artması
- D)Çığ düşmesi tehlikesinin artması
- E)Heyelan olaylarının sık yaşanması
Çözümü göster
Doğru cevap: B. Konya Ovası Projesi'nin kapsadığı alan Türkiye'nin en az yağış alan yöresidir; kapalı havza niteliğindeki Konya Bölümü'nde yıllık yağış yer yer 300 milimetrenin altına iner ve tarım büyük ölçüde sulamaya bağlıdır. Bu nedenle projenin öncelikli konusu su kaynaklarının geliştirilmesi, sulama yatırımları ve suyun verimli kullanılmasıdır; doğru yanıt B'dir. A yanlıştır: yörenin sorunu yağış fazlalığı değil azlığıdır. C yanlıştır, proje alanı denize kıyısı olmayan bir iç kesimdir. D ve E de yanlıştır; çığ, yükseltisi fazla ve kar kalınlığı yüksek dağlık alanların, heyelan ise çok yağışlı ve eğimli yamaçların sorunudur, düz ve kurak Konya düzlükleri bu koşulları taşımaz. Cevap B.
Kolay · Test 7
Soru 19Bir öğretmen, sınıfta kullanacağı haritayı fotokopi makinesinde büyütüp küçülterek çoğaltmayı planlamaktadır. Buna göre bu haritada çizgi ölçek kullanılmasının sağlayacağı üstünlük aşağıdakilerden hangisidir?
- A)Haritanın gösterdiği alanın kendiliğinden genişlemesini sağlaması
- B)Haritadaki ayrıntı düzeyini kâğıt boyutundan bağımsız olarak artırması
- C)Yer şekillerinin yükseltilerinin renklerle gösterilmesini zorunlu kılması
- D)Harita büyütülüp küçültüldüğünde ölçeğin geçerliliğini yitirmemesi
- E)Haritanın çizildiği projeksiyon türünden kaynaklanan bozulmaları gidermesi
Çözümü göster
Doğru cevap: D. Çizgi ölçek, uzunluğu haritayla birlikte değiştiği için harita büyütülüp küçültüldüğünde de doğru sonuç vermeye devam eder. Kesir ölçek ise sabit bir sayı olduğundan boyut değişince geçersizleşir. Çizgi ölçeğin ayrıntıyı artırdığı ya da projeksiyon bozulmalarını gidereceği düşüncesi ölçek ile projeksiyon kavramlarının karıştırılmasından kaynaklanır.
Orta · Test 2
Soru 98Aşağıdakilerden hangisi doğal kaynakların korunması ve sürdürülebilir kullanımı ilkesine aykırıdır?
- A)Atık suların arıtılarak yeniden kullanıma kazandırılması
- B)Damla sulama yöntemlerinin yaygınlaştırılması
- C)Ambalaj atıklarının kaynağında ayrıştırılması
- D)Yer altı sularının yenilenme hızının üzerinde çekilmesi
- E)Enerji verimliliği yüksek cihazların desteklenmesi
Çözümü göster
Doğru cevap: D. Yer altı sularının yenilenme hızını aşan biçimde çekilmesi su seviyesini kalıcı olarak düşürür, obruk oluşumuna ve çölleşmeye zemin hazırlar; bu nedenle sürdürülebilirlik ilkesine açıkça aykırıdır. Atık suyun geri kazanımı, damla sulama, atık ayrıştırma ve enerji verimliliği ise kaynak kullanımını azaltan uygulamalardır. Sürdürülebilirliğin ölçütü, kaynağın kendini yenileme hızının aşılmamasıdır.
Kolay · Test 7
26.ZBK (Zonguldak-Bartın-Karabük Projesi)
Batı Karadeniz'de Zonguldak, Bartın ve Karabük illerini kapsar. Bölge ekonomisi taşkömürü madenciliğine ve Karabük ile Ereğli'deki demir-çelik sanayisine bağımlıdır; madencilikteki daralma ve özelleştirmelerle ortaya çıkan işsizliğe karşı ekonomiyi çeşitlendirmek projenin çıkış noktasıdır. Turizm (Safranbolu, Amasra), orman ürünleri, küçük ve orta ölçekli sanayi, tarım ve liman-ulaşım yatırımlarıyla yeni istihdam alanları yaratmak ve göçü önlemek hedeflenir.
Sınav ipucu: "Taşkömürü ve demir-çeliğe bağımlılığı azaltma" ifadesi doğrudan ZBK'dir; üç ilin de eski Zonguldak idari alanından çıktığını hatırlamak kapsamı kolaylaştırır.
27.Yeşilırmak Havza Gelişim Projesi
Yeşilırmak'ın suladığı Amasya, Çorum, Samsun ve Tokat illerini kapsayan; il sınırı yerine akarsu havzasını esas alan ilk bölgesel projedir. Havzada erozyon ve taşkın kontrolü, su kirliliğinin önlenmesi, sulama ve tarımsal verimlilik, çevreyi koruyarak sürdürülebilir kalkınma hedeflenir. Dört ilin bir araya geldiği Yeşilırmak Havzası Kalkınma Birliği projeyi yürütmüştür.
Sınav ipucu: "Havza esaslı" ya da "Amasya-Çorum-Samsun-Tokat" ifadesi bu projeyi gösterir; Çorum'un deniz kıyısı olmadığı hâlde havza projesinde yer aldığını unutma.
Soru 44Türkiye'de Karlıova'dan başlayarak Erzincan, Tokat, Amasya, Bolu ve Sakarya üzerinden Marmara Denizi'ne uzanan, sağ yönlü doğrultu atımlı büyük bir kırık hattı bulunmaktadır. Buna göre bu fay hattının adı aşağıdakilerden hangisidir?
- A)Doğu Anadolu Fay Hattı
- B)Batı Anadolu graben sistemi
- C)Bitlis-Zagros bindirme kuşağı
- D)Kuzey Anadolu Fay Hattı
- E)Ölü Deniz Fay Hattı
Çözümü göster
Doğru cevap: D. Karlıova'dan Marmara'ya uzanan ve 20. yüzyılda birçok yıkıcı depreme kaynaklık eden hat Kuzey Anadolu Fay Hattı'dır. Doğu Anadolu Fay Hattı da Karlıova'dan başlar; ancak güneybatıya, Malatya-Kahramanmaraş üzerinden Hatay yönüne uzanır. İki hattın Karlıova'da birleşmesi, bunların karıştırılmasının başlıca nedenidir.
Orta · Test 3
Soru 15Gerçek alanı 1200 km² olan bir havza, 1/400.000 ölçekli bir haritada gösterilecektir. Buna göre bu havza haritada kaç cm² yer kaplar?
- A)75
- B)3
- C)30
- D)300
- E)750
Çözümü göster
Doğru cevap: A. Harita alanı = gerçek alan / payda² bağıntısı kullanılır; 1200 km² = 12.000.000.000.000 cm² ve payda² = (400.000)² = 160.000.000.000'dır. Bölme sonucunda 75 cm² bulunur. 400.000² değerini 160.000.000.000 yerine 400.000.000.000 olarak yanlış hesaplayan aday 30 cm² çeldiricisine, paydanın karesini alırken 4 katsayısını karesine almayıp 40.000.000.000 kullanan aday ise 300 cm² çeldiricisine ulaşır.
Zor · Test 1
Soru 77Bir gölde ötrofikasyon belirtileri saptanmıştır ve sorunun kaynağında havzadaki tarımsal etkinlik bulunmaktadır. Buna göre aşağıdakilerden hangisi bu sorunun çözümüne katkı sağlamaz?
- A)Gübrelemede toprak analizine dayalı ölçülü uygulamaya geçilmesi
- B)Göl çevresinde tampon bitki şeritlerinin oluşturulması
- C)Evsel atık suların arıtılmadan göle verilmesinin engellenmesi
- D)Fosfat içeren deterjanların kullanımının sınırlandırılması
- E)Havzada gübre kullanımının daha da yoğunlaştırılması
Çözümü göster
Doğru cevap: E. Ötrofikasyonun kaynağı suya ulaşan azot ve fosfor yüküdür; gübre kullanımını artırmak bu yükü büyütür ve sorunu ağırlaştırır. Toprak analizine dayalı ölçülü gübreleme, tampon bitki şeritleri, arıtma ve fosfatlı deterjanların sınırlandırılması ise besin girdisini azaltan etkili önlemlerdir. Kirliliğin kaynağını azaltmadan yalnızca gölde yapılacak müdahalelerin kalıcı çözüm sağlamayacağı unutulmamalıdır.
Orta · Test 6
Karıştırılan noktalar yan yana
| Proje | Kapsadığı iller ve temel amacı |
|---|---|
| GAP (Güneydoğu Anadolu Projesi) | Adıyaman, Batman, Diyarbakır, Gaziantep, Kilis, Mardin, Siirt, Şanlıurfa, Şırnak — Fırat-Dicle havzasında sulama ve enerji, entegre kalkınma; idare merkezi Şanlıurfa |
| DAP (Doğu Anadolu Projesi) | Erzurum, Kars, Ağrı, Van, Malatya, Elazığ, Bitlis, Muş, Hakkâri, Iğdır, Ardahan, Bingöl, Erzincan, Tunceli — hayvancılık ve mera ıslahı, kış turizmi, göçü azaltma; idare merkezi Erzurum |
| DOKAP (Doğu Karadeniz Projesi) | Artvin, Rize, Trabzon, Giresun, Ordu, Gümüşhane, Bayburt (sonradan Samsun ve Tokat) — çay-fındık dışında tarımı çeşitlendirme, yayla turizmi, afet altyapısı; idare merkezi Giresun |
| KOP (Konya Ovası Projesi) | Konya, Karaman, Aksaray, Niğde (sonradan Nevşehir, Yozgat, Kırıkkale, Kırşehir) — kuraklık ve yer altı suyu yönetimi, Mavi Tünel ile su aktarımı, obruk ve çölleşmeyle mücadele; idare merkezi Konya |
| ZBK Projesi | Zonguldak, Bartın, Karabük — taşkömürü ve demir-çeliğe bağımlılığı azaltma, turizm ve KOBİ ile yeni istihdam |
| Yeşilırmak Havza Gelişim Projesi | Amasya, Çorum, Samsun, Tokat — havza esaslı ilk proje; erozyon-taşkın kontrolü, su kirliliği, sürdürülebilir kalkınma |
| Kalkınma ajansları | 26 Düzey-2 bölgesi — 2006'dan itibaren; yerel kaynakları harekete geçirme, bölgeler arası gelişmişlik farkını azaltma |
| Bütün projelerin ortak amacı | Bölgeler arası gelişmişlik farkını azaltmak, göçü önlemek, doğal kaynakları planlı ve sürdürülebilir kullanmak |
Sık düşülen tuzaklar
- Büyüklük ile şiddet karıştırılır: büyüklük açığa çıkan enerjidir ve tek değerdir, şiddet yapılardaki etkidir ve yerden yere değişir.
- KAF ile DAF'ın yönü karıştırılır: KAF sağ yönlü, DAF sol yönlü doğrultu atımlı faydır; Ege'deki faylar ise doğrultu atımlı değil, blokların çöktüğü normal faylardır.
- "Doğal afetler önceden tahmin edilemez" genellemesi yanlıştır: deprem tahmin edilemez ama kuraklık, sel, fırtına ve çığ gibi meteorolojik afetler için erken uyarı yapılabilir.
- Heyelanın en sık görüldüğü mevsim kış sanılır; kar erimesiyle yağışın birleştiği ilkbahar en riskli mevsimdir, Karadeniz'de sonbahar yağışları da heyelanı artırır.
- Sel ile taşkın aynı sanılır: sel yağış sularının yüzeyden yıkıcı akışı, taşkın akarsuyun yatağından taşmasıdır; kentlerde selin büyümesinin nedeni betonlaşma ve dere yatağının imara açılmasıdır.
- Türkiye'de volkanik dağ çok diye volkanik afet riski yüksek sanılır; volkanlar etkin olmadığından risk düşüktür, asıl jeolojik tehlike depremdir.
- Keban Barajı Fırat üzerinde olduğu için GAP sanılır; Elazığ GAP ili değildir, GAP illeri Şanlıurfa, Diyarbakır, Gaziantep, Adıyaman, Mardin, Batman, Siirt, Şırnak ve Kilis'tir.
- Bayburt ve Gümüşhane Doğu Anadolu ili sanılıp DAP'a yazılır; ikisi de Karadeniz Bölgesi'ndedir ve DOKAP kapsamındadır.
- KOP'un amacı GAP gibi büyük nehir barajlarıyla enerji üretmek sanılır; KOP kapalı havzada su tasarrufu, havzalar arası aktarım (Mavi Tünel) ve kuraklıkla mücadele projesidir.
- AFAD ile Kızılay karıştırılır: afetlerde koordinasyonu tek elden yürüten kamu kurumu AFAD'dır, Kızılay gönüllülük esaslı yardım kuruluşudur.